X

Çocukluğumun Datça’sı: Biz cennette büyüdük

Cennetim o kadar uzaktı ki, güneş batmadan yola çıkardık. Uykumuz bölünüp durduğundan iyice uzun görünecek bir gecenin sonunda oraya varacağımızı bilip sevinir, 16 saatlik yolculuğun yorucu olacağını ise hiç düşünmezdik, çünkü çocuktuk, yorulmazdık.

Şehirden uzaklaştıkça hafiflerdik, gittikçe basan karanlık bizim hafifliğimizi de bastırır, akşam yemeğinden sonra biraz daha Atlas dergisi okuyup bizim de “yolda” olmamıza sevinir, yavaş yavaş uykuya dalardık. Üç dört saatte bir yeni bir yerde uyanmak bir çocuk için nasıl bir maceradır! Tadına varırdık. Her indiğimizde aldığımız hava daha temiz, daha güzel gelirdi, çünkü şehir gerideydi artık ve biz Ege’deydik…

Hele sabaha karşı çorba içtikten sonra yola çıkmaya hazırlanırken dağların arkasından izini belli eden yeni günün ışığı nasıl da büyülüydü, çünkü yeni günde cennetimize varacaktık. Sabah uyandığımızda bir yanımız zakkumlar, bir yanımız dereler (daha kurutulmamıştı o zaman), çamlar (daha kesilmemişti o zaman), bazen rastladığımız leylekler (biri bir keresinde okaliptüslü yolun orada camımıza çarpmıştı) görür, epey yol aldığımızı anlardık. Şoförün sigara içmesi, en öne oturup bütün gece gözünü şoförden ayırmayan babaannemi rahatsız ama daha çok mutlu ederdi, böylece şoförün uyuklamadığını anlardı çünkü…

Yeni günün güneşi yükselmeye başladığında artık yeni bir coğrafyada, hatta yeni bir dünyada olduğumuzun sevinciyle kalan saatleri zor tamam ederdik. Her anlamda zordu çünkü oraya ulaşmak öyle kolay değildi, daracık yolları döne döne midemiz kalkar, hatta bazen uçuruma yuvarlanacağız diye korkardık. En sonunda dağımız uzaklardan görünür, vardığımızı müjdelerdi. Yol bitip de dışarı çıktığımızda çam kokusu mu sarhoş ederdi, binlerce ağustos böceğinin şarkısı mı, cennete vardığımızın mutluluğu mu? Herhalde hepsi.

Yola çıkıp çok güzel bir yere varacağını düşünmek, o yere varmaktan daha güzeldir bence. Ama buraya varmak ve burada olmak, burayı düşlemek kadar güzeldi. Büyüdüğümde bu hissi bir daha hiç yaşamadım.

Ben bu cennette büyüdüm. Dev çamların arasında bisiklete binmeyi öğrendim. Öğleden sonra çıkan rüzgarda Simi’ye doğru sörf yapmayı öğrendim. Bir yanda ay alçalıp diğer yanda güneş doğarken kumlarda uyanıp denize girmenin ne zevkli olduğunu bildim. Ege’nin cam gibi sularında mürenleri, orfozları tanıdım, denizin altının üstünden bile güzel olduğunu gördüm. Keçi gibi dağlara tırmanıp dünyanın zirvesine çıkabileceğimi, dünyanın ne güzel ve ne büyük, benim de ne küçük olduğumu hissettim, bu his içime yerleşti. Çamlara, zeytinlere, kayalara, dağlara, denize sonsuz saygı ve sevgi büyüdü içimde. Dönüş yolu hiç görünmesin istedim.

İlginizi çekebilir: Hayatı mı kendinize uydurmaya çalışıyorsunuz, kendinizi mi hayata?

İdil Sevil: Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden mezun olan İdil Sevil, iletişim alanındaki lisansüstü eğitimini Boston'da bulunan Emerson College'de tamamladı. 2000 yılından bu yana çalıştığı Baltaş Grubu'nda eğitim program yöneticiliğinin yanı sıra e-öğrenme içerik sağlayıcılığı ve yardımcı yazarlık yaptı. Uluslararası kurumlarda yürüttüğü Kültürlerarası Farkındalık eğitimlerinde edindiği birikimi "Türk!ün Aklı Nasıl Çalışır?" ismiyle kitaplaştırdı. Hayatı hakkını vererek yaşama yollarını sürekli arıyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale