X

Dişil enerji ne değildir?

Seksi olduğunda,
Pasif olduğunda,
Sakin mizaçlı bir tavır takındığında,
Kısık sesli konuştuğunda,
Süslendiğinde,
Anne olduğunda,
İyi yemek yaptığında,
Saçlarını uzattığında,
Erkeğini elinde tuttuğunda,
Kırmızı giyindiğinde…

Dişil enerjiyle dolup taşmazsın. Dolabını kırmızı elbiselerle donatıp dişil enerjinin yükselmesini beklemek, yıkanmak üzere küveti suyla doldurup önünde beklemeye benziyor. Islanmak için küvete girmeye, dişil enerjini uyandırmak için kendi doğana girmeye ihtiyacın var. Ve ikisinin de özü aynı: Hissetmek.

Günümüzde pek çok kavram gibi bunun da içi boşaltıldı. Sorun dişil enerjide değil, onu yüzeysel kılanlarda. Derine inmeyi zor bulan zihnin çoğu kez yaptığı gibi, dişil enerji de itibarsızlaştırıldı. Bunda, yaşadığımız toplumda kadının konumlandırıldığı yerin büyük etkisi olduğunu gözlemliyorum. Kadının yerinin evinin olduğu, eşine ve çocuklarına hizmet etmesi gerektiğine inananların kullandığı kısa yol olmuş gibi dişil enerji. 

  • Dişil doğanın “olma” hali, işe yaramama veya arka planda kalma halleriyle yer değiştirmiş. 
  • “Olma” halinden ileri gelen yavaşlık ve dinginlik, kadının sessizleşip sakin bir tavra bürünmesi inancına dönüştürülmüş.
  • Dişil enerjinin temel ihtiyaçlarından “bedenle bağ kurmak”, kadının bakımlı ve seksi olması gerektiğine evrilmiş.
  • Ellerle bir şeyler üretmenin yaratım gücünü beslemesinin yerine, kadının iyi yemek yapması ya da bebeğine bakan kişinin sadece o olması klişesi geçmiş. 

Oysa hayat böyle bir yer değil. Tek başına dişil enerji yok, eril enerji de var. Popüler kültürün işine geldiği gibi sadece dişilden bahsetmesi tüm bu yanlış anlaşılmaları beraberinde getiriyor. Sonrasında da hemen yukarıda anlattığım gibi çarpık algılar baş gösteriyor. İnsanlığın hayrına olabilecek eril/dişil perspektif işe yaramamak şöyle dursun, ötekileştirilip yargılanıyor. Ve nihayetinde de başka amaçlar için kullanıyor. 

Her insanın içinde hem dişil hem eril vardır ve bunların kendine ait nitelikleri bulunur. Dişil ve eril bizim doğamızın parçalarıdır, hayatı yaşayabileceğimiz rehber görevi görürler. Böyle ifade etmenin eril ve dişili çok daha verimli ve saygın bir hale getirdiğini düşünüyorum. Düşüncenin ötesinde eril ve dişili doğamızın gerçekliği olarak hissediyorum. Kelimelerle hayatımızı yaratıyor ve şekillendiriyoruz, o nedenle kavramlara önem veriyorum. 

Eril ve dişil olarak ifade ettiğimiz doğamızın nitelikleri, özünde zıtlık barındırıyor. Birkaç örnekle sıraladığımızda;

  • Sıcak/Soğuk
  • Yang/Yin
  • Aydınlık/Karanlık
  • Enerji/Madde
  • Gündüz/Gece

gibi eril ve dişil de duaileteyle şekillenen iki kavram aslında. Sıcak ve soğuk nasıl birer nitelikse, eril ve dişil doğamızın da kendine ait nitelikleri var. Bu nitelikleri rehber olarak kullandığımızda kendimizi iyileştirme ve şifalandırma yolunda destek alıyoruz. 

Yani  her şey senin nereden baktığınla ilgili, mühim olan doğru bilgiye ulaşabilmek ve kalbinin sesini dinleyebilmek. Birlikte dişil ve eril doğamızı keşfedeceğimiz bir yolculuğa çıkıyoruz, en yüksek verimle akmasını dilerim.

İlginizi çekebilir: Dişil enerji nedir: Eril bir dünyada dişil enerjiyi canlandırarak dengelenmenin yolları

Burcu Durmuşoğlu: Merhaba. Çocukluğumda saç fırçasını haber sunup röportajlar yapmak için kullanınca, ruhumun çağrısını dinleyip Anadolu Üniversitesi Basın ve Yayın Bölümü’nü okudum. Aynı yıllarda tutkum olan futbolla işimi birleştirip spor muhabirliği yaptım. Sektörün yıpratıcılığı sebebiyle ömür boyu medyada kalamayacağımı hissedip farklı alanlara yöneldim. Ayrılma kararını verirken yaşım 28’di ve telaşlı bir haldeydim. 30’undan sonra yeni bir kariyer kurulamayacağına dair köklü bir inancım vardı, ancak o inanç yıkıldı. 40’ıma yaklaşırken yolumu henüz buluyorum. Yogayla birlikte özüme indikçe, döndüm dolaştım ve yeniden anlatıcı oldum. Sormaya ve anlatmaya olan tutkum beni içerik üreticiliğine taşıdı. Dişil ve eril alan üzerine çalışıyor, kadın özgürlüğünü gözetiyor ve yogamı paylaşıyorum. Hayatımı içerik üreticisi, bireysel danışman olarak sürdürüyorum. Uplifers ailesinde kaleme aldığım yazılarımla, okuyucularda soru işaretleri uyandırmayı diliyorum. Sevgiyle…

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale