Dönüşüm mevsimi sonbaharın yoga ve ayurveda için önemi

Sonbahar bir geçiş mevsimi olmasının yanı sıra aynı zamanda bir dönüşümü simgeler. Günlerin kısaldığı, güneşin sıcaklığını hissettirmekten yavaş yavaş vazgeçtiği bu dönemde adeta daha yumuşak ve daha dingin bir dünyanın kapıları aralanır.

Genel itibariyle hemen her şeyin yavaşladığı bu mevsim, Ayurvedik öğretileri uyarlamak için de oldukça ideal. Yoganın kardeşi sayılan Ayurveda, Hindistan’da ortaya çıkan geleneksel bir doğal şifa sistemi. Nitekim ‘ayurveda’ kelimesinin anlamı da ‘hayat bilimi’ olarak çevriliyor.

İlginizi çekebilir: Ayurveda bilgeliği ile sevginin özüne inerek ilişkinizi canlandırmanın yolları

Ayurveda’nın genel olarak, değişen zaman, mekan ve mevsimlerle birlikte akan hayatın içinde, dengede ve zinde kalabilmekle ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Bu öğretide beden, ‘doşa’ adı verilen 3 farklı bölüme ayrılır: Vata, pitta ve kapha.

Sinir sistemini düzenlemekle görevli olan vata, vücuttaki nem seviyesini ve sindirim sistemini de kontrol eder. Pitta, daha çok sindirim sistemini düzenlemekle yükümlüyken, kapha ise dolaşım sisteminden sorumludur.

Her birimiz 3 doşa’nın birleşiminden oluşsak da, herkeste bunlardan biri diğerlerine nazaran daha baskındır. Vata hava ile, pitta ateş ile, kapha ise su ile ilgilidir. Bu açıdan baktığımızda sonbaharın değişim rüzgarlarıyla dolu ruhu, en çok vata’nın baskın olduğu insanlar için uygundur.

İlginizi çekebilir: Çünkü yoga bir varış noktası değil bir yolculuktur

sonbaharda yoga
Sonbahar mevsimi yoga, ayurveda ve pranayama öğretilerini uygulamak için en ideal 2 mevsimden biridir.
Ayurveda, yoga ve sonbahar

Bir nefes öğretisi olan pranayama, Hindistan’da geleneksel olarak iki geçiş mevsiminde öğretilir: İlkbahar ve sonbahar. Bunun nedeni atmosferde ‘prana’nın yani havanın en çok bulunduğu zamanların bu mevsimler olmasıdır.

Bu yüzden sonbahar mevsimi yoga, ayurveda ve pranayama’yı günlük rutininize mutlaka dahil etmemiz gereken bir dönem. Peki bunun için neler yapabiliriz? Bir başka deyişle, bu öğretileri sonbaharda hayatımıza nasıl mümkün olduğunca fazla dahil edebiliriz?

Aslında bunu yapmak sandığımızdan çok daha kolay. Örneğin; işten eve dönerken toplu taşımadan 1-2 durak önce inip yürüyebilir ve bu sırada nefesinize odaklanarak ciğerlerinizi olabildiğince havayla doldurabilirsiniz.

Ya da güne nadi shodan (dönüşümlü nefes alma) ile başlayabilirsiniz. Bu teknik, toksin kanallarınızı –özellikle de kanallardakigerilimden dolayı biriken vata toksinleri temizlemenizi sağlar. Nefesinize odaklanmaya başladığınızda, toksinleri temizleyerek, aslında bir nevi artık işe yaramayan dallarınızdan da ayrılmış olursunuz.

Bu mevsimde, yedikleriniz pişmiş ve mümkünse sıcak servis edilmeli. Buna kahvaltılarınız da dahil. Her zaman olduğu gibi bu dönemde de işlenmiş yiyeceklerden uzak durmalısınız. Ancak sonbaharın doğası gereği uzak durmanız gereken başka yiyecekler de var. Bunlara kraker ya da gevrek gibi kuru yiyecekler ve çiğ yiyecekler örnek gösterilebilir. Bunun başlıca nedeni sonbaharda, fazla hava akımından dolayı, kalın bağırsak ve sindirim sorunlarına daha sık rastlanmasıdır. Ayrıca tatlı, ekşi ve tuzlu tatlara odaklanmalı; acıdan uzak durmalısınız.

Sonbahar mevsiminde; ciğerleri ve nefesi destekleyen, bağırsaklar ve sindirime yardımcı olan asana duruşları da sıklıkla uygulanmalıdır. Örneğin; uzun süreli bir savasana duruşu, enerjinizi düzenler ve rahatça uyumanıza yardımcı olur.

İlginizi çekebilir: Hayatınızda dengeyi niyet ediyorsanız bu yoga pozları sizi hedefinize ulaştıracak

Yukarıda da yer verdiğimiz gibi, sonbahar, yoganın ve diğer öğretilerin temelde dengeyi ve huzuru bulma amacından faydalanabilmek için en uygun 2 mevsimden biri. Bu yüzden bunun gibi basit etkinlikleri rutininize ekleyerek, geçiş mevsimi sonbaharın değişim ve dönüşümlerle dolu ruhundan daha fazla yararlanabilirsiniz.

Kaynak:

theyogalunchbox.co.nz