X

Duyma engelli bireylerin düşünme süreci nasıl işliyor?

Duyma engelli bireylerin düşünme süreci

Duyma engelli bireylerin ‘’iç sesi’’nin nasıl olabileceğini hiç düşündünüz mü? Gün içinde bir çok farklı anda, farklı insanlar ve farklı olaylarla ilgili zihnimizden bir çok şey geçiririz. Düşünme sürecinde genelde zihnimizde kendi sesimizle, kendi kendimize konuşur; içeriden bir yerden gelen sese kulan vererek düşünce sürecimizi gerçekleştiririz. Peki, duymayan bir insanda bu süreç nasıl işliyor? Duyma engelli bireyler zihinlerinde yer alan düşünceleri nasıl seslendiriyorlar? Bu süreç aslında duyma engelli insanlar arasında da farklılıklar gösterebiliyor.

Doğuştan duyma engeli olan ve işaret dili öğrenmiş bireyler, düşünme süreçlerini de işaret dili yardımıyla gerçekleştiriyorlar. Şaşırtıcı olan, doğuştan duyma engeline sahip olan ancak ses eğitimi yardımıyla  belirli bir ölçüde konuşabilen bireylerin yalnızca işaret diliyle değil, öğrendikleri ve çıkarabildikleri seslerle de düşünebiliyor oluşları. Normal duyan bir bireyin ‘’iç  ses’’ olarak adlandırdığı, düşünce sürecinde kendi sesiyle düşündüklerini içinde söze dökmesi durumu gibi; duyma engelli bir birey de düşünürken kafasında yer alan düşünceleri işaret diliyle zihninde canlandırmaya çalışıyor.

Duyma cihazı kullanan ya da tamamen duyma kaybı olmayan bireylerde, ne kadar duyabildiklerine bağlı olarak, düşünce sürecinde sesli sözcükler devreye girebiliyor.

Duyma engeli, önemli bir sebepten dolayı görme engelinden ya da diğer duyusal aksaklıklardan çok daha tehlikeli olabiliyor. Bu sebep, duyma kaybının beyin gelişiminde yarattığı olumsuz etkilerden kaynaklanıyor. Bu durum asla duyma engelli insanların beyinlerinde problem olduğu ya da zihinsel kapasitelerinin duyan insanlara göre yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. Yalnızca konuşmanın ve dilin, beynin işleyişinde sahip olduğu önemli görevin aksaması, zihinsel bir takım problemlerin ortaya çıkışına zemin hazırlıyor. Burada bahsedilen dilin yalnızca ‘’harflerin, kelimelerin ve cümlelerin sese dökülmesi’’ durumu olmadığının ve işaret dilinin de tıpkı normal dil gibi bir iletişim aracı olarak kullanıldığının altını çizmekte yarar var. Beynin zihinsel süreçleri yürütebilmek için kullandığı bir dil var ve bu dil yardımıyla ‘’iç ses’’ olarak adlandırılan olguyla düşünce sürecini yürütüyor. Daha somut bir örnekle açıklamak gerekirse, beyin tüm zihinsel yapıları içinde barındıran bir bilgisayar gibidir. Bilgisayarın kasası, bu yapıları taşıyan bir donanımdır ancak yapıların kullanılabilmesi ancak bilgisayara yüklenecek yazılımla mümkün olur. Beynimizde yazılım görevi gören ve tüm süreçlerin işlemesini sağlayan şey dildir.

Son zamanlarda yapılmış olan araştırmalar; dilin beyinde yer alan hafıza, somut düşünme ve kişisel farkındalık gibi bölgelerdeki işleyişlerle doğrudan ilişkisi olduğunu gösteriyor. Yani bireyin konuştuğu dil, beynin işleyişinde görev alan en önemli unsur. Belli bir yaşa erişmiş, işaret dili eğitimi alma şansı olmayan duyma engeli bireyler; beyinde gerçekleşen süreçlerin dil eksikliği nedeniyle aksamasından dolayı, beynin işleyişinde yaşanan problemlere bağlı bir takım zihinsel engellerle karşı karşıya kalabiliyorlar. Zihinde yaşanan bu eksiklik, ileriki yaşlarda çok daha ağır problemlerle karşılaşılmasına neden olabiliyor; çünkü beyin gelişiminin büyük bir kısmı erken çocuklukta tamamlanıyor ve ileriki yaşlarda problemlerin çözümlenmesi çok daha zor bir hal alabiliyor. Yani, erken yaşlarda işaret dili eğitimi almamış olan duyma engelli bireyler, zeka engelli olarak etiketlenerek yaşamları boyunca bir çok farklı zorlukla karşılaşabiliyorlar.

Peki, nasıl oluyor da dünyanın her yerinde bir çok farklı işaret dili bulunurken, ses eğitimleri yapılırken ve dil eğitimi almak bu kadar kolayken; bu bireyler hala  zihinsel süreçlerde zorluk yaşayabiliyor? Problemin temeli 1880’li yıllarda işaret dilinin kullanımının yasaklanmasına ve duyma engelli bireylerin konuşma dilini kullanmaya zorlanmasına, yani ‘’normalleştirilmeye’’ çalışılmalarına dayanıyor. Bu duruma zamanın düşünce yapısı ve bilimsel bulguları dikkate alınarak bakıldığında, duyma engelli bireylerin konuşma dilini öğrenebilecekleri bir kapasitede olduklarının düşünüldüğü ve duyan insanların dünyasında daha rahat yaşayabilmeleri için böyle bir adım izlendiği söylenebilir. Fakat günümüzde özellikle beyin ve zihin üzerine yapılan çalışmaların yoğunluk kazanmasıyla birlikte, bu uygulamanın yanlış olduğu anlaşılmaya başlandı.

Bu konuyla ilgili son dönemlerde yapılan çalışmalar, hiç duyamayan bireylerin beyinlerinin konuşma dilini, işaret dili kadar etkin bir şekilde beyin işleyişinde kullanamadıklarını gösteriyor.   Yani, işaret dili yerine konuşma dili öğretilen ve bu yolla düşünen bireyler, zihinsel süreçlerin gerçekleşmesine yardımcı olan ‘’iç ses’’i asla tam olarak geliştiremiyorlar.

Bilimsel bulgular ışığında, yaklaşık son 100 yıldır duyma engelli bireylere zorla konuşma dili öğretilmesinin yerini, işaret dili öğretiminin aldığını görüyoruz. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde duyma engeli olan bireyler mümkün olabildiğince erken bir yaşta işaret dili eğitimi alıyor ve gerekirse ikinci dil olarak konuşma dilini öğreniyorlar. Bu nedenle yalnızca duyma engelli bireylerin değil, toplumdaki herkesin işaret dilini mümkün olabildiğince erken yaşta öğrenmesinin desteklenmesi, bu bireylerin normal gelişimlerini sürdürebilmesi açısından büyük önem taşıyor.

httpv://www.youtube.com/pqjpdlZEJyc

 

Kaynak: Today I Found Out 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale