X

Çocuklarda empati duygusunu geliştirmenin en etkili yolu: Model olmak

Harvard Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre, çocuklarımızla empati ve anlayış hakkında yaptığımız konuşmalar başarı ve mutluluk hakkında verdiğimiz mesajların yanında son derece etkisiz. Bireysel başarı düşüncesi, empati ve yardımseverlik düşüncesinden üstün geliyor ve çocuklar empatinin önemini kavrama konusunda zayıf kalıyorlar.

Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından yürütülen “Önemsemeyi Yaygınlaştırmak” isimli araştırmada, yaklaşık 10.000 ortaokul ve lise öğrencisine, hangi değerlerin onlar için en önemli olduğu soruldu.

Daha fazla mutluluk ve başarıya sahip olmak mı, yoksa diğer insanları önemsemek ve onlara yardım etmek mi?

Araştırmaya katılan öğrencilerin %80’e yakınının daha fazla mutluluk ve bireysel başarı seviyesini, diğerler insanları önemsemekten ve yardımsever olmaktan çok daha önemli buldu.

Araştırma, “öğretilmek istenenler ve gerçeklik” arasındaki bağlantıyı odak alıyor. Araştırmaya göre, ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken vermeye çalıştıkları olumlu mesajlarla gerçekten verdikleri mesajlar çoğu zaman çelişebiliyor. Bunun sonucunda kazandırılmaya çalışılan değerlerle çocuğun geliştirdiği değerler birbirine tamamen zıt olabiliyor.

Yapılan araştırmaya göre, ebeveynlerin %96 gibi bir çoğunluğu çocuklarının etik, empatik ve duyarlı bireyler olarak yetişmesine önem veriyor. Fakat gençler arasındaki eğilim bu beklentiden çok farklı. Gençlerin yüzde 80’i, ebeveynlerinin kendilerinde görmek istedikleri empati, anlayış ve yardımseverlilik gibi değerler yerine kendi mutluluk ve başarıları için uğraştıklarını ve kendilerinin de doğal olarak bu durumu örnek aldıklarını dile getirdiler. Yine yüzde 80’e yakın bir oran, öğretmenlerin de ebeveynleri gibi hareket ettiğini ifade etti. Ankete katılan öğrencilerin yüzde 70’e yakını, “Annem ve babam iyi bir not aldığımda, arkadaşlarıma yardım ettiğim zamana kıyasla benimle daha çok gurur duyuyor.” ifadesine katılıyor.

Araştırmacı Richard Weissbourd bu durum karşısındaki şaşkınlığını şu şekilde dile getiriyor:

“En fazla şaşırdığımız şey, çok fazla gencin bireysel başarıyı anlayışa ve iyiliğe değişmesi oldu. Ayrıca ebeveynlerin verdiği mesajlar ile beklentileri arasındaki tutarsızlık da son derecede fazla. Bu durumda çocuklara verilen mesajların ne kadar sağlıklı olduğu da şüpheli.’’

Çocuk psikoloğu ve yazar Michele Borba, bu araştırmanın sonuçlarının ebeveynler için bir uyanma çağrısı olarak algılanması gerektiğini söylüyor ve ailelerin ebeveynlik tutumlarını gözden geçirmesini öneriyor. Bu önerilerin sebebi de tamamen bilimsel. Psikolojik bulgulara göre, mutlu ve daha başarılı çocuklar diğer insanları daha çok önemsiyor, farklılıklara saygı gösteriyor ve değer veriyorken; empati yoksunu çocuklar daha az başarılı ve daha mutsuz oluyor.

“Bu alanda yapılan diğer araştırmalara göre, diğer çocukları anlama kabiliyeti o çocuğun sadece duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimine katkı sağlamakta kalmıyor; aynı zamanda sağlığına, kültürel birikimine, mutluluğuna ve performansına da katkıda bulunuyor.

Empati; vicdanı ortaya çıkarıyor, ahlaksal sorgulamayı ve düşünme kapasitesini tetikliyor, mutluluğu artırıyor, saldırganlık eğilimini kırıyor, kibarlık ve insanları oldukları gibi kabul edebilme niteliklerini güçlendiriyor. Irkçılık duygusunu ve önyargılı düşünceleri azaltıyor, cesaret veriyor ve ilişkilerden alınan doyumu artırıyor. Empati, esnekliğin önemli bir parçası ve güvenin temeli. İnsanlığın göstergesi ve uygar toplumlardaki her şeyin temeli.’’

Çalışmanın önemli bir sonucu daha var: Bireysel başarıya ve mutluluğa öncelik verip empatiyi ikinci plana atanlar sadece çocuklar değil. Eğitimciler de başarı, çalışkanlık ve mutluluk gibi bireysel endişeleri empatinin önüne koyuyor.

Araştırmacılar, eğitimcilerle anket yaptıklarında tam olarak şöyle bir sonuç çıkıyor:

“Öğretmenlerin çoğu, ilk olarak akademik başarı ve mutluluk isteğinin kazandırılmasından yana. Çok az öğretmen empati edinimini akademik başarının üstünde görüyor .”

Çocuğa empati ediniminin kazandırılabilmesi için ilk olarak ailelerin çocuklarına empati duygularını kullanabilecekleri ortamlar yaratmaları gerekiyor. Bir arkadaşına ödevini yaparken destek olmak, ev işlerine yardımcı olmak veya zor durumdaki insanlar için faaliyet gösteren sosyal sorumluluk projelerinde yer almak çocuklara verilmek istenen anlayışın aşılanabilmesi için kullanılabilecek yollar. Ebeveynler ve öğretmenler çocuklara dünyayı farklı bakış açılarından gösterebildikleri zaman; çocuklar kıskançlık, utanç, öfke gibi negatif duyguları ve aşırı bireyselciliği aşabiliyorlar.

Kısacası, çocuğunuza merhamet, anlayış ve yardımseverlik nitelikleri kazandırmak istiyorsanız sadece bunlar hakkında konuşmanız ve öğütler vermeniz yeterli değil.

Çocukların algıları düşündüğümüzden çok daha açıktır. Kelimelerin nerede ve nasıl kullanıldığını, hangi durumda gerçekten ne ifade edildiğini anlayabilirler. Çocuğunuzun empati kurabilen ve anlayışlı bireyler olmalarını istiyorsanız, sadece sözle değil, davranışlarınızla model olarak da bu yönlerini desteklemeniz gerekiyor. Ebeveynler ve öğretmenler bu niteliklerden taviz vermeden davrandıkları ve tutarlı model olabildikleri sürece, çocukların aldığı mesajlar da bu yönde olacak ve daha etkili sonuçlar alınmasına yardımcı olacaktır.

 

Kaynak: The Atlantic

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale