X

Çeyrek yaş bunalımı: Başlıca nedenleri ve çözüm önerileri

Milenyum jenerasyonunun hayatın dörtte birlik dilimini tamamladığında yaşadığı krizin şehir efsanesi değil, gerçek olduğu anlaşıldı. LinkedIn üzerinden yapılan bir araştırmaya göre, 25-33 yaş arasındaki bireylerin yüzde 75’i bu dönemde kendilerini güvensiz veya önemli bir yol ayrımında hissediyor.

LinkedIn üzerinden yapılan bu araştırmada, dünyadan binlerce genç profesyonele bu türden bir kriz yaşayıp yaşamadıkları ve bu durumun kariyerlerini nasıl etkilediği üzerine sorular soruldu. Belki siz de farkında olmadan bu türden bir krizin ortasında olabilir, kişisel hedefleriniz, profesyonel veya özel hayatınızdaki tercihleriniz konusunda endişe duyuyor olabilirsiniz. İşte çeyrek yaş bunalımı veya krizinde olduğunuzun birkaç göstergesi:

Gençlerin neredeyse yüzde 50’si arkadaşlarıyla kendi kariyer yolculuklarını kıyasladıklarında mutsuz olduklarını söylüyor.
1. İş hayatıyla ilgili tutku duyma baskısı

LinkedIn araştırmasından elde edilen sonuçlara göre gençler, tutkuyla yapacakları bir iş bulmak için kendilerine karşı ciddi bir baskı uyguluyor. Araştırmaya katılanların yüzde 61’i yaşadıkları çeyrek yaş bunalımının birincil sebebinin bu olduğunu düşünüyor. Başkalarıyla kendini kıyaslama da çeyrek yaş bunalımının nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Gençlerin neredeyse yüzde 50’si arkadaşlarıyla kendi kariyer yolculuklarını kıyasladıklarında mutsuz olduklarını söylüyor.

Peki bu durum size tanıdık geliyor mu? Kıyaslama alışkanlığından vazgeçip herkesin kendine has bir yolculuk yaşadığını kabul etmek çok önemli. Hayatın dayanıklılık ve amaç gerektiren bir maraton olduğunu unutmayın.

2. Öğrenme ve gelişim için destek bulamama

20’li yaşlarda ve 30’ların başlarında iş hayatıyla ilgili güvensizlikler konusunda tavsiye almak, kendinizi yalnız hissettmemek çok büyük değişiklik yaratabilir. Ancak bazen birçoğumuz bu desteği nasıl bulacağımızı bilemiyoruz. LinkedIn araştırmasına katılan gençlerin yüzde 56’sı hayatlarında bir sonraki aşamada neler yapmaları gerektiğini bilmek istiyor ancak bu konuda ne yöne gideceğini bilmediğini söylüyor. Dahası, gençlerin yüzde 43’ü bir danışmanın kendilerine yardımcı olabileceğini düşünüyor ancak bu danışmanı bulacak bağlantılara sahip olmadıklarını düşünüyor.

Eğer bu durum sizin için de geçerliyse, yapmanız gereken şey kendinizi içine hapsettiğiniz kutunun dışına çıkmak. Hiç ummadığınız ortamlarda önemli kişilerle tanışabilir, bu kişilerden hayatınıza dair ciddi tavsiyeler alabilirsiniz. Öte yandan, internetin nimetlerinden faydalanarak mentorluk hizmeti veren internet sitelerine başvurabilirsiniz.

Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 56’sı hayatlarında bir sonraki aşamada neler yapmaları gerektiğini bilmek istiyor ancak bu konuda ne yöne gideceğini bilmediğini söylüyor.
3. İş veya sektör değişikliği yapma isteği

Önceden insanlar bir işe girer, yıllarca oradan kazandığı parayla hayatını geçindirir ve sonunda emekli olurdu. Ancak teknolojik gelişmeler ve esnek iş koşulları milenyum jenerasyonunun düşünme biçimini ve kariyer yaklaşımını değiştirdi. LinkedIn araştırmasına katılanların üçte biri, şimdiye kadar çoktan iş veya sektör değişikliği yaptıklarını söyledi. Gençleri yapmak istedikleri işe karar vermekten veya durum değerlendirmesi yapmaktan alıkoyan en önemli şey ise belirsizlik duygusu.

Hayatta büyük değişiklikler yapmak hem heyecan verici hem de stresli bir durum. Eğer siz de iş hayatınızla ilgili önemli bir değişiklik yapmak istiyorsanız, öncelikle ciddi bir araştırma yapmalısınız. Tanıdıklarınız, internet ve profesyonel platformlar ise bu araştırma için en elverişli alanlar.

Kaynaklar:
Brit.co
Independent

 

İlginizi çekebilir: Japonlardan yaşamaya dair ilham veren bir video: Hayat, maraton değil

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale