X

Çocuğunuzun korkularına “Şekil Verin”

‘Yapamayacağım’, ‘Başaramayacağım’, Olmuyor’ gibi olumsuz cümleler ve üstesinden gelinememe, baş edememe hissiyle başlar korkular. Başlarda sadece küçük bir ürküntü iken, giderek büyür ve içinden çıkılamaz bir tedirginlik hali ile bezenir. O halde, yaşamda bizleri bile korkuya, endişeye sürükleyen o kadar uyaran varken, çocuklarımıza kendi dünyalarındaki korkularla mücadele etmeyi nasıl öğreteceğiz?

Sorunu tanımlayın

Korkularla mücadele ederken çocuğunuzla ortak bir dil yakalayın

Korkularla mücadele ederken çocuğunuzla ortak bir dil yakalayın ve ona karşı açık ve anlaşılır bir tutum sergileyin. Çocuğunuzun hayatında olan sorunu birlikte belirleyin ve sorunu olabildiğince somut bir şekilde tanımlayın. Çocuğunuzun “Karanlıktan korkuyorum” ifadesini mümkün olduğunca genişletin. Sorunu tanımlarken “Ne zaman, nasıl, neden, kimleyken, nerede vs.” gibi sorulardan faydalanabilir, çocuğunuzun korkusunu tanımlayabilir ve ortak bir sorun tanımlamasında buluşabilirsiniz. “Odamda yalnız başıma kaldığımda karanlıktan korkuyorum.” ifadesi korku davranışını uygun şekilde betimleyen bir cümledir.

İlgili yazı: Korkularınızın ve içgüdülerinizin yardımıyla en doğru yolu bulabilir misiniz?

Hedef belirleyin

Çocuğunuzla birlikte korkularla mücadele ederken hedef belirleyin. Karanlıktan korkan bir çocuk için “Gece odam karanlık bile olsa yatağımda yatacağım.” uygun bir hedef olabilir. O halde, belirlediğimiz hedefler üzerinde çalışmak ve bu hedefin herkes tarafından bilinir olması, davranışın kazandırılması için de önemli olacaktır.

Aile bireylerini bilgilendirin

Belirlediğiniz hedeften tüm aile bireylerine bahsedin. Onların desteği de çocuğunuzun korkularına şekil verme sürecinde belirleyici olacaktır. Korkulardan ve hedeflerden haberdar olan aile bireyleri, belirlenen uygulama çerçevesinde hareket eder. Böylece, herkes çocuğa aynı davranmış olur. Uygulamanın belirlenen prosedüre uygun, sistematik ve düzenli yapılması, çocuğun davranışlarının değişmesine o denli yardımcı olur.

Çocuğunuzla birlikte ödül belirleyin

Uygulamadan önce, çocuğunuzun da fikrini alarak bir ödül belirleyin

Uygulamaya başlamadan önce, çocuğunuzla birlikte onun hoşuna gidecek bir ödül belirleyin. Uygulama aşamalarında sergileyeceği uygun davranışlar için ödüllendirilmek, onun hem motivasyonunu, hem de davranışlarını artıracaktır. Ödül; çok sevdiği bir yiyecek, bir oyun, bir oyuncak veya etkinlik olabilir.

Çocuğunuzun davranışlarına şekil verin

Şekil verme; çocuğun davranışını aşamalı olarak değiştirmektir. Her zaman en kolay basamaktan başlayın. Karanlık olan sinema salonuna giremeyen bir çocuk için, ilk basamak onun kolaylıkla uyum sağlayabileceği bir beceri olmalıdır. Sinemanın kapısında 5 dakika boyunca sakince beklemek uygulamanızın ilk basamağı olabilir. Sinema salonunun içinde 5 dakika beklemek ikinci basamak, sinema koltuğunda 5 dakika oturmak üçüncü basamak olarak belirlenebilir. Bu ilk üç basamaktan sonrasında şekil verme yöntemi “süreye şekil verme” şeklinde devam ettirilir. 5 dakika boyunca sinema koltuğunda sakince oturan çocuğa mutlaka belirlenen ödülü sunulur. Daha sonrasında, bekleme süresi 10 dakikaya, sonrasında 15 dakikaya, sonrasında ise 20 dakikaya çıkarılır. Çocuk uygulama boyunca, her uygun davranışı için ödüllendirilir. Böylece çocuk, film süresi boyunca sakince koltuğunda oturarak, karanlık olmasına rağmen sinema ortamında kalabilir.

Çocuğunuzun davranışını genelleyin

Çocuğunuz hedeflenen davranışı kazandıktan sonra, aynı davranışı mutlaka farklı ortamlarda da genellemesini sağlayın. Karanlıkta film izleme korkusunu yenen çocuk, mutlaka farklı sinema salonlarına götürülmeli, aynı beceri farklı ortamlarda da genellenmeli, becerinin devamlılığı aile tarafından takip edilmelidir.

Düzenli, sürekli ve sistematik yapılan uygulamalar, çocuğunuzun korkularıyla mücadelesinde sizlere kolaylık sağlayacak, çocuğunuzla birlikte belirlediğiniz ödüller hem onun motivasyonunu pekiştirecek, hem de uygun davranışı artıracaktır.

Uzm. Psk. Sandra Pasensya: Uzm. Psk. Sandra Pasensya, psikoloji eğitimini Fransa’da Sorbonne-Paris V-Üniversitesi’nde tamamlayarak, İngiltere’de Liverpool Üniversitesi’nden klinik psikoloji uzmanlığını onur derecesiyle almıştır. “Otizmli Çocukların Duyusal Süreçlerinin Davranış Problemlerine Etkisi” konulu uzmanlık tezi uluslararası platformda birinci seçilerek, Uzm. Psk. Sandra Pasensya’ya başarı ödülleri kazandırmıştır. Yurtdışındaki özel eğitim kurumlarında edindiği deneyimin ardından, davranış terapisti olarak başladığı yolculuğuna, Tohum Otizm Vakfı Rehberlik Birimi’ni kurarak devam etmiştir. Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya imza atan uzman psikolog, ulusal ve uluslarası kongrelere konuşmacı olarak davet edilmekte, başlattığı “Otizme Işık Tut” projesiyle sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında otizm farkındalığını daha geniş kitlelere tanıtmaktadır. Kurucusu olduğu RENKLER OTİZM AKADEMİSİ ile uzmanlık alanları olan psikoloji ve eğitimi, “psikoeğitim” çatısı altında buluşturarak, otizm alanına yenilikçi bir bakış açısı kazandırmıştır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale