X

“Çocuğun var mı” sorusunun ardından iletişimde dikkat edilmesi gerekenler

“Çocuğunuz var mı?” oldukça yaygın ama bir yandan da ortamın aniden buz kesmesine yol açabilen bir sohbet sorusudur. Hatta çoğu insan için biriyle ilk tanıştığında, öncelikli olarak sorulacak sorular arasında yer alır. Cevap “Hayır” olduğunda ise, genellikle herkes bir sonraki adımda ne yapacağına karar vermek üzere bir süre duraklama ihtiyacı duyar.

“Acaba ne düşünüyor, onu kırdım mı? Belki de hiç sormamalıydım. Şimdi ne diyeceğim?” Anne olmayan insanlar, kişisel durumlarına bağlı olarak bu tür bir sorunun karşısında kendilerini savunmacı veya incinmiş hissedebilirler. Eğer böyle bir durumla karşı karşıya kaldıysanız sohbeti sürdürmek ve toparlamak için aşağıdaki tavsiyelerden yardım alabilirsiniz.

1. Aklınızdaki toparlama cümlelerini bir kenara bırakın

Pek çok ebeveyn, çocuğu olmayan biriyle karşılaştığında hazır bir yanıt stoğu varmış gibi davranarak yaygın toparlama cümlelerine başvurabilir. Anne olmayan kişiler, aşağıdaki bu otomatik yanıtlara eminiz çok aşinadır:

  • “Ama sen harika bir anne olurdun!”
  • “Eminim birgün anne olmayı isteyeceksin.”
  • “Çocuğun olana kadar gerçek aşkı asla bilemezsin.”
  • “Yaşlanınca sana kim bakacak?”
  • “Annelik, dünyanın en kutsal şeyi.”
  • “Doğurmazsan gerçek bir kadın olamazsın.”

Tüm bu yorumların acımasız tarafı, var olmanın tek koşulunun çocuk sahibi olmak ve çocuk sahibi olmanın herkes için doğru ve erişilebilir olduğu yönündeki temel varsayımlardır. Oysa bunların her ikisi de doğru değil. Kişinin kendi konumunu zorlaması, kişiler arası dinamikte, hatta çoğu zaman arkadaşlar ve aile üyeleri arasında bile acayip bir değişime yol açabilir.

2. Başkalarının tepkilerine karşı düşünceli olun

Bir insanın çocuk sahibi olmamakla ilgili kendini nasıl ifade ettiğine dikkat etmeyi alışkanlık haline getirin. İnsanlar genellikle duygularını sözsüz olarak bildirirler. İç çekmeler veya mahzun gözler gibi ince ipuçlarını fark ettiğinizde, yeniden düşünerek daha düşünceli tepkiler verebilirsiniz. Sohbete devam etmeden önce nefes alın ve içgüdülerinize güvenin. İşte bazı örnek yanıtlar:

  • “Bu çok kişisel bir soru oldu, değil mi? Affedersin, başka bir şey hakkında konuşalım.”
  • “Bazen insanlardan, çocuk sahibi olmanın ne kadar önemli olduğuna dair duyarsız yorumlar duyduğunu tahmin edebiliyorum. Sence en zorlayıcısı hangisi?”

3. Kendi deneyiminize sahip çıkın, onların deneyimine de açık olun

Çoğumuz için “ebeveynlik” önemlidir ve hayatlarımızda büyük bir rol oynar. Bu yüzden nesillere yapılan tüm referansları bırakmak zorunda değilsiniz. Bunun yerine bir orta yol bulup bulamayacağınıza bir bakın:

  • “Anne olmayı seviyorum ama çocuklar büyüyüp evden ayrıldıktan sonra ne yapacağım hakkında endişeleniyorum. Bana önerebileceğin, bugünlerde zamanını ve dikkatini çeken şeyler var mı? Belki böylece ben de hayata farklı bir yerden bakabilirim.”
  • “Çocuk yetiştirmek benim için zor ama buna değer. Peki senin için ne önemli?”
  • “Kuzenim çocuk sahibi olması konusunda çok baskı görüyor ve onun için bir destek kaynağı olduğumu bilmesini istiyorum. Bunu nazikçe nasıl yapabileceğime dair herhangi bir önerin var mı?”

4. Çocuklarınız hakkında konuşma sürenize dikkat edin

Bir ebeveynin çocukların hakkında konuşması son derece doğaldır. Ancak anne olmayan biriyle sürekli bunu konuşmak, sohbeti tek taraflı bir hale getirebilir. İşte sohbeti dengeleyebilecek ve karşınızdaki hakkında daha fazla şey öğrenmenizi sağlayabilecek bazı cümleler:

  • “Bana hakkında daha fazla şey anlat.”
  • “Sana sürekli çocuklarımın fotoğraflarını göstermeyeceğime söz veriyorum. İşte bu, onlar hakkında fikir edinmeni sağlayabilecek bir fotoğraf. Ama ben daha çok senin hakkında bir şeyler duymak istiyorum.”
  • “Sanırım yine çocuklarımdan bahsediyorum. Sendeki yenilikleri henüz duymadım, lütfen bana gelişmelerden bahset.”

Bunları yapın / Bunları yapmayın

İşte bir annenin, anne olmayan biriyle sohbeti konusunda akılda tutulması gereken bazı öneriler:

Bunları yapın:

  • Ona çocuk isteyip istemediğine dair bir soru sormanın uygun olup olmadığını sor.
  • Sorularına verdiği tepkilere dikkat et.
  • Merakını saygıyla dile getir.
  • Konuşmayı tekelleştirmemeye çalış.

Bunları yapmayın:

  • Sizden istenmediği sürece teselli etmeyin, öneri veya çözüm önermeyin.
  • Karşınızdaki için üzülmeyin veya onu övmeye çalışmayın, abartılı davranışlardan uzak durun.
  • Karşınızdakinin durumu hakkında yargıda veya varsayımlarda bulunmayın.

Ebeveyn olmak, kişinin hayatında büyük bir yer kapladığından, bilinçdışı bir şekilde bile olsa yeni tanıştığı insanlara bu soruyu yöneltmesi son derece anlaşılabilir. Yine de yeni tanıştığınız birine sohbeti başlatmak veya sürdürmek için çocuğu olup olmadığını sormak yerine, daha az kişisel bir soru sormayı düşünebilirsiniz. Zaten karşınızdakinin de çocuğu/çocukları varsa, çok geçmeden bundan bahsedecektir. Veya çocuğu olmadığını fark ederseniz de bu konuya nasıl yaklaşacağınıza karar verebilirsiniz. Böyle bir anda, hazırlıksız olmadığınız için seçenekleriniz de daha fazla olur.

Kaynak: psychologytoday

İlginizi çekebilir: Annelik bir tercihtir: Bir kadının anne ‘olmama’ yolculuğu

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale