X

Diyet yaparken gözü doymayanlara öneriler: 3 adımda hem gözünüzü hem karnınızı doyurun

“Dünyaları yiyorum yine de doyduğumu hissetmiyorum”, “Sanki midem değil de gözüm doymuyor”, “Tabağıma bir bakıyorum her şey gözüme az gözüküyor ve bunlarla doymayacakmışım gibi geliyor”. Bu cümleler size de tanıdık geldi mi? Diyet yapan bireylerin genellikle yaşadığı sorunlardan biri; gözlerinin doymaması ve doymayacakmış gibi hissetmeleri. Bu yüzden ben de bugün sizlere diyet yaparken kendinizi daha tok hissetmenizi sağlayacak önerilerle geldim.

Delboeuf etkisinden yararlanın

Delboeuf etkisi, bireylerin diyet sürecinde porsiyon kontrolünü sağlamasında ve kendilerini daha tok hissetmesinde yardımcı olabiliyor. Eğer yiyeceğiniz öğünü büyük bir tabağa kıyasla küçük bir tabakta yemeyi tercih ederseniz, beyniniz yemeğin miktarını daha çokmuş gibi algılıyor ve daha tok hissetmenize sebep oluyor. Fakat, aynı miktarda yemeği daha büyük bir tabakta tükettiğinizde ise miktarın az olduğu algısı yaratıyorsunuz ve bu durum daha fazla yemenize sebep olabiliyor. O yüzden gözü doymayan bireylere ilk söylediğim şey öğününüzü bir de küçük tabakta tüketmeyi deneyin.

Yemeğe başlamadan önce mutlaka su için

Yapılan çalışmalar yemeğe başlamadan önce içilen suyun doygunluk hissini artırdığını ve iştah kontrolüne yardımcı olduğunu söylüyor. Bir diğer araştırma ise yemek yemeden önce tüketilen suyun öğünde alınan kalori miktarını azalttığını söylüyor. Özellikle kış aylarında su tüketim miktarı oldukça azalabiliyor ve genellikle bu mevsimde açlık ve susuzluk kavramı birbirine çok karışabiliyor. Bu karışıklık aç değilken de kendinizi açmış gibi hissedip besine yöneliminizi artırabiliyor. Bu yüzden susamayı beklemeden su içmeniz iştah kontrolünde de son derece önemli.

Liften zengin beslenin

Gözünüzün doymamasının veya kendinizi tok hissetmemenizin altında yatan bir sebep de beslenme düzeninizin lif içeriğinin düşük olması olabilir. Lifli besinler kalorisi düşük, besin içeriği yüksek olması sebebiyle sindirimi yavaşlatarak, daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur. Lif içeriği yüksek beslenme tok hissetmenizin yanında kan şekeri dengesinden, sindirim sisteminin düzenli işleyişinden ve vücudun hastalıklara karşı korumasından da sorumludur. Bu yüzden beslenme düzeninizde lif içeriği yüksek elma, muz, portakal, armut ve kuru kayısı gibi meyveleri; havuç ve patates gibi sebzeleri; nohut ve mercimek gibi baklagilleri eksik etmemekte fayda var. Ayrıca tabağınızın yarısından fazlasında sevdiğiniz yeşil yapraklı sebzelere yer vermeniz öğününüzün lif içeriğini artırmanın yanında, hem gözünüzün hem de midenizin doymasına yardımcı olacaktır.

İlginizi çekebilir: Başarılı bir diyet için ipuçları: Diyet yaparken fark etmeden yaptığınız 3 hata

Büşra Şen: 2018 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi ve bölüm 6.sı olarak, 2019 yılında ise yine aynı üniversitenin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldu. Üniversite eğitimi süresince, İstanbul Tıp Fakültesi’nde endokrinoloji, onkoloji, nutrisyon destek, yetişkin ve çocuk poliklinik ve dahiliye bölümlerinde zorunlu ve gönüllü olarak; Özel Memorial Şişli Hastanesi’nde yetişkin beslenmesi üzerine; Yemekhane Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Amerikan Hastanesi mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamladı. Yeme bozukluklarında Diyetisyen ve Psikolog yaklaşımı, Sezgisel Yeme Farkındalığı, Gastrointestinal Sistem Kanserlerinde Beslenme Eğitimi, Obezite ve Diyabet Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar, Çocuk Beslenmesinde Çözüm Odaklı Yaklaşımlar ve Fitoterapi başta olmak üzere bir çok eğitim ve kurs programına katıldı. 2019-2020 tarihleri arasında 1 yıl kadar Dilara Koçak Mezura Kliniği’nde diyetisyen olarak çalışmış olan Büşra Şen; kurumsal beslenme danışmanlığı, hasta tedavi ve eğitimi, bilimsel yayın takip ve uygulama geliştirme alanlarında görev aldı. Şu an ise İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini devam ettirmektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale