X

Durabilmenin farkındalığı ve yaşamın akışı

Son zamanlarda herkesin dilinde dolaşan, kimi zaman içi boşaltılmış, kimi zamansa yürekten hissedilmiş bir kelime. Ama gerçekten nedir farkındalık?

Ben, ucu bucağı olmayan, bilincimizle bağlantılı olan farkındalık kavramına “durmak” kelimesinin ışığından bakmak istiyorum. Çünkü durmak, aslında bir boşluk yaratmaktır. Bu boşlukta, önceki öğrenmelerimiz sonucu verdiğimiz otomatik tepkiler yerine, uzun vadede bizi besleyecek seçimlere yer açarız. Her duruşumuz, zihnimizi aşma ve kendiliğimize yaklaşma yolunda atılmış bir adımdır.

Bizler durmadığımızda, yani olanlara bilinç getirmediğimizde otomatik tepkilerin esiri oluruz. O tepkileri kendi gerçeğimiz sanar, başka bir seçeneğimiz olmadığına inanırız. Zihin içeriğimizin, bir nevi prangalarımızın farkında olmadığımızda da onların bize ne kadar ağır geldiğini göremeyiz. Bu farkındalık eksikliği, yaşamımızın tüm yönlerini sessizce etkiler.

Farkındalıksa konumuz benim için iç içe geçmiş iki kelime var: Yaşam ve yaşamım. Belki de “akış” kelimesi bu iki anlamın kesişim noktası. “Yaşamda durmak” ve “akış”… İlk bakışta karşıt gibi görünseler de, aslında yan yana duruyorlar. Durduğumuz takdirde yaşam akışımıza bazı mühim soruları sormak için fırsat yakalarız. Hayat ilerlerken olanlara ve kendime dair hislerim neler? Bu hislerden memnun muyum? Memnun değilsem, rotamı huzura ve gerçeğe çevirebilir miyim?

Cevap evet. Çünkü biz insanız. Durup kendine soru sorabilen, bilincini yönlendirebilen, gerekirse gerçeklerle yüzleşebilen insan, kendi gücünü eline alır ve yürümeye başlar; hem kendine, hem de “kendini” bilmeye.

Nihayetinde insan, durağan bir varlık değildir; değişkendir. Ama dirençler onu sabit kalmaya zorlayabilir. Sabitlik ise yavaş yavaş körelmektir; karanlığa esir düşmektir. Oysa aydınlık, yanı başımızda sessizce beklemektedir.

Sözün özü, durmak; yaşam motifimizi -aydınlık ve karanlık renkleriyle- bilinçli seçimlerle işlemeye devam edebilmek için gereklidir. Yavaşladığımızda olanları gözlemlemeye başlarız. Esasında deneyimlerimiz, duygularımız ve düşüncelerimiz bize görmemiz gereken konuları işaret eder. Yaşadıklarımız ve de hislerimiz adeta bir pusuladır. Elbette görmek isteyene…

Ne var ki olgunlaşmamış yönlerimiz çoğu zaman biricik hayatımıza bu bakışı atmamızı engelleyebilir. İşte tehlike tam da burada başlar: Yaşadığınız hayat, sizin olmayabilir. İçinde bulunduğunuz yaşam, aslında hiç yaşamadığınız bir hayat olabilir. Bu yüzden yavaşlamak, sorular sormak ve gözlemlemek; yolumuzu pişmanlık taşlarıyla değil, sevgi çiçekleriyle döşememizi sağlar. Ve bu, sadece küçücük kararlarla mümkün hale gelir. İşte bilinçli olarak verdiğin bu kararlar, hayatına sarılmak, “Ben buradayım.” diyebilmektir. Bu, kendi yaşamının sorumluluğunu almak, kendi olma yolunda yürümek demektir.

Elbette bu yolculukta şefkat ve destek olmazsa olmazdır. Bir kolaylaştırıcıya, bir eşlikçiye ihtiyaç duyarsın. Kendinden sıyrılmak kolay bir iş değildir. Yolda düşüşler, korkular, karanlıklar ve kendi içindeki canavarlar olabilir. Ama bir gün yemyeşil ağaçlar, güneşli günlerde seni karşılayabilir. O zaman, karanlıkta korkma. “Buradayım.” diyecek biri olmalı. “Tekrar dene.” diyecek, düştüğünde elinden tutacak… Ya da önüne güneşli yollar çıktığında, “Yürü, hak ettin.” diye seni onurlandıracak, gerçekçi ve samimi bir eşlikçi…

Peki, kimdir bu eşlikçi? Sensin. Yolcu sensin, yardımcın da sensin. Yol yürürken bütün bu desteği, sevgiyi, hoşgörüyü içinde taşıdığını da fark edebilir misin?

Bu yolculuk, kendine teslim olma ve kendi gücüne uyanma yolculuğudur. Ve unutma, durmak geride kalmak değil; kendin olmaya alan açmaktır. O yüzden dur ve izin ver… Bu yolun ışığı sensin.

Sevginle…

Burcu Kaya: Merhaba, ben Burcu. 1988 İstanbul doğumluyum ve 15 yıldır ilkokul öğretmenliği yapıyorum. Çocuklarla geçirdiğim yıllar boyunca onların saf özüyle kurduğum bağ sayesinde insan özü ile egosu arasındaki bağlantıyı keşfetmeye başladım. Bu keşif, bireysel yolculuğumun da başlangıcı oldu. İç dünyamı daha derin bir seviyeden gözlemlemek ve düzenlemek amacıyla klasik meditasyon ve yoga pratiklerine başladım. Bu emeğin sonucunda zihinsel yüküm hafifledikçe, yola olan aşkım her geçen gün arttı. Ardından, Analitik Psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung okumaları yapmaya ve arketipsel sembolojiyi araştırmaya yöneldim; bu konuda eğitimler aldım. Nefes terapileri ile içgörülerimi derinleştirdim ve insan işleyişine dair farkındalıklar kazandım. Kısacası, araştırmalarım ve eğitimlerimle "kendini bilme" yolculuğumu sürdürüyorum. Herkesin kendi hayatının yazarı olduğuna inanıyorum. Dönüşümü ve bilinç yükselişini en temel derdimiz olarak görüyor; öze dönüş yolunu yazılarımla gönüllülerine aktarmayı diliyorum.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale