X

Ebeveynlikte tetiklenme: Çocuklar neden sabrımızı bu kadar sınıyor?

Birçok ebeveyn için çocuk sahibi olmak, hayattaki en özel ve değerli deneyimdir. İnsana sevgi ve bağlılık gibi hislerin bambaşka bir boyutunu yaşatan bu özel deneyim, beraberinde sonsuz mutluluğu getirir. Ancak işin diğer tarafında bir anda gelen öfke ve bağırma gibi sonradan suçluluk uyandıran olumsuz duygular yatar. Siz de çocuğunuzun ağlaması, laf dinlememesi veya hiç susmaması karşısında zaman zaman sinir sisteminizde tetiklenme hissediyor olabilirsiniz. Aslında bu tür duygusal tepkiler, çocuğun davranışından çok ebeveynin geçmişinden gelen kalıplardan kaynaklanır. Dolayısıyla içinizde ihtiyaçları karşılanmamış veya duyguları bastırılmış bir çocuk varsa, çocuklarınıza verdiğiniz tepkinin kaynağı da burada saklı olabilir.

Ebeveynlikte tetiklenme nedir?

Son yıllarda ebeveyn psikolojisinde daha görünür hale gelen “tetiklenme” kavramı; geçmişte yoğun şekilde yaşanan deneyimlerin, belirli uyaranlar karşısında aktif olarak tekrar canlanma durumudur. Ebeveynler için bu durum sıklıkla çocuğun ağlama, inat etme, bir şey isteme gibi davranışları sonucu gelişir. Örneğin; odadaki ufak bir dağınıklık ya da uzun süren bir ağlama krizi, ebeveyn için bir anda patlama noktasına dönüşebilir. 

Aslında bu durumda verilen aşırı tepki, nadiren çocuğun davranışıyla ilgilidir. Çünkü tetiklenmenin söz konusu olması halinde, ebeveynin kendi çocukluğunda yaşadığı bir baskı veya kötü anı, bugünün içine sızarak kendini gösterir. İşin tehlikeli noktası, birçok ebeveynin bunun farkında olmaması ve yaşadığı krizi günlük olaylara bağlamasıdır. Oysa katı kuralların olduğu cezalandırıcı bir ortamda büyümek, sorunun temel nedenini oluşturur.

Ebeveynlikte tetiklenme nasıl önlenir?

Ebeveynlikteki duygusal tetiklenme, bir anlamda nesiller arası aktarılan psikolojik kalıplarının varlığını doğrular. Durumu dışarıdaki çocuğu eğitme işiyle bağdaştırmak, çocuğun da aynı kurallarla yetişip benzer kalıplar geliştirmesi ve bu kalıpları sonraki nesillere taşıması açısından risklidir. Çünkü dışsal uyarıcı etkisinde harekete geçen olumsuz tepki, birçok farklı şekilde ortaya çıkabilir. Döngüyü kırmak ise birkaç farkındalık kazanımı ile mümkün olabilir.

1. Duygusal tetikleyicileri tanımlayın

Çocuklar, yapıları gereği biraz ısrarcı, aceleci ve ilgiye muhtaç canlılardır. Hayattaki her şeyi sorgulayarak ve deneyerek öğrenen bu genç zihinlerin yüksek enerji seviyesine sahip olması da doğaldır. Hatta bunun tersi olması halinde farklı fiziksel sorunların varlığından söz edilebilir. Bu nedenle çocuğun, olması gerektiği halin getirisi olan davranışlarına sinirlendiğinizi fark ettiğiniz anda, bunun ondan değil de sizden kaynaklanıyor olabileceğini akla getirin. 

Elbette onun bir anda yerlere yatıp ağlama krizi geçirmesi fazlasıyla rahatsız edici ve zorlayıcı olabilir. Fakat onun davranışına bağırarak tepki vermek yerine, yapısı gereği bu yaptığını hatırlamak fayda sağlayabilir. Ardından kendinize odaklanarak, normal olması gereken bir davranıştan neden bu kadar rahatsız olduğunuzu sorgulayabilirsiniz. Bu sayede kim bilir, belki geçmişte yaşadığınız ve sizi uzun yıllardır içten içe kemiren bir anıyla tekrar yüzleşme cesareti kazanabilirsiniz. Bu da çocuğunuzun bazı davranışlarına daha fazla tahammül göstermenize yardımcı olabilir.

2. Tepki karşısında harekete geçmeden önce duraksayın

Genellikle sinir anında akla gelen ilk haliyle tepki vermek mantıklı değildir. Çocuğunuza anlık öfkeyle bağırdıktan sonra kendinizi sık sık suçlu ve pişman buluyorsanız, bu tür anlarda kendinizi frenlemeyi deneyebilirsiniz. Kriz anlarındaki en büyük rahatlamayı, otomatik olarak yapmaya alıştığımız nefese karşı kazanılacak farkındalık sağlar. Sadece birkaç dakika nefese odaklanmak ve art arda derin nefesler almak, aşırı uyaranlar tarafından tetiklenen sinirlerin gevşemesine yardımcı olur. Bu nedenle çocuğunuz sinirinizi bozan bir şey yaptığında, odayı kısa süreliğine terk edebilir ve kendi başınıza kalarak tüm odağı nefesinize yöneltebilirsiniz. Bunu düzenli alışkanlık haline getirdiğinizde, beyne doğrudan “dur” komutu verir ve geçmişten gelen travmaların bugünkü tepkilerinizi etkilemesini önleyebilirsiniz.

3. İçinizdeki çocuğu inceleyin

Birçok ebeveyn için kendini çocuk olarak düşünmek mümkün değildir. Söz konusu çocukluğun kötü anılarla dolu olması halinde, çok az kişi kendini tekrar aynı durumda hayal etmek ister. Ancak bugün çocuğunuza verdiğiniz tepkilerin altında sizin çocukluğunuz yatıyorsa, onunla yüzleşmenin farklı yollarını aramak ve iyileşemediğiniz deneyimleri tekrar açığa çıkarmak en iyi yöntem olabilir.

İç çocuk çalışmaları yaparken çeşitli günlük tutma pratikleri deneyebilirsiniz. Gün sonunda rutin haline getireceğiniz günlük alışkanlığı, kendi çocukluk deneyimlerinizi hem yazıya dökmenize hem de ihtiyaç duyduğunuzda paylaşmanıza yardımcı olur. Böylece sizi tetikleyen duygulardan özgürleşerek bu kriz dolu döngüyü kırabilirsiniz.

4. Kendinize şefkat gösterin

Tetiklenmek, kötü bir ebeveyn olduğunuzu göstermez. Aksine, yaşayan ve hisseden bir insan olmanın doğal sonucudur. Bu nedenle çocuğunuza sesinizi yükseltmiş olsanız bile sonradan kendinize aşırı yüklenmekten kaçının. Bunun yerine günümüz dünyasında çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu ve her ebeveynin sizin gibi zorlandığını hatırlamaya çalışın. Özellikle modern dünyanın ve dijital gelişimin sürdüğü bir çağda ebeveyn olmak, hem kendi işinize odaklanmanızı hem de çocuğunuzu önceki nesillerin korumadığı kadar korumanızı gerektirir. 

Birçok yeni tehdidin geliştiği bir dönemde, tüm günü dışarıda geçirdikten sonra eve gelip çocuğunuzun ortalığı dağıtması karşısında sinirlenmeniz çok normal. Önemli olan bunu nasıl ve hangi sözlerle gösterdiğinizdir. Çünkü bir oyuncağın etrafa fırlatılması, zaten yorucu giden bir günü daha kötü yapmaz. Sadece bazen kendi karşılanmamış ihtiyaçlarınızla ya da geçmiş deneyimlerinizle ilgilidir. Bu duruma ne kadar erken yoğunlaşırsanız, duygularınızı da o kadar kolay kontrol altına alır ve çocuğunuzun benzer tepkiler geliştirmesini önlersiniz.

Kaynak: mindbodygreen, gottman

İlginizi çekebilir: Sakin çocuk yetiştirme rehberi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri ve keyifli rota önerileri

Her ailenin dışarıdan görünmeyen, yalnızca kendine ait küçük yolculuk alışkanlıkları vardır. Aynı playlist, aynı mola noktası, aynı atıştırmalık, aynı yolculuk telaşı… Bu ritüeller bazen gidilen yerden bile daha kıymetlidir. İstanbul’a yakın rotalar ise bu alışkanlıkları en keyifli haliyle yaşatır. Doğru yol arkadaşıyla, alanı, esnekliği ve pratikliğiyle Kangoo Multix gibi bir araçla, bu yolculuklar hem daha konforlu hem de daha özgür bir deneyime dönüşür.



Rota değil ritüel

Bir aile seyahatini özel kılan şey çoğu zaman manzara değildir.

Camın hafif aralanmasıyla içeri dolan rüzgar, arka koltuktan yükselen kahkaha, mola verildiğinde bagajdan çıkarılan atıştırmalıklar… Asıl hatırlanan, bu küçük anların toplamıdır.

Aileler için yolculuk artık yalnızca yeni yerler görmek, keşfetmek değildir. Birlikte geçirilen zamanın kendisidir. Yolculuklar planlanan kadar spontane gelişen, organize olduğu kadar özgür olan bir deneyimdir.

Bu deneyimde araç görünmez ama yolculuğun keyfini belirleyici bir karakterdir. Eşyaları, planları, alışverişleri ve anlık kararları taşıyan güvenli bir alan sunar. Kangoo Multix’in geniş iç hacmi, modüler koltuk düzeni ve kolay erişilen bagaj yapısı, yolculuğu zorlaştırmaz. Aksine aile ritüellerini destekler ve süreci daha akıcı hale getirir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri

Yola çıkış seremonisi

Her yolculuk daha kapıdan çıkmadan önce evin içindeki telaşla başlar. Matara doldurulur, yedek kıyafet yerleştirilir, termos hazırlanır, çocukların ihtiyaçları kontrol edilir.

Bagaj kapağı kapatırken hissedilen o küçük rahatlama, aslında yolculuğun ilk anıdır.

Kangoo Multix’in geniş bagaj hacmi, yolculuk için gerekli eşyaların sığma kaygısını ortadan kaldırır. Aileniz için gerekli olan her şey bagajda yerini bulur. Bu da yola daha hafif bir zihinle çıkmayı mümkün kılar.

Aynı şarkı aynı gülüş

Her ailenin bir yolda dinlemelik müzik listesi vardır. İlk şarkı çaldığında mesafe kısalır, anlar uzar.

Yolculuk boyunca paylaşılan müzik yalnızca bir arka plan değildir. Ortak bir hafızanın parçasıdır.

Kangoo Multix’in ferah kabini ve yüksek görüş açısı, sıkışıklık hissini azaltır ve yolculuğu gerçek bir paylaşım alanına dönüştürür. Böylece araç içinde geçirilen zaman sabırsızlıkla beklenen bir ana dönüşür.

Spontane mola

Haritada işaretlenmemiş bir göl, yol kenarında açmış kır çiçekleri ya da küçük bir köy fırını…

En güzel anlar çoğu zaman planlanmamış olanlardır.

Bagajdan çıkan termos, katlanır sandalye ya da piknik örtüsü birkaç dakikada küçük bir mola alanı yaratır. Kangoo Multix bu anları zahmetsiz hale getirir. Çünkü spontane kararlar pratik çözümlerle desteklendiğinde gerçekten keyifli olur. 

Bagajdan kurulan gün

Varış noktası bazen sadece bir başlangıçtır.

Bagaj açılır, masa kurulur, sandalyeler yerleştirilir, çocuklar koşmaya başlar. Piknik hazırlığı bir aile ritüeline dönüşür.

Kangoo Multix bu noktada yalnızca bir ulaşım aracı değildir. Mobil bir yaşam alanı gibi işlev görür. Ekipman taşımak zorlaşmaz, günün keyfi bölünmez.

İstanbul’a yakın keyifli rotalar

Şile ve Ağva sahil yolu: Gün batımı rotası



Şile’den Ağva’ya uzanan kıvrımlı sahil yolu, yolculuğun kendisini deneyime dönüştürür.

Kerpe ya da Kovanağzı’nda denize girebilir, gün batımında bagajdan piknik örtüsünü çıkararak kısa bir mola verebilirsiniz. Dönüşte aynı playlisti açmak ise yolculuğu tamamlayan küçük ama anlamlı bir detaydır.

Islak havlular, plaj çantaları ve şemsiyeler için geniş alan sunan Kangoo Multix, dönüş karmaşasını ortadan kaldırır.

Polonezköy ve Beykoz orman rotası

İstanbul’dan uzaklaşmadan doğayla temas etmek isteyen aileler için ideal bir kaçamak noktasıdır.

Tabiat parkında yürüyüş yapabilir, beğendiğiniz bir noktada durarak bagajdan katlanır masa çıkarıp kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Renault Kangoo Multix’ in geniş bagaj hacmi sayesinde masa, sandalye ve çocuk ekipmanları rahatça taşınır. Hazırlık süresi kısalır, keyif süresi uzar.

Sapanca Gölü: Sessizlik ve oyun rotası

Sakin, çocuk dostu ve doğayla iç içe bir atmosfer sunar.

Göl kenarında yürüyüş yapabilir, çimlerde oyun oynayabilir ve bagajdan çıkardığınız battaniye ile kısa bir piknik organize edebilirsiniz.

Bisiklet, top ya da oyun ekipmanları için de alan sunan Kangoo Multix, ailece geçirilen zamanı kesintisiz hale getirir.

Kilyos ve Terkos yolu: Plansızın güzelliği

Denizden ormana geçiş hissi sunan bu rota, kısa ama etkili bir kaçamak alternatifi oluşturur.

Rüzgarlı bir tepede fotoğraf çekilme molası verebilir, termostan kahvenizi çıkararak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Kolay erişilen bagaj yapısı, bu kısa durakları pratik ve zahmetsiz hâle getirir.

Yolculuk birlikte güzeldir

En güzel rota, haritada çizili olan değil; sevdiklerinizle birlikte deneyimlenenlerdir.

Ailelerin gizli seyahat ritüelleri, paylaşılan anların hafızasını oluşturur. Bu hafızayı taşıyan şey ise çoğu zaman arka planda duran ama her detayı mümkün kılan bir yol arkadaşıdır.

Kangoo Multix alanı, esnekliği ve pratikliğiyle hem aile yaşamına hem de yeni nesil girişimcilerin temposuna uyum sağlar. Çünkü yolculuk yalnızca varış değildir. Birlikte geçirilen zamandır.

*Bu yazı Renault katkılarıyla hazırlanmıştır. 

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale