X

Çocuklarla geri dönüşüm zamanı: Çocuğunuzla birlikte yapabileceğiniz 3 tasarım

ABD’nin eski başkan yardımcısı Nobel ödüllü Al Gore’nin kitabı Uygunsuz Gerçek‘te (An Inconvient Truth) belirttiği gibi çevreci olmak artık bir seçim değil, yaşlılığını ve gelecek nesilleri düşünenler için bir zorunluluktur. Selen Özaslan Aktar’ın Ekolojik Yaşam Rehberi kitabında, alüminyum kutuların geri dönüşümü için harcanan enerjinin, sıfırdan üretilmesi için harcanacak üretimin %5’i olduğunu, camı geri dönüştürebildiğimizde yeniden üretime göre yarı yarıya az su kullanıldığını ve cam bir nesnenin geri dönüşümünde 100 vatlık bir ampulün 4 saat yanmasını sağlayacak kadar enerji tasarrufu sağlamış olduğumuzu açıklıyor.

Ayrıca, araştırmalar geri dönüştürülmüş kağıttan üretilen kağıtın, işlenmemiş kağıt hamurunu işlemekten yüzde 60-70 daha az enerji tüketimine sahip olduğunu söylüyor. Bu tasarrufları göz önünde bulundurduğumuzda “Neden gelecek nesil için geri dönüşüm gerekli?” sorusunun yanıtını bulmaya yaklaşıyoruz. Bunlara ek olarak sadece bir buçuk metre uzunluğundaki bir gazetenin sıfırdan üretiminin bir ağaca bedel olması çarpıcı bir gerçek olarak dikkat çekiyor. Geri dönüşüm zihniyetini hayatlarımıza katarak çevremizi, doğayı ve ağaçları koruyup, enerji tasarrufunu sağlayabilmemiz mümkün olabilir.

Geri dönüşüm uygulamalarının başarılı ve sürdürebilir olması için gündelik hayatımızın bir parçası halinde, doğal akışında ilerlemesi gerekiyor. Fakat bizler geri dönüşüme günlük hayatlarımızda yer ayırmıyoruz ne yazık ki; her çöpü, plastik de olsa, yiyecek de olsa, cam da olsa aynı poşetin içine koyarak atıyoruz. Geri dönüşümü, bizler yerine; yollarda kötü koşullar altında el arabalarına bağlanmış devasa çuvallarla çöpleri karıştıran insanlar sağlıyor. Onları gördüğümde içten bir saygı duyuyorum ve keşke çalışma şartlarını güzelleştirebilecek bir yol bulunsa diye düşünüyorum. Herkese geri dönüşüm bilincini daha net bir şekilde sağlayabilecek bir yöntem…

Mesela belediyeler bu kişilerle ortak çalışıp işe alımlarını gerçekleştirseler; bizler evlerimizde plastik ve cam şişeleri ve kağıtları ayrı çöplere koysak ve belediyenin görevlendirdiği bu kişiler evlerimizden ya da apartmanımızdan belli günlerde gelip daha temiz ve steril bir şekilde bu atıkları toplayarak geri dönüşümü sağlayabilseler… Bunu uygulayan belediyeler var, keşke daha da yaygınlaşsa ve özellikle tüketimin başkenti İstanbul’da uygulanabilse.

Çöpleri evlerimizde cam, karton, metal vb. ayrıştırma işlerini oyuna dönüştürerek çocuklarımızla beraber hazırladığımız kutularla yapabiliriz. Evlerdeki bu ayrıştırma işlemi tutarlı bir şekilde uygulanabilirse, hem çocuklarımıza da geri dönüşüm bilincini daha somut aşılamış olabiliriz hem de sürdürebilir bir geri dönüşüm uygulamasının kontrollü olarak yapılmasını sağlamış oluruz. Çünkü geri dönüşüm kutuları amacına hizmet edemeyebiliyor. Bazı pil kutularının içinden ayran kutusu; plastik ve cam kutularının içinden ise yiyecekler ve karpuz kabukları çıkabiliyor. Ne yazık ki iç disiplin konusunda daha kat etmemiz gereken mesafeler var ama daha kontrollü ve işbirliği içinde çalışan uygulamalarla mesafe kat edebiliriz ve etmeliyiz, çünkü doğa eskisi kadar cömert davranamayacağının sinyallerini artık daha güçlü bir şekilde veriyor bizlere.

Okullarda da çeşitli geri dönüşüm faaliyetleri yapılıyor ya da gösteri amaçlı geri dönüşümle ilgili defileler düzenleniyor. Bu etkinliklerin olması eğlenceli ve güzel, fakat biraz dikkatli bakınca geri dönüşüm demek doğru olur mu bilemiyorum, çünkü bu durumu biraz ironik bulduğumu itiraf etmeliyim. Çünkü bu etkinliklerde, kullanılmış materyalden daha çok, hiç kullanılmamış plastik, cam, karton materyallerin kullanıldığını gözlemliyorum. Hiç kullanılmamış plastik bir bardağı kullanmak geri dönüşüme katkı sağlamadığı gibi plastik materyallerin kullanımı artırıyor. Yine hiç kullanılmamış çöp poşetiyle kıyafet tasarlamak; herhangi bir geri dönüşüm sağlamadığı gibi, poşet kullanımını artırmaya yönelik yeni bir alan yaratmış oluyor aslında. Okullarda da, evlerde de geri dönüşümle ile ilgili etkinliklerimizi tasarlarken, bu kavramın özünde, kullanmış olduğumuz, atık diyebileceğimiz materyallerin yeniden değerlendirilmesi mantığının yattığını hatırlamamız faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

Kullandığımız karton, plastik, pet şişe, cam vb. maddelerden yeni materyaller tasarlayarak yaratıcı etkinlikler yapabilir, o materyalleri yeniden değerlendirebiliriz. Anne, baba ya da bakım veren yetişkinlere fikir olması bakımından evde çocuklarınızla yaratıcılığınızı kullanarak, yeniden dönüştürerek yapabileceğiniz 3 farklı etkinlik önerisinde bulunacağım, fakat bunları detaylandırmak veya çeşitlendirmek sizin elinizde! Atık malzemelerinizi atmadan değerlendirip yeni objeler ve materyaller yaratabilirsiniz.

Ojelerden ebru

  • Bir kaba ya da 5 kiloluk pet şişeyi keserek içine su koyuyorsunuz.
  • Artık kullanamadığınız katılaşmış ojeleri kullanabilirsiniz (ojeler çok katılaşmışsa içine aseton dökerek biraz daha sıvılaştırabilirsiniz).
  • Rengarenk ojeleri teker teker damlatıyorsunuz.
  • Ve ojelerin halkalar halinde su içinde kendini geri çekmesini bekleyip, sonra bir kürdanla sudaki ojelere istediğiniz şekillerde desen veriyorsunuz.
  • Deseninizi oluşturduktan sonra bardağa ya da şişeye ya da çocukların çok sevdikleri yumurta kabuklarına (yumurtayı kırarken nazikçe ucundan kırıp içini yıkayıp hazır hale getirebiliriz), mumlukları, bardakları ya da kağıdı desenin çıkması için suyun içine batırıp kurumasını bekliyorsunuz.

Pet şişeden lamba

Detaylı olarak nasıl yapıldığını görebilmek için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca sert kapaklı büyük boy yoğurt kaplarını yıkayıp üzerini alüminyum folyo (önceden kullanmış olduğunuz ve bir daha kullanmak için yıkayıp hazırladığınız) ile kaplayıp küçük davullar yapıp çocuklarla beraber çalabilirsiniz.

Süt kutusundan kumbara

  • Çocuğunuz sütü içtikten sonra süt kutusunun ucunu makasla kesip kutunun içini yıkıyorsunuz, sonra ters çevirerek kurumaya bırakıyorsunuz.
  • Kuruduktan sonra, üzerini elinizde varsa yapışkanlı eva kağıtlarını, yoksa hediye paket ambalajlarını veya renkli karton parçalarını kutu büyüklüğünde kesiyorsunuz.
  • Kutunun üst kısmının ortasında boşluk kalacak şekilde kaplayıp yapıştırıyorsunuz.

İlginizi çekebilir: Çocuklarınızla keyifli vakit geçirmenize yardımcı olacak 7 kitap önerisi

Duygu Meriç: Ben Duygu Meriç, 2013 yılında Boğaziçi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Bir yıl özel bir okulda çalıştıktan sonra atanarak doğu göreviyle köy öğretmenliğini deneyimledim. Daha sonra İstanbul’a döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi Erken Çocukluk alanında yüksek lisansımı tamamladım ve halen Kuştepe’de öğretmenlik görevime devam ediyorum. Sosyo-duygusal öğrenme, çocuk hakları, oyun, çocuk kitapları, anne çocuk ilişkileri ve ebeveynlik stilleri, çocuk tiyatroları, müzik ve toplumsal cinsiyet rolleri temel ilgi alanları olarak odaklandığım konuları oluşturuyor ve burada sizlerle deneyimlerimin ve eğitimlerinin bana verdiği bakış açısıyla önerilerimi ve düşüncelerimi paylaşma serüvenine başlıyorum. Hayata, çocuğa ve eğitime dair bilgi ve önerilerle buluşmak üzere...

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale