X

Çocuklarda sorumluluk bilinci nasıl geliştirilir?

Çocukluk döneminde sorumluluk kavramı çocuklar için ne yazık ki pek de eğlenceli olarak görünmemekte ve hatta sıkıcı bile gelmektedir. Çocukların ileriki yaşantısında kendi ayakları üzerinde durabilmesi, kendi başına kararlar alabilmesi ve planlı bir şekilde hareket edebilmesi için sorumluluklar konusunda ebeveynleri tarafından desteklenmeleri gerekmektedir.

Sorumluluklar, kişinin yaşamını devam ettirebilmesi, ilişki ve iletişimlerini düzenleyebilmesi, öz bakım becerilerini yerine getirebilmesi, akademik, sosyal ve duygusal açıdan gerekli gördüğü şeyleri yapabilmesi açısından çok önemlidir. Bu özellikler çocukluk çağında pek fazla önemsenmese de kişinin yetişkinlik döneminde çok büyük önem kazanmaktadır.

Ebeveynler bazen çocuklarına kıyamadıkları için, üzülmesini, yorulmasını istemedikleri için onlara sorumluluk vermekten kaçınabilirler. Oysa çocuk, yaşına uygun bir şekilde sorumluluk aldıkça hem kendine olan güveni artacak, hem iletişim becerileri güçlenecek, hem de baş etme becerileri gelişecektir.

Ebeveynler sorumluluk konusunda çocuklarına rol model olmalıdır

Çocuklarına sorumluluk vermekten kaçınan ebeveynlerden ziyade, bir de sorumluluk almaktan kaçınan ebeveynler bulunmaktadır. Her durumda olduğu gibi çocuklara bir şeyi öğretmenin, göstermenin en güzel yolu ona rol model olmaktır. Anne ve babasının sorumluluklarını bildiğini gören ve gözlemleyen çocuk, zaman içinde onları örnek alarak onlar gibi davranmaya başlayacaktır. Her sabah yatağını yapmaya başlayacak, dişlerini fırçalayacak, dışarıdan geldiğinde ellerini yıkayacak, sofradan kalkarken ailesine yardım edecek, kullandığı eşyaları tekrar yerine koyacaktır… Verilen tüm bu örnekler günlük hayattan çocuğun gözlemleyerek öğreneceği davranışlardır. Çocuğa sorumluluk konusunda sözlü eğitim verilmesinden ziyade, günlük yaşamda model olmak onun bu davranışları daha fazla benimsemesine katkı sağlayacaktır.

Sorumluluklar katı ve değiştirilemez bir şekilde öğretilmemelidir

Ebeveynlerin genel olarak yaptığı en büyük hatalardan biri çocuklarına sorumluluk bilinci aşılamak isterken onları sorumluluktan uzaklaştırmalarıdır. Tüm algılarının en açık olduğu, öğrenmeye en müsait olduğu dönemde çocuğa katı bir şekilde “Dişlerini fırçalamazsan çizgi film izleyemezsin”, “Ellerini yıkarsan sana çikolata vereceğim” gibi cümleler kullanılması çocuğun sorumluluklarını yaşamını devam ettirebilmesi için değil de, istediklerine ulaşabilmesi için gerekli olan bir basamak gibi görmesine neden olacaktır. Bunun yerine çocuğun neden o sorumluluğu, o görevi yerine getirmesi gerektiği yaşına uygun bir şekilde açıklanmalıdır.

Öte yandan, her konuda çocuğunuza örnek olup bir türlü aynı davranışları çocuğunuzda göremiyor olabilirsiniz. Unutmayın, özellikle okul öncesi dönem çocuğun ailesini ve çevresindekileri gözlemlediği bir dönemdir. Kuralları, sorumlulukları, değerleri, görgü kurallarını, ebeveyn tutumlarını ve daha birçok şeyi çocuk gözlemleyip kendi içinde içselleştirmektedir. Ancak çocukların biz yetişkinler gibi öğrendikleri her şeyi hemen uygulayabildikleri pek söylenemez. Elbette uygulayan çocuklar da vardır, ancak öğrenilen bilgiler asıl ilkokul düzeyinde ortaya çıkmaya başlamaktadır. O yüzden bu süreçte ebeveynlerin çocuklarına karşı sabır göstermeleri ve sorumluluklar konusunda pes etmeden rol model olmaya devam etmeleri önemlidir.

Benimle iletişim kurmak, paylaşımlarımı takip etmek ve online/yüz yüze terapi hizmeti almak için @klinikpsikologbetulcavlak Instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Kendinizi sevin: Başkalarına gösterdiğiniz şefkati kendinize de verin

Betül Cavlak Akdaş: TED Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra uzmanlığını Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünden onur öğrencisi olarak almıştır. Yüksek lisans tez konusu "Yetişkin Bireylerin Ebeveynleşme Olgusunda Obsesif İnanışların ve Kaygı Düzeylerinin Rolü"dür. İş hayatına özel bir kurumda devam eden Uzman Klinik Psikolog/Yazar Betül Cavlak Akdaş, online olarak terapi yaparak da danışan görmektedir. Ruh sağlığı alanında almış olduğu Bilişsel Davranışçı Terapi, Objektif Testler, MMPI, Aile Danışmanlığı, Sanat Terapisi gibi eğitimlerinin yanında, psikoloji bilimine yazılarıyla da katkı sağlamayı hedefleri arasına almıştır. Daha önce farklı dergilerde de Yazar olarak bulunan Betül Cavlak Akdaş'ın, "Erteleme Davranışı", "Mimari Yapı ve Psikoloji", "Benlik Saygısı" konuları üzerine araştırma projeleri mevcuttur. Ayrıca, Türkiye Buz Pateni Federasyonu bünyesinde İl Hakemliği yapmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale