X

Duygularınız ne yiyor: Hangi ruh halindeyken, hangi besinleri daha çok tüketiyorsunuz?

Annene kızdığın için eve koca bir pizza sipariş ettiğin, iş arkadaşına öfkelendiğin için kendini elinde cips paketiyle bulduğun veya sadece mutlu olduğun için çikolata kavanozunu kaşıkladığın oldu mu? Haydi itiraf et, birçok kişi gibi sen de besinlerle duygularını besliyorsun değil mi?

Peki birçok kişinin ortak sorunu olan bu duygusal yeme nedir?

Önce neden yemek yediğimizi düşünelim. Aç hissetmek, öğün zamanının gelmesi, yemeklerin cazip görünmesi veya bazen sadece sosyal gereklilik bile yemek yememize neden olabilir. Fakat duygusal yeme bütün bunların dışındadır. Duygusal yeme sadece ve sadece duygulara cevaben ortaya çıktığı varsayılan yeme davranışıdır. Duygusal yemenin genellikle akşam saatlerinde, kişinin kendini güvenli hissettiği bir yerde, yüksek oranda evinde ve yalnızken yapıldığı biliniyor. Üstelik duygusal yeme davranışı göstermen için fazla kilolu veya obez olman da gerekmiyor. Duygusal yeme davranışı normal kilolu bireylerlerde de görülebiliyor.

Comfort food

Duygusal yeme davranışı sırasında tükettiğimiz besinlere genellikle comfort diyoruz. “Comfort Food” tüketimi teselli veren ya da iyi hissetmeye yardımcı olan besinler. Yani bir çeşit psikolojik, özellikle duygusal rahatlık sunan yiyecekler olarak düşünebilirsin. Genellikle yüksek kalorili, yüksek şeker ve yüksek yağ içeriğine sahiplerdir. Yapılan çalışmalar comfort food olarak daha çok geçmişi hatırlatan besinlerin seçildiğini gösteriyor.

Yani çocukken mutlu hissettiğinde bir çikolata yemişsen veya hatırladığın huzurlu günlerinde anneannen patates püresi yaptıysa, comfort food’un çikolata veya patates püresi olabiliyor. Comfort food yaşa ve cinsiyete göre de değişiyor. Örneğin erkekler duygusal yeme durumunda daha çok biftek gibi protein içeren besinleri tercih ederken, kadınlar karbonhidrata yöneliyor.

Bana ne hissettiğini söyle, sana ne yediğini söyleyeyim

Duygusal yeme durumunda hissedilen duygular, besin seçimlerini etkiliyor. Bu durum çok daha bireysel olsa da yapılan çalışmalar genel bir tablo ortaya koyabiliyor.

  • Mutlu insanlar, pizza ya da biftek gibi besinleri tercih ediyor, burada cinsiyet ayrımı da önemli elbette.
  • Mutsuz insanlar ise filmlerde görmeye alışık olduğumuz sahneyi doğruluyor; çalışmalar mutsuz insanların daha çok dondurma ve kurabiye seçtiğini gösteriyor.
  • Sıkıntılı veya sıkılmış insanlar daha çok cips gibi tuzlu besinlere yöneliyor.
  • Yalnızlık hissi ise sıcak besinleri tüketmene neden oluyor. Yalnızlık hisseden bireylerin fiziksel sıcaklık ve içsel sıcaklık arasındaki bağdan dolayı sıcak çay, sıcak çorba gibi besinleri tüketmeye daha yatkın olabileceği söyleniyor…

  • Öfke ve hayal kırıklığı yaşıyorsan crunchy tarzında pütürlü, kıtırlı bir besin seçme ihtimalin artıyor.
  • Peki ya stres? Evet stres, şekeri seviyor ve stresli insanlar daha çok tatlı tüketimine meyilli oluyor.
  • Heyecanlı kişilerin baharatlı, sevinçli kişilerin de tatlı besinleri tercih ettiği biliniyor.
  • Memnuniyet hissi ise yine tatlı tüketimini tetikliyor. Yeni bebeği olan bir ailenin veya yeni işe giren bir kişinin tatlı dağıtması da demek ki tesadüf değil.

İlginizi çekebilir: Stres şekeri sever: Duygusal yeme sorunu karşısında ne yapabilirsiniz?

Betül Karakuş: 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi onkoloji, nutrisyon destek, poliklinik ve dahiliye bölümlerinde ve Özel Ankara Güven Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi’nde çocuk beslenmesi üzerine; T.C. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Diyabet diyetisyenliği, kardiyoloji diyetisyenliği, sporcu diyetisyenliği kursları başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. Nisan 2014 tarihinden itibaren Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmaya başlayan Betül Karakuş; Mezura’nın wellness çalışmalarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumludur. Ayrıca Mezura Kliniği’nde hasta tedavi ve eğitimi konularında, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme konularında Uzm. Dyt Dilara Koçak’a yardımcı oluyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale