X

Doğa ve hayvanlardan ilham alan yoga pozları

Tam ne zaman insanlar olarak dünyanın hâkimi olduğumuza karar verdik bilmiyorum ama hiç güzel bir karar vermemişiz.

Zaten doğruluk payı da sıfırın altında, bu inanç nedeniyle “kolektif bir düş” ün içinde olduğumuzu düşünüyorum.

Bugünlerde hepimizin çocukluğundan beri bildiği bir hikâyenin film uyarlaması var vizyonlarda. Ailesi vefat eden sarışın İngiliz çocuk, Afrika’nın göbeğindeki bir ormanda goriller tarafından yetiştirilir. Filmi, hikâyeyi, oyunculuğu, ne varsa hepsini bir kenara bırakalım.

Karakterin hayvanlarla olan iletişimi, ilişki kurma biçimi, aynı dilden konuşabilmesi tam anlamıyla kalbimden vurdu beni. O, aslanlarla, fillerle, gorillerle konuştukça içim sızladı. Hayatı birlikte paylaştığımız tüm canlılarla bağı kopardığımızı düşündükçe üzüldüm.

Biz kendimizi medeniyet olgusunda kaybetmeden önceki neredeyse tüm toplumlarda bitkilerle, toprakla, hayvanlarla, suyla, havayla çok yoğun bir bağ var. Bu bağın Eski Mısır’dan Amerikan yerlilerine, Afrika kabilelerinden eski Türk toplumlarına kadar onlarca hatta yüzlerce örneği bulunuyor.

Bundan 5.000 yıl önce öğretmenden öğrenciye sözlü bir gelenek halinde aktarılarak Sarasvati Nehri kıyısındaki bir uygarlıkta doğan yogaya baktığımızda da bunun birçok örneğini görüyoruz. Kelime anlamıyla yug yani “birleşme” demek olan yoga 8 aşamalı bir hayat biçimi. Fiziksel ve zihinsel temizlikle başlayan yoga felsefesi, asana yani vücut çalışmaları, nefes kontrolü, içe dönme, konsantrasyon, meditasyon ve arınma sürecini tamamlayan nadir örneklerde de kendini gerçekleştirme yani aydınlanma ile tamamlanıyor.

100’den fazla pozu içeren ve bedeni gevşetip, güçlendirip, bedene canlılık ve enerji kazandırmayı hedefleyen asana’lar, bir söylenişe göre yogilerin hayvanlar ve doğa yaşamını uzun uzadıya incelemesiyle ortaya çıkmış. Doğayla iç içe yaşayan yogiler, her hayvanın insana öğreteceği özel bir yeteneği olduğunun çok ama çok farkındaymış. Ve hayvanlardan ilham alarak oluşturdukları asana’ların, ruhumuzun günlük koşturmacada bastırdığımız güçlü yanlarını ortaya çıkaracağına inanıyorlarmış. Doğadan ilham alınan pozlarda ise amaç; aynı anda ne kadar küçük ve büyük olduğumuzu ve tüm canlılarla kolektif bilinç sayesinde bağlantıda olduğumuzu hatırlamakmış.

İlgili yazı: Zihninizi rahatlatmak için uygulayabileceğiniz 8 yoga pozu

Ben de sizlere hayvanlardan ve doğadan ilham alan 5 yoga pozu/serisi vasıtasıyla, tüm canlılarla eş ve bağlantıda olduğumuzu hatırlatmak istedim:

Kobra pozu:

Kobra; karnı üzerinde yumuşakça hareket ederken, daha geniş bir alanı görmek için dönem dönem yükselmek zorundadır. Bizler de aynı kobralar gibi, günlük dünyevi hayatımızı sürdürürken, daha yüksek manevi yolumuzu görmek adına bilincimizi yükseltmeli ve cesurca spiritüel dünyaya adım atmalıyız. Pozu pratik ederken düşünün, dünyevi hedeflerin arasında mı sıkıştınız, yoksa hayat amacınızı keşif yolunda mısınız?

Güvercin pozu:

Güvercinler çok uzun mesafeden ilgili lokasyonu bulabilmesi ve gerektiği zaman mesajları iletmesiyle bilinir. Güvercin pozunu uygulamak gururla ve güvenle hayata karşı kendini temsil etmek demektir. Pozu pratik ederken düşünün, gururunuz başarılarınızdan ve insan olmaktan mı geliyor, yoksa kibir ve egonuzdan mı?

Kartal pozu:

Kartalın keskin görüşü 3. Gözü çakrası Vishuddha’yı temsil eder. Üstün konsantrasyon gerektiren bir poz olduğu için zihni sakinleştirir ve açık görüş için yolu açar. Pozdayken içinize bakın, içgüdülerinize, iç sesinize güvenebiliyor musunuz? Cevabınız hayırsa, sizi bloke eden, korkuları ön plana çıkaran nedir?

Ağaç pozu:

Ağaçlar hem yere hem de göğe doğru büyüyen, aynı anda güçlü ama esnek olan çok özel varlıklardır. Birçok canlıya ev sahipliği yapar, oksijen sağlar ve kendine zarar verse dahi türlü böceklerin üstünde yaşamasına izin verirler. Ağaçlar, beklentisiz vermenin en güzel örnekleridir. Pozdayken düşünün; hayattaki dengeniz nasıl? Aileniz, dostlarınız ve toplum ile nasıl başa çıkıyorsunuz? Ne kadar verici ve ne kadar alıcısınız? Başkalarını desteklemek sizin için kolay mı zor mu?

Güneş’e Selam serisi:

Birden fazla pozu içeren bu seri, temelde ateşleyen, harekete geçiren ve akışta olan pozlardan oluşur. Güneş, birçok gelenekte hayatı başlatan ve gerektiğinde acımasızca yok edebilen bir gücü temsil eder. Bu seriyi yaparken düşünelim, elimizde olmayan değişimleri nasıl karşılıyoruz, akışta kalabiliyor muyuz? Tutkularımızı gerçekleştirmek için kendimizi nasıl ateşliyoruz?

Sevgiyle, ışıkla kalın,

Namaste,

Duygu Demir: 90’ların proje çocuklarından biriyken (Orta direk ailelerin, “iyi okullardan” mezun, “kurumsal” bir işi olan, evden işe işten eve giden çocuklardan...) dışarda aradığım mutluluğun, mutsuzluk ve tatminsizlik olarak bana döndüğünü çok katı bir şekilde fark ettim. Ve bu anlayıştan çıkmaya niyet ettiğim anda, türlü vesileler sayesinde Kuantum Alan Terapisi, meditasyon ve nefes çalışmalarıyla ilgilenmeye başladım. Yaşam amacımı keşfetmeye odaklandığım her anda, yeni kapılar açıldı önüme. Hayat beni çeşitli eğitim ve seminerlere, kitaplara, hocalara yönlendirdi. Şükürler olsun. Şu anda bir Astrolog ve Yoga Eğitmeniyim; aynı zamanda tam zamanlı bir hayat öğrencisiyim. Hayatta doya doya yaşamak ve hayatı tüm canlılar ve doğa ile paylaşmaktan daha değerli bir şey yok. Her daim sevgiyle kalalım!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale