Depresyondayken kendimize duyduğumuz öfkenin altında yatan iki mekanizma

Kişi depresyondayken kendisini mutsuz, umutsuz hisseder ve hayattan zevk alamaz. Bu duyguların yanı sıra kendisini acımasızca eleştirir ve suçlar. Kendine duyduğu öfke yoğunlaştıkça çıkmaza girmeye başlar. Ve sonuç olarak depresif birey yorganın altında kendine öfkelenerek aylar, hatta yıllar geçirebilir hale gelir. Bu yazımda dinmek bilmeyen bu kızgınlığın altında yatan iki savunma mekanizmasından bahsedeceğim.

Dinmek bilmeyen bu kızgınlığın altında yatan iki savunma mekanizması var.
1. Kendine karşı döndürme

Depresif kişi, olumsuz yaşam olaylarının suçunu kendisine döndürmektedir. “Hayatım olumlu ya da olumsuz yönde değişiyorsa bu sadece benimle ilgilidir” şeklinde düşünür. Sorunların sebebini kendinde buluyor olmak kişiye kontrol duygusu ve güvenlik hissi verir. Güçsüz ve güvensiz hissetmemek için her şeyin kendi kontrolünde olduğuna inanmak ister. Fakat yüklediği bu sorumluluklar kişinin kendini suçlamasına neden olur ve depresif duygulara iter. Yani güçlü hissetmek için geliştirdiği mekanizma, depresyonu ağır yaşamasına neden olabilir.

“Daha bakımlı ve zayıf olsaydım erkek arkadaşım beni terk etmezdi”

“Ders başarım düşük olduğu için annem babam benimle ilgilenmekten kendi sorunlarına odaklanamadılar ve benim yüzümden boşanıyorlar”

“Hiçbir zaman kardeşimle sevgi dolu bir ilişkimiz olamadı çünkü benim arkadaş çevrem genişti ve ona zaman ayıramadım”

Yukarıdaki örnekler gündelik hayatta kullanılan kendine karşı döndürme mekanizmasına aittir. Depresif birey bu örnekleri daha olumsuz ve ağır şekliyle yaşamaktadır. Kısaca anlıyoruz ki, bazı bireyler gerçeklerle yüzleşmektense her şey benim yüzümden oldu ya da bunlar benim seçimimdi demeyi tercih ederler. Yani çaresizlik veya güçsüzlük yaşamaktansa suçluluk duymayı seçerler.

“Daha bakımlı ve zayıf olsaydım erkek arkadaşım beni terk etmezdi”
2. İdealizasyon

İdealizasyon, diğer insanlarla kendini karşılaştırıp, insanlara aşırı önem vermek ve kendini eksik hissetmekle ilgilidir. Olumsuz yaşam deneyimleri sonucu öz saygısı o kadar düşer ki, bu eksikliği telafi etmek için ideal nesne ve kişi arayışına geçer. Kişi bu mekanizma ile idealize ettiği kişilere bakarak kendisini geliştirmeye çalışır ama devamında kişiyi motive etmemeye başlar. Depresyondaki birey karşılaştırma yaptıkça kendisini suçlamaya daha meyilli olur. Yani idealize ettikçe kendine kızgınlığı artar ve kısır döngüye girer.

“İşimde iyi olsam bile müdürüm kadar iyi anne olmadığım için onun yanında beceriksiz hissediyorum”

“Ne yaparsam yapayım hiçbir zaman Ahmet kadar popüler olamayacağım”

Bir kişi ne kadar çok başkalarını idealize ederse sonunda maruz kalacağı değersizlik o kadar derin olacaktır. İnsan mükemmel bir varlık olamayacağı için insanlarla kendini karşılaştırıp motive olunabilir ama kendine değer biçmek yapılacak en son şey olmalıdır.

Sonuç olarak, kendine karşı döndürme ve idealizasyon savunma mekanizmaları olumsuz yaşam deneyimlerinde bize yardımcı olur. Fakat kısa vadede iyi gelen mekanizma uzun vadede sağlıksız sonuçlara neden olabilir. Özellikle depresyondayken bu mekanizmaları kullanmak kendimize yönelttiğimiz öfkenin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir.

İlginizi çekebilir: Düşüncenin gücü: Girici düşünce nedir, nasıl yorumlanır? 

Uzman Klinik Psikolog Merve Ekşi Psikoloji
Sosyal Sorumluluk Projeleri, Vakıf, hastane ve poliklinik gibi farklı deneyimlerinden sonra 6 yıl önce kendi merkezini kurdu. EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi ... Devam