X

Dolunay, gerçekten davranışlarımızı etkiliyor mu?

Bazen modumuz bir anda değişir, adeta içimizden bambaşka biri çıkar ve nedenini ancak gökyüzüne baktığımızda anlarız. Çünkü o gece dolunay vardır…

Yaşadığı duygu çalkantılarını ya da uyku sorunlarını dolunaya bağlayanların sayısı hiç azımsanacak gibi değil. Bilimsel araştırmalar dolunay ve ruh hali arasında elle tutulur bir bağ bulamamış olsa da dolunayın doğaüstü etkilerine dair inanışlar, tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Hatta “akıl hastası” anlamına gelen “lunetic” kelimesi bile kökenini “ay etkisinde” anlamına gelen “lunaticus” kelimesinden alıyor. Yunan filozof Aristoteles’in metinlerinde dolunayın toplumdaki deliliği artırdığına dair açıklamalar yer alıyor.

Bilim benzer fikirde olmasa da; kurt adam hikayeleri, Cadılar Bayramı ritüelleri, çeşitli mitler, şehir efsaneleri ve modern alışkanlıklarımız gösteriyor ki ayla aramızda atalarımızdan kalma arkaik bir bağ var. Eski ve yeni çağda devam eden manevi uygulamalar sebebiyle bazılarımız hala ayın üzerimizdeki etkisine aynı şiddette inanmaya devam ediyor. Peki bu inanç, tamamen batıllıktan mı ibaret yoksa ikna edici temellere mi sahip?

Dolunay efsanesinin kökeni neye dayanıyor?

İnsanoğlu çağlar boyunca yaşadığı psikolojik ve fiziksel değişikliklerini ayın çekim gücüne bağladı. Ayın yörüngede değişen evresi ile konumu, insanın düşünme biçimini değiştiren bir mit olarak farklı kültürlere yerleşti. Antik Yunan ve Roma düşünürleri insan beyninin, nemli yapısı sebebiyle ayın gelgit hareketlerinden etkilendiğini düşünüyor ve bu durumu denizlerin çekilmesine benzetiyordu. Ayrıca toplumdaki delilik ve epilepsi nöbetlerinden de ayı sorumlu tutuyorlardı.

Binlerce yıl öncesine dayanan bu fikir bazı modern düşünürlerin çalışmalarına yansıdı. Psikiyatrist Arnold Lieber tarafından 1970’lerde ortaya atılan teori; ayın, %70’i su olan insan vücudunda biyolojik gelgitler oluşturarak düşünme biçimini etkileyebileceğini söylüyordu. Dolunayda artan cinayet, intihar ve çeşitli psikiyatrik vakaları da bu döngüsel harekete bağlanıyordu. 

Bu teorilerin çoğu sonradan astronomlar, fizikçiler ve psikologlar tarafından çürütülmüş olsa da ay döngülerinden etkilenme fikri tamamen temelsiz değil. Nitekim, birçok deniz canlısı üreme döngülerini okyanus gelgitlerine ve ay evrelerine göre şekillendiriyor. Yine de ayın çekim gücünün dünyanınkinin yanında devede pire kalması ve ayın, okyanus gibi açık su kütlelerini etkilerken sürahi içindeki suyu etkilemediği düşünülünce arada pek bağlantı olmadığı görülüyor. Öte yandan birçok araştırmacı, delilik ve ay arasında ispatlanabilir bir bağ bulamamış olsa da uyku kalitesinden üreme sağlığına kadar birçok şeyin dolunaya göre şekillenebileceğini söylüyor:

1. Uyku kalitesi

Uzmanlar; günümüzdeki gibi modern barınaklara sahip olmayan ve tamamen doğanın döngüleriyle hareket eden atalarımızın, ay parlaklığının maksimumda olduğu dolunay dönemlerinde muhtemelen uykusuzluk çektiğini düşünüyor. Uyku yoksunluğuna bağlı olarak sabahları daha sinirli kalkma ve kötü ruh haline sahip olma durumlarının artabileceği fikri de benzer mantığa dayanıyor. Yani dolunay gecelerinde oturup gökyüzüne bakmayı sevenlerdenseniz, ertesi güne yorgun ve sinirli başlama ihtimaliniz biraz yüksek olabilir.

2. Ruh hali

İnsan vücudu gün ışığı ve karanlık karşısında milyonlarca yılda gelişmiş bir uyuma sahip. Sirkadiyen ritim olarak bilinen bu sistemin, uyku ve uyanma döngülerinin yanı sıra fiziksel ve zihinsel sağlık üzerinde de etkileri mevcut. Günümüzde elektrik kullanımı sonucu bu ritimde bozulmalar olduğu bir gerçek. Dolunaydaki parlaklığın sirkadiyen ritmi uyararak ortaya çıkardığı düşünülen semptomlar arasında; anksiyete, depresyon ve bipolar bozukluk gibi sorunlar yer alıyor. Fakat modern araştırmalar aradaki ilişkinin doğrudan değil de dolaylı olabileceğini veya hiç olmayabileceğini söylüyor.

3. Kardiyovasküler sistem

Ayın büyük ve açık su kütleleri üzerindeki gelgit etkisinin, insan vücudunda çok daha minimal etkilere sahip olduğunu gösteren çalışmalar da mevcut. Ayın yörüngede değişen konumuna bağlı olarak vücudumuzdaki sıvıların tepkisini inceleyen bir çalışma; kan basıncı, kalp atış hızı ve kan şekeri seviyelerinin etkilenebildiğini gösteriyor. Hatta, ayın yörüngede bir tam tur atması yaklaşık bir aya denk geldiğinden, adet döngüleri ve ay evreleri arası ilişki de tartışılıyor. Ancak hiçbirine dair kesin bulgular yok.

Dolunay inancının temeli algıda seçicilik olabilir mi?

Mit veya değil… Ay ve insan arasındaki bağlantı binlerce yıldır sürüyor. 

Hititlerdeki doğurganlık tanrısı Arma’dan, Kızılderililerdeki koruyucu tanrı Hanwi’ye kadar birçok eski uygarlıkta ay onurlandırılıyor. Ayın en parlak olduğu dolunay dönemleri ise genellikle özel ritüeller ve kutlamalarla birleştirilerek insan-doğa bağlantısını güçlendiriyor. Ay, birçok modern kültür için de manevi önemini korumaya devam ediyor. Örneğin; astrolojideki ay burçlarının, insan duyguları ve sezgileriyle ilgili olduğu düşünülüyor. Üstelik kimi kültürlerde, ayın evrelerine göre senkronize olmak ve yeni ay dönemlerinde yeni niyetler belirlemekle ilgili farklı inanışlar var.

Dolunay zamanı ortada garip şeyler olması ise beklentilere bağlı gibi görünüyor. Çünkü ayın önemiyle ilgili inançlarda olduğu gibi, dolunay dönemlerindeki garipliklerle ilgili de uzun süredir devam eden bir mit ve efsane yoğunluğu mevcut. Görünen o ki; hepimize çocukken anlatılan kurt adam hikayeleri, izletilen çizgi filmler ve çok daha fazlası ayın bu özel evresine daha fazla anlam yüklememize sebep oluyor. Ay etkisi altında gerçekleşen ürkünç kehanetler, büyüdükçe bize biraz mistik geldiğinden belki de bu dönemlerde kendimizi hikayelere kaptırmaya ve ortada gariplik aramaya daha meyilli oluyoruzdur, ne dersiniz?

İlginizi çekebilir: 2025 dolunay takvimi ve astrolojik yorumlarKaynak: verywellmind, healthline

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. DDyson Airwrap Co-anda2x™D, yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale