X

Evet mi Hayır mı? Çocuklara olumlu çağrışımlar eşliğinde beceriler öğretmek

“Hayır!” Reddetmek, izin vermemek, yasaklamak, fikir bildirmek, önünü kesmek, ket vurmak… “Hayır” kelimesi her çocukta farklı bir olumsuz düşünce ve davranışı çağrıştırırken, yapılmaması gereken fikrini uyandırmaktadır. Bazen isteklerin geri çevrilmesi, bazen yeni bir adıma ket vurulması, bazen ise karşı tarafın isteği doğrultusunda reddediliştir ‘hayır’ı yaşamak. Zaman zaman aileler tarafından bir otorite davranışı gibi tanımlanan ve çocuğa bir hayat çerçevesi çizmekte yardımcı kelime olarak algılanan hayır, gerçekten onların hayatında etkili mi? Çocukların hayatında sihirli bir dokunuş, verimli bir sonuç, başarılı bir davranış oluşuyor mu kullanılan hayırlar ile birlikte?

Hayatımızı hayırlar olmadan da şekillendiremez miyiz? Çocuklara olumlu çağırışlar eşliğinde beceri öğretemez miyiz? Her şey bizim sihirli sözcüklerimizde. Bakalım neler yapabiliriz:

Çocuğunuzun önceliklerini ve önemlerini keşfedin:

Çocuğunuzun sınırlarını keşfetmek, onun sorunlarını ve bu sorunların çözümlerini anlamanız için çok önemlidir. Çocuğunuz için neler çok önemli ve vazgeçilmezdir? Çocuğunuz hangi noktada neyden vazgeçebilir, neler için ısrar eder, önem verir?

Konuşmalarınızda net ve açık cümleler seçin:

Çocuklarınızla konuşurken açık ve anlaşılır bir dil kullanın.

Çocuğunuzla konuşurken, onun anlayabileceği, yaşına uygun, benzetme ve abartmadan kaçınarak, açık ve anlaşılır bir dil kullanın.

Çocuğunuzun yaşantılarını keşfedin:

Bazen bir kişinin bir olaya veya duruma yüklediği anlam çok özel iken, diğer bir kişi için sıradan ve basittir. Çocuğunuzun olaylara yüklediği anlamları düşünün.

Olaylara bakış açılarını anlayın ve zıtlık bildiren durumları konuşun:

Durumun çocuğunuzun penceresinden nasıl göründüğünü anlamaya çalışın ve kendisine sizin bakış açınızı anlatın. Uzlaşma getirebileceğiniz noktaları belirleyin.

Davranışların öncüllerini ve sonuçlarını gösterin:

Çocuklarınızın yapmak istedikleri ve sizlerin onaylamadığı her davranışın, öncesini ve sonrasını neden-sonuç ilişkisi halinde konuşun.

Çocuğunuza olumsuzu değil, olumluyu çağrıştırın:

Oyun legolarını sürekli dağıtan bir çocuğa “Hayır, legoları dağıtma.” yerine “Haydi, bana legolarla nasıl güzel oynadığını göster.” cümlesi ile olumlu yaşantı çağrıştırın.

Çocuğunuza duyguları ve ifade cümlelerini öğretin:

Çocuğunuzun dışadönük, bağımsız ve etkileşimi kuvvetli bir birey olarak yetiştirebilmenin en güzel yolu, çocuğunuza farkındalık kazandırmaktır. Duygularını ifade edebilen, başkalarının fikirlerine önem veren ve iletişimi kuvvetli bir çocuk, hayatta ne istediğini bilen ve empati kurabilen bir yetişkin olur.

İlgili yazı: Çocuklarınızı daha iyi tanımanın en iyi yolu: Birebir iletişim

Gözlemsel öğrenmeden yararlanın:

Çocuğunuzun yaş düzeyine uygun olarak öğrenmek istediğiniz becerileri siz gerçekleştirin.

Çocuğunuzun yaş düzeyine uygun olarak, öğrenmesini istediğiniz becerileri siz gerçekleştirin. Unutmayın ki, çocuklar harika gözlemcilerdir.

Uzm. Psk. Sandra Pasensya: Uzm. Psk. Sandra Pasensya, psikoloji eğitimini Fransa’da Sorbonne-Paris V-Üniversitesi’nde tamamlayarak, İngiltere’de Liverpool Üniversitesi’nden klinik psikoloji uzmanlığını onur derecesiyle almıştır. “Otizmli Çocukların Duyusal Süreçlerinin Davranış Problemlerine Etkisi” konulu uzmanlık tezi uluslararası platformda birinci seçilerek, Uzm. Psk. Sandra Pasensya’ya başarı ödülleri kazandırmıştır. Yurtdışındaki özel eğitim kurumlarında edindiği deneyimin ardından, davranış terapisti olarak başladığı yolculuğuna, Tohum Otizm Vakfı Rehberlik Birimi’ni kurarak devam etmiştir. Birçok araştırma ve bilimsel çalışmaya imza atan uzman psikolog, ulusal ve uluslarası kongrelere konuşmacı olarak davet edilmekte, başlattığı “Otizme Işık Tut” projesiyle sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında otizm farkındalığını daha geniş kitlelere tanıtmaktadır. Kurucusu olduğu RENKLER OTİZM AKADEMİSİ ile uzmanlık alanları olan psikoloji ve eğitimi, “psikoeğitim” çatısı altında buluşturarak, otizm alanına yenilikçi bir bakış açısı kazandırmıştır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale