X

Dünyanın ilk Michelin yıldızlı büfesi ile tanışın!

Michelin yıldızlı restoran denilince akla hemen şık ve ışıltılı restoranlar, sanat eserini andıran sunumlar ve pahalı menüler gelebilir; ama bu yazıda bahsedeceğim şef Chan Hon Meng ve sahibi olduğu Hong Kong Soya Sauce Chicken Rice and Noodle bu gerçeği yerle bir etti ve dünyanın ilk Michelin yıldızlı sokak yemeği büfesi oldu!

Şef Chan Hon Meng ve sahibi olduğu Hong Kong Soya Sauce Chicken Rice and Noodle, dünyanın ilk Michelin yıldızlı büfesi ünvanını kazandı.

Şef Chan Hon Meng, Malezya’nın Ipoh kasabasında bir çiftlikte büyüyor ve 15 yaşında çalışmak için okulu bırakıyor. Yemek yapmaya ilgi duyduğundan şef olma hayalleri kurarak 1980 yılında Singapur’a geliyor. Daha sonra Hong Konglu bir şefin yanında çalışarak soya soslu tavuk yapmayı öğreniyor. Uzun yıllar bu şefin yanında çalışarak kendini geliştirdikten sonra 2009 yılında Singapur’un Çin Mahallesi’nde Hong Kong Soya Sauce Chicken Rice and Noodle isimli bir büfe açıyor. Büfesinin ismini Hong Kong koymasının sebebi ise yemek yapmayı Hong Konglu şeften öğrenmesi.

Chan Hon Meng haftada 100 saat çalışıyor ve son tavuğu satana kadar kapatmıyor

Büfe her gün sabah 10’da açılıyor; fakat Chan Hon Meng sabah 5’te büfeye gelerek hazırlıklara başlıyor ve tavuğu, pilavı ve noodle’ı hazırlıyor. Haftada 100 saat çalışıyor. Hava henüz aydınlanmamışken çalışmaya başlıyor, son tavuğu satana kadar büfeyi kapatmıyor ve her gün en az 150 tavuk satıyor. Chan Hon Meng, azimle çalışmasının mükafatını alıyor ve Çin Mahallesi’ndeki büfesi, lezzetli ve ucuz yemeği ile kısa sürede ünlenerek kapısında kuyruklar oluşmaya başlıyor.

Hong Kong Soya Sauce çok popüler olduğu için önünde her daim uzun kuyruklar görmek mümkün.

Sokak yemeği satıcılarının kirli ve yağlı tişörtlerinin tersine Chan Hon Meng beyaz şef gömleği ile servis yapıyor ve işini profesyonel yapması ile gurur duyuyor.

Temmuz ayında Michelin Guide Singapore’dan gala yemeğine davet aldığında, ilk başta bunun bir şaka olduğunu düşünüyor. Daha önce çalıştığı mutfaktaki diğer şef arkadaşlarından, Michelin yıldızı almanın bir şef için ne kadar onur verici olduğunu bildiği için bu davete; Michelin neden benim büfeme gelsin ki, hem Michelin denetçileri sadece lüks restoranlara giderler diye yanıt veriyor.

Michelin Gala yemeği davetinin ciddi olduğunu anlayınca o gece Resorts World Sentosa’da yerini alıyor ve sahneyi dünyaca ünlü şeflerle paylaşırken aşağıdaki ilham verici konuşmayı yapıyor:

İster lüks bir restoranın şefi olun ister bir sokak büfesinin. Umuyorum ki, her şef işini yaparken elinden gelenin en iyisini yaparak yemeğini yiyen herkese Michelin denetçisiymiş gibi davranır. Çünkü sahip olduğumuz tek şey bu ve ancak böyle olursa yemeğe duyduğun tutkuyu dışarıya gösterebilirsin. Konu yemek ise öğrenecek şey hiç bitmez. Bu ödülün özellikle yemek dünyasına girmek isteyen gençlere ilham olmasını diliyorum.”

Önemli olan uzun süreli müşteri memnuniyeti

Uluslararası bir üne kavuşan Chan Hon Meng, bu ünü kullanarak fiyatları artırmayı düşünmediğini, kısa süreli karlılık yerine uzun süreli müşteri memnuniyetine önem verdiğini dile getiriyor.

İlgili yazı: Tatilde akşam yemeğini kimde yemek istersiniz?

51 yaşındaki Malezyalı şef Chan Hon Meng’in ilham verici hikayesini okuyunca çok etkilendim ve sizlerle de paylaşmak istedim. Gördüğünüz gibi tutkuyla ve emekle yapılan her şeyin bir karşılığı var. Eğer yolunuz Singapur’a düşerse Hong Kong Soya Sauce Chicken Rice and Noodle’a uğramayı unutmayın. Önünde oluşan uzun kuyruktan dolayı uzaktan neresi olduğunu anlayacaksınız zaten ama ben yine de adres vereyim: Chinatown Food Complex, Blk 335 Smith Street #02-126

Öznur Demirhan: Bu hayatta en çok heyecan duyarak yaptığım şey seyahat etmek, beni en çok motive eden şey yeni yerler görmek, olmaktan en mutluluk duyduğum yerler hava alanları, tren garları, otobüs durakları… Tek isteğim hikayemi tutkuyla ve heyecanla yaşamak, hatırımdan gitmesin diye yazmak. Ben hikayemde dünyayı keşfediyorum. Senin hikayen ne?

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.



Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale