X

Dokunmanın olumlu etkilerine bilimsel bakış: İletişim kurarken dokunmaktan korkmayın

Dünyayla olan ilk bağlantımızın, keşfetme sürecimizin en önemli parçasıdır duyular. Gelişimimizin tüm aşamalarında karşımıza çıkan yeni şeyleri dokunarak, görerek, koklayarak, duyarak algılamaya ve çıkarımlar yapmaya çalışırız. Gelişimin ilk evrelerinde dünyayı keşfetmek için tüm duyularımızı harekete geçirsek de, zamanla duyma, görme ve koklama duyularımızı daha sık kullanır ve dokunma duyumuzu çoğu zaman devre dışı bırakırız.

Kullanılmadığı için zamanla körelen ve kullanma ihtiyacı duymadığımız dokunma duyusu, aslında kişiler arası iletişimde ve dünyayı algılama şeklimizde büyük farklılıklar yaratıyor. Yapılan araştırmalar, diğer insanlarla olan iletişimimizde basit dokunuşlar kullanarak daha uyumlu, yardımsever ve güçlü bir kişilik sergileyebileceğimizi ortaya koyuyor.

Dokunmanın insan psikolojisi üzerindeki güçlü etkilerini gösteren bilimsel çalışmaları sizler için derledik.

Dokunma ve para

Dokunma duyusunu yerinde ve zamanında kullanmak, dokunulan kişinin kaybedilen ya da unutulan objeleri sahibine ulaştırmasında oldukça etkili. Bu konuda yapılan bir deneyde, iletişimlerinde dokunma duyusu harekete geçirilen kişilerin telefon kulübesinde unutulan bozuk parayı sahibine teslim etme konusunda dokunulmayan bireylere göre daha duyarlı oldukları gözlemlendi.

Aynı şekilde, bir restoranda yemek yiyen kişilerin kendilerine dokunan garsona daha fazla bahşiş bıraktıkları görüldü. Sonuç olarak, iletişimde dokunma duyusunu kullanmanın kişiler arasındaki samimiyeti artırdığını ve iletişimi olumlu yönde destekleyici etkisi olduğunu söyleyebiliriz.

Dokunma ve yardımseverlik

Dokunma, kişilerde yardım etme isteğini de harekete geçiren bir duyu. Gueguen’in 2003 yılında yaptığı bir araştırmada, yardım isterken koluna hafifçe dokunulan kişilerin yardım etmeye daha istekli oldukları gözlemlendi.

Dokunma ve ikna etme

Küçücük bir dokunuşla ikna becerinizi geliştirebileceğinizi biliyor muydunuz? Willis ve Hamm’ın 1980 yılında yaptıkları bir araştırmada, katılımcılardan bir kampanya için imza atmaları istendi. İmza isteği dokunmadan söylendiğinde katılımcıların%55’inin imzaladığı kampanyadan, dokunularak rica edildiğinde %81 oranında imza toplandı. Aynı konuyla ilgili yapılan bir diğer çalışmada katılımcılardan bir anket doldurmaları rica edildi. Aynı şekilde küçük dokunuşlarla, anketi dolduran kişilerin sayısında %40’tan %70’e bir artış olduğu gözlemlendi.

Dokunma ve kavga

Dokunmanın iletişimde etkili bir rolü olduğunu söylesek de, bazı kültürlerde, özellikle erkekler arasında problemler yaşanmasına da neden olabiliyor.

Dolinski’nin 2010 yılında dokunmanın ikna etmedeki etkisi üzerine Polonya’da yürüttüğü bir araştırmanın sonuçları, bu konuda kadınlarda ve erkeklerde farklılıklar olduğunu ortaya çıkardı. Polonya’da yapılan çalışmada erkek katılımcıların yardım isterken kendilerine hafifçe dokunan araştırmacıya karşı saldırgan tavırlar sergiledikleri görüldü. Araştırmacılar bu durumun erkeklerin kadınlara göre daha homofobik olmasıyla bağlantılı olduğunu düşünüyor.

Dokunma ve satış becerileri

Polonya’da erkeklerin dokunmaya karşı verdiği olumsuz tepkilere karşın, Fransa’da iki erkeğin birbirine dokunmasının daha kabul edilebilir olduğunu söyleyebiliriz. Fransalı araştırmacılar Erceau ve Gueguen 2007 yılında yaptıkları bir çalışmada ikinci el araç satışı yapılan bir galerideki erkeklerin dokunma karşısındaki tepkilerini inceledi. Satış yapan kişi galeriye gelen erkek müşterilerin yarısıyla 1 saniyelik küçük bir dokunuş eşliğinde iletişim kurarken, diğer yarısına dokunmadan arabayı satmaya çalıştı.

Süreci değerlendiren katılımcıların, kendilerine dokunan satış görevlisini daha içten, samimi, arkadaş canlısı ve kibar olarak tanımladıkları görüldü.

Dokunma ve ilişkiler

Erkeklerin kendileriyle konuşurken dokunan kadınlara karşı daha çok ilgi göstermeleri şaşırtıcı bir sonuç değil. Gueguen’in 2010 yılında yaptığı bir çalışmada, kadınların bir erkekle iletişim kurarken ona dokunmasının, karşısındaki erkek tarafından kendisini cinsel olarak çekici bulduğu algısını yarattığı ortaya çıktı.

Yine Gueguen’in 2007 yılında yaptığı bir çalışmadaysa, kadınların da kendileriyle konuşurken dokunan erkeklere telefon numaralarını vermeye daha fazla eğilim gösterdikleri gözlemlendi.

Dokunma ve güç dengeleri

Dokunma, ilişkilerdeki güç dengesinde de belirleyici bir role sahip. Henley 1973 yılında yapmış olduğu bir araştırmada, bireyleri günlük çalışma hayatları içinde inceledi. Henley’nin bu gözlemlerden elde ettiği sonuçlara göre, iletişim kurarken dokunan taraf, genelde daha yüksek statüdeki taraf oluyor. Toplumsal olarak da iletişim kurarken dokunan taraf, daha güçlü ve yüksek statüde olarak algılanıyor.

Yukarıda okumuş olduğunuz çalışmaların neredeyse tamamı, dokunmanın sağlıklı iletişimde önemli bir rolünün ve pozitif etkilerinin olduğu yönünde. Dokunduğunuz kişiden aldığınız tepkiler cinsiyete, kültüre ve duruma göre değişse de, biriyle konuşurken hafifçe koluna ya da omzuna dokunmak o kişiye güven ve samimiyet verecektir.

 

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      

3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale