X

CrossFit Squat: Bu squat bildiğiniz squatlardan değil

“Nasıl yani, bildiğimiz squat işte!” dediğinizi duyar gibiyim. Benim de CrossFit’e başlamadan önce fonksiyonel hareket bulunduran pek çok antrenman yönteminde olduğu gibi bir sürü squat yapmışlığım vardı ve düzgünce yaptığımı, makul derecede hızlı olduğumu söyleyebilirdim.

Hepsi CrossFit’in (ve kısmen temelini oluşturan weightlifting sporunun) gerektirdiği ve teknik noktaları çok önemli olan “air squat”ı, yanı vücut ağırlığıyla yapılan ve kalçanın diz hizasının altına kadar indiği squat’ı öğrenmeye başlayana kadarmış (bu arada yanlış anlaşılmasın, “default” yani varsayılan squat bu aslında).

Hem CrossFit Level 1 Trainer seminerinde, hem de Antrum CrossFit’te olimpik halter kaldırma koçu Erik Lau’dan aldığımız 4 günlük seminerde yapmış olduğum yüzlerce squat’tan sonra anladım ki daha milyonlarca squat yapmam lazım.

Ama cesaretiniz (-miz) kırılmasın! Çünkü antrenman rutininizi değiştirmeden, başına/sonuna eklenebilecek kısa fakat etkili çalışmalarla birkaç hafta içinde hem daha düzgün bir squat formu, hem de onu mümkün kılan daha güçlü kalça ve bacaklar mümkün (bir diğer deyişle daha güzel kalça ve bacaklar).

CrossFit Antrum’dan Utku Tuncer ve Yunus İlhan şahsen en zahmetsizmiş gibi gözüken ve teknik olarak düzgün squat yaptığını düşündüğüm sporculardan. Böylece Yunus’tan bizim için bahsettiğim alışılmış squat ve CrossFit squat’ını göstermesini rica ettim.

Verimsiz ve “geleneksel” squat
Verimli ve CrossFit’in de tercih ettiği squat.

İşte CrossFit squat’ın farklılıkları:

–  Vücut ağırlığı topuklarda

–  Sırt dik ve göğüs kafesi yukarı doğru bakıyor

–  Dizler dışarı doğru itiyor

–  Karın ve kalça kasları aktif

Böylece “posterior chain engagement”, yani kalçadan kalflara kadar vücudun arka kısmının tamamının hareket esnasında aktif ve en verimli şekilde kullanılması sağlanıyor ve dizlere binen yük azalıyor. Karın ve core bölgesi ise aynı şekilde tamamen aktif.

Her antrenmanın başında ısınmanın bir parçası olarak veya halen enerjiniz kaldıysa sonunda, düzgün formu korumaya çalışarak, aşağıya inerken yavaş, yükselirken hızlı yapacağınız ve yaklaşık 10 dakika kadar sürecek squat terapisi ile birkaç hafta içinde gözle görülür düzelme elde etmek son derece mümkün. Bu noktadan sonra ise ister bu becerinizi vücut ağırlığında daha hızlı/daha çok tekrar yapmak için kullanın, ister back squat, front squat veya overhead squat gibi ağırlık içeren biçimlerinde ilerlemek için kullanın, doğru yolda olduğunuzdan emin olabilirsiniz.

Başlık fotoğrafında ise geçen hafta Paris’teyken gittiğim Reebok CrossFit Louvre’da antrenman sonrasında çektiğim ve birkaç haftalık düzenli squat çalışması sonrası ulaştığım “Squat in progress”im karşınızda.

Siz de kaslarınızı ve dolayısıyla zamanınızı verimli kullanarak daha fit, şekilli ve güçlü bacaklar istiyorsanız, Antrum CrossFit‘e farkı deneyimlemeye bekliyoruz!

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Gözde Mimiko Türkkan: Gözde Mimiko Türkkan, fotoğraf, sanatçı kitabı, video gibi çeşitli medyumları kullanarak toplumsal olarak inşa edilmiş kimlikler ve cinsiyet rolleri üzerine çalışmalar üretir. Eserleri, 2010’da Londra’da Central Saint Martins’de güzel sanatlar bölümünde yüksek lisansını tamamladığından beri yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları sergilenmektedir. Öte yandan 15 yıl kadar önce başladığı dövüş sporlarına olan ilgisini ve deneyimini paylaşmak için Muay Thai ve CrossFit temelli dersler verdi. Ayrıca İstanbul’un ilk amatör koşu gruplarından olan İstanbul Koşu Kuvvetleri’nin ve Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Derneği BoMoVu’nun kurucularından. Muay Thai haricinde partneriyle beraber hayatlarında düzenli yer edinmiş snowboard, dalga sörfü, CrossFit, koşu ve yoga gibi sporlar ve bedensel aktivitelerini @sync.riders hesabından paylaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale