Fazlalıklarla birlikte yaşıyoruz ve bu durum duygu dünyamızı çok yoruyor. Ekranımızdaki çok fazla sekme, çok fazla düşünce ve çok fazla yapılması gerekenler, neşenin kaygıyla harmanlanmasına yol açıyor. Aynı zamanda, fazlalıklar yüzünden stres de suçluluk duygusuyla birleşiyor. Bu noktada da zihinsel ve duygusal dünyayı rahatlatmak için duygusal minimalizm olarak bilinen strateji öne çıkıyor. Bu yazımızda, duygusal minimalizmin ne olduğunu ve bu stratejiyi nasıl uygulayabileceğinizi kaleme aldık.
Duygusal minimalizm nedir?
Geleneksel minimalizm, başta dekorasyon olmak üzere pek çok alanda sadeliği somutlaştırıyor. Duygusal minimalizm de iç dünyayı sadeleştirmeye yardımcı oluyor. Bu strateji, esenliğe ve hayatın kendisine yaklaşmayı kolaylaştırıyor.
Duygusal minimalizm, duygusal girdileri ve tepkileri bilinçli bir şekilde basitleştirme pratiği olarak uygulanıyor. Bu pratik, her şeyi hissetmek ve herkese cevap vermek yerine ‘’Dikkatimi, enerjimi, zamanımı ve duygusal kapasitemi gerçekten hak edenler neler?’’ sorusuna karşılık vermeye odaklanıyor.
Bu strateji, duyguların bireysel değerlerle örtüşmesini sağlıyor. Bu durum doğrultusunda, değerlerle uyumlu olmayan duygular serbest bırakılıyor. Duygusal aşırı yüklenmeye bir çözüm olabilen duygusal minimalizm, iç huzurunu korumak isteyenler tarafından tercih ediliyor.
Taşıdığınızı fark etmediğiniz duygusal karmaşalar
Duygusal minimalizme başlamadan önce taşıma ihtimaliniz bulunan duygusal karmaşaları fark etmeniz gerekiyor. Şimdi, en yaygın duygusal karmaşaları sizlerle paylaşmak istiyoruz:
- Bitmemiş duygular: Bu karmaşa neredeyse herkes tarafından deneyimleniyor fakat kimse bunun üzerine yeteri kadar düşünmüyor. Pek çok insan, hayat devam ettiği için yas tutmayı rafa kaldırıyor veya belirli duyguları dışarıya geçmiş gibi yansıtırken iç dünyasında tutuyor. Bu durum, duygusal depolama alanını işgal edebiliyor.
- Sürekli kıyaslama dürtüsü: İnsanlar, sosyal medyada şahit oldukları hayatlarla kendi yaşantılarını çok fazla kıyaslıyorlar. Kıyaslama yorgunluğu, günümüzün en büyük duygusal dağınıklıklarından biri olup iş hayatından günlük hayata kadar yaşamın her noktasını negatif bir şekilde etkiliyor.
- Aşırı bağlılık: Sürekli her şeye ‘’evet’’ demek, duygusal açıdan tükenmeye yol açıyor. Her davete, ricaya ve projeye olumlu dönüş yapan kişiler, zihinlerini dinlendirmeye vakit bulamıyorlar.
- Olumsuzluk hissine dayanan suçluluk: Her dönem farklı duygularımızı beslememiz kritik bir önem taşıyor. Örneğin, bazen mutluluğu yüceltmek ve bazen de hüngür hüngür ağlayarak üzülmek gerekiyor. Bazı insanlar ise kendilerini mutsuz, huzursuz ve keyifsiz hissettikleri zaman benliklerini suçlayabiliyorlar. Bu durum da duyguların bastırılmasına ve gelecekte büyük patlamaların açığa çıkmasına yol açıyor.
Duygusal minimalizme ihtiyacınız olduğunu gösteren işaretler
Aşağıdaki belirtilere sahipseniz duygusal minimalizmi uygulama zamanınız gelmiş demektir:
- Normal bir günden sonra bile kendinizi bitkin hissediyorsanız
- Yaptığınız sohbetler bittikten çok sonra bile konuşmaları kafanızın içinde tekrarlıyorsanız
- Kaygıyı yönetmek ve kendinizi toparlamak gibi hedefleriniz varsa
- Meşguliyet mi yoksa duygusal yüklenme mi deneyimlediğinizi ayırt edemiyorsanız
- Sessizlikten rahatsız oluyorsanız ve sürekli televizyon gibi dikkat dağıtıcılar arıyorsanız
Duygusal minimalizmi nasıl uygulayabilirsiniz?
Duygusal sistemin depolama alanı dolduktan sonra uygulanan minimalizm, sakinlik ve netlik için bilinçli bir alan yaratmayı amaçlıyor. Aşağıdaki basamakları sırasıyla gerçekleştirerek bu stratejiyi uygulayabilirsiniz:
- Farkındalık geliştirin: İlk etapta hayatınızı duygusal olarak dolduran şeylerin farkına varın. Örneğin, ‘’Beni en çok hangi durumlar tetikliyor?’’ ve ‘’Kimler streslenmeme sebep oluyor?’’ gibi soruları cevaplandırabilirsiniz. Farkına varamadığınız şeylerden kurtulamayacağınız için bu pratiği uygulamanız çok önemli.
- Duygusal bağlılıklarınızı sadeleştirin: Her grup sohbetinde aktif olmanıza veya her davete katılmanıza gerek yok. Bazı şeyler karşısında sessiz ve tepkisiz kalmayı tercih etmelisiniz.
- Tek bir duyguya odaklanın: Aynı anda birden fazla duygu yaşamaya çalışmayın. Eğer üzgün hissediyorsanız üzülün veya minnettar olduğunuzda sadece bu hissiyatı kucaklayın. Duygularınızı ayrı ayrı yaşayarak onları daha hızlı ve net bir şekilde işleyebilirsiniz.
- Girdileri temizleyin: Zihninize giren her şey, duygu dünyanızı da etkiliyor. Bu yüzden, size olumsuzluk getirdiğini düşündüğünüz şeylerden yeteri kadar uzak kalmaya dikkat edebilirsiniz. Örneğin, gün içinde haber takibini sınırlandırın ve Instagram ana sayfanızda görmek istemediğiniz yüzleri takipten çıkarın. Sabahları uyanır uyanmaz telefona bakma alışkanlığını da arkanızda bırakabilirsiniz.
- Durgunluğu kucaklayın: Duygusal minimalizm, azaltmaya işaret ettiği gibi alan açmaya da odaklanıyor. Bu doğrultuda, sakinlik ve sessizliğe alan tanımaya özen göstermelisiniz. Örneğin, her sabah veya akşam beş dakika boyunca sessizce meditasyon yapabilirsiniz. Bu tarz eylemlerle duygusal açıdan nefes alabilirsiniz.
- Gerekirse destek alın: Duygularınızı tek başınıza yönetemediğinizi hissediyorsanız alanında profesyonel bir terapistle çalışmaya başlamanızı öneriyoruz. Terapi aracılığıyla, duygularınızı daha iyi tanımlayabilirsiniz ve sürdürülebilir başa çıkma mekanizmaları geliştirebilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Dingin bir zihin için minimalizm önerileri: Sadeleşerek hafifleyin