X

Çocuğunuzun düşünme tarzını nasıl etkiliyorsunuz: Sabit zihniyet ve gelişen zihniyet arasındaki fark

Carol Dweck; Amerikalı Psikolog , Stanford Üniversitesi Psikoloji profesörlerinden. 30 yıldan fazla bir süre önce Carol Dweck; öğrencilerin başarısızlıkla ilgili tutumlarıyla ilgilenmeye başladı. Çokça çoçuğun davranışını inceledikten sonra Dr. Dweck, insanların zihniyetiyle ilgili temel inançlarını tanımlamak için sabit zihniyet ve büyüyen, gelişen zihniyet terimlerini kullandı.

İnsanların düşünme tarzı onların hayatını etkileyen en büyük etken. Sabit zihniyette yetenekler doğuştan gelmektedir. Bir alanda ya başarılısınızdır ya da başarısız. Büyüyen, gelişen zihniyette ise yetenekler geliştirilebilir. Çaba göstererek kendinizi geliştirebilirsiniz. Başarıları sonucunda zekaları ve yetenekleri övülen öğrenciler, başarılarını doğuştan getirdikleri zeka ve yeteneklerine borçlu olduklarına inanmaktadırlar. Bunun sonucu olarak da sabit zihniyet geliştiren bu öğrenciler, zayıf bir benlik saygısı geliştirmekte, zorlu durumlardan kaçmaya yatkın olmakta ve yetersiz bir motivasyona sahip olmaktadırlar.

Başarılarının ya da başarısızlıklarının sonucunda bile çabaları övülen öğrenciler ise, gelişime dair daha güçlü inançlara sahip olmakta, daha güçlü bir benlik saygısı geliştirmekte ve daha güçlü bir motivasyona sahip olmaktadır. Sabit zihniyet başarısızlıklar, zeka ve yetenek eksikliği olarak görülür. Bu görüş, bireyin zorluklar karşısında vazgeçmesine neden olur ve tekrar denemesini engeller. Sık sık dünyanın en başarılı insanlarının 10 sırrı gibi kitapları kitapçıların raflarında görüyoruz. Ancak bunlar genellikle; “Daha fazla risk alın”, “Kendinize inanın” gibi birbirine bağlı olmayan işlevsiz cümleler listesi vermektedir. Bunu yapabilen insanlara hayran kalırken, bunları nasıl yaptığına dair yöntemler anlatılmaz. Ancak sabit zihniyetten gelişen, büyüyen zihniyete geçmek biz yetişkinler için de oldukça faydalı olacaktır.

Başarıya ve yeteneklerimize dair inançlarımız nasıl şekillenir?

Bu sorunun cevabı, çocukluk yıllarımıza dayanmaktadır. Çocuk gelişiminde, başarılara övgü ile yaklaşmanın ve çocuğu olumlu olarak pekiştirmenin, başarının sürdürülebilirliği açısından çok önemli olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz. Bunun yanı sıra, başarının sonucunda ne tarz bir övgü ile yaklaşıldığı ve nasıl bir pekiştirme yapıldığı ise çok daha önemlidir.

Zeka ve yetenekler yerine çabaya odaklanmanın önemi.

Başarılarının sonucunda zekaları ve yetenekleri övülen öğrenciler, başarılarını doğuştan getirdikleri zeka ve yeteneklerine borçlu olduklarına inanmaktadırlar. Bunun sonucu olarak da, sabit zihniyet geliştiren bu öğrenciler, zayıf bir benlik saygısı geliştirmekte, zorlu durumlardan kaçmaya yatkın olmakta ve yetersiz bir motivasyona sahip olmaktadırlar.

Başarılarının sonucunda çabaları övülen öğrenciler ise, gelişime dair daha güçlü inançlara sahip olmakta, daha güçlü bir benlik saygısı geliştirmekte ve daha güçlü bir motivasyona sahip olmaktadırlar. Sabit zihniyette başarısızlıklar, zeka ve yetenek eksikliği olarak görülür. Bu görüş, bireyin zorluklar karşısında vazgeçmesine neden olur ve tekrar denemesini engeller. Dweck’in yaptığı bir araştırmada, sınav esnasında başarısız olan sabit zihniyete sahip öğrenciler, ileri dönemdeki sınavlarda kopya çekmeye çalışabileceklerini belirtmişlerdir. Diğer yandan, gelişen zihniyete sahip öğrenciler, sınav esnasında başarısız olduklarında, diğer sınavlar için daha fazla çalışacaklarını belirtmişlerdir.

İşler zor bir hal aldığında, gelişen zihniyete sahip kişiler, kendinlerini geliştirmenin sorumluluğu ile birlikte, motivasyonlarının da sorumluluğunu üstlenmektedirler. Başarısız olduklarında vazgeçmek yerine, daha farklı yollar arayarak başarılı olmanın yollarını ararlar. Bununla birlikte, sabit zihniyete sahip kişiler için başarısızlık, özgüvenin sarsılması demektir. Özgüvende sarsıntı ise denemeyi bırakmak anlamına gelmektedir.

Bu nedenle çocuklarımızı büyütürken sabit zihniyete bağlı olarak değil, onların her gün gelişen, büyüyen varlıklar olduğunu kabul ederek, hızlarının biricik olduğunu bilerek, çabalarını överek, hatalarından ders çıkarmasını sağlayarak, yaptığımız hataların bizi başarıya götürdüğünü de bilerek hareket etmek önemlidir. Gelişen zihniyet terimlerini çocuğa kullanmak önemlidir.

İlginizi çekebilir: Çocuğunuza duygularını yönetmeyi öğretin: Davranış ve duygular arasındaki farkı görmek

Gülnaz Küsin: Adana’da dünyaya gelen Gülnaz Küsin 2009-2011 yılları arasında Viyana Üniversitesi Siyaset Biliminde eğitim gördükten sonra Mersin Toros Üniversitesi Psikoloji Bölümünden 2017 yılında mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında Adana Dr.Ekrem Tok Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde,Özel Adana Medline Hastanesinde ve Adana Sevgi Evleri Çocuk Yetiştirme Yurdunda stajyer psikolog olarak görev yapmıştır.2017 yazında Kanada Saskatoon 'da İngilizce eğitimi almıştır. İleri derece İngilizce düzeyine sahiptir. Şu anda Yakın Doğu Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansına devam etmektedir. Halen Dr Alper Yılmaz ile birlikte çalışmaktadır. Aldığı eğitimler: • Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi (Prof Dr Şükrü Uğuz) • Oyun Terapisi Eğitimi • Denver 2 Gelişimsel Tarama Testi • Moxo D-cpt Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Ölçme Testi

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale