X

Çalışanlarınıza fark edilebilir fark yaratın

Yöneticiler bazen çalışanlarının duyarsızlığından yakınırlar. Yapılan işlerle ilgili, bir sürü eksik çıksa tek yükü kendilerinin çektiğini, çalışanların sessiz kaldığını ve kimsenin umursamadığını düşünürler. Aslında negatif enerji bulunduğu ortamda çok kolay yayılıyor. Yani bir olumsuzluğa duyarsız kalınması, düşünüldüğü gibi pek de kolay olmuyor. Peki çalışanlar, yöneticileri gerilmişken, sıkıntılıyken neden sessiz kalıyorlar?

Elbette yetki kısıtlaması birinci neden. Söyleyecekleri sözün nereye gideceğini, o an neyin doğru olduğunu bilemiyorlar. Bir de göz ardı edilmemesi gerek şey “her duyumun oluşacağı eşik düzeyi.”

Duyum, bir duyu alıcının uyarılmasıyla oluşan nöral bir işlemdir. Dış dünyadan veya bedenin içinden gelen fiziksel bir enerji duyu organlarının birindeki alıcı hücreyi uyarır. Örneğin işitmek için ses dalgası, görmek için ışık gibi. Alıcı hücrenin tepki verebilmesi için, gelen enerjinin yeterince güçlü olması gerekir. Her duyumun oluşabilmesi için bir eşik düzeyi gerekir ve herkesin eşik düzeyi farklıdır.

İşte bu yüzden yöneticisinin endişe ettiği bir duruma, çalışanı aynı oranda endişelenmiyor. Onun bu durumu nasıl duyumsadığı önemli oluyor. Hele bir de bu gerginlik süreklilik arz ediyorsa… Sürekli bağıran, çağıran, gergin bir yönetici başlangıçta ciddi bir stres kaynağı olsa da, belirli zaman sonra çalışanlar tarafından endişe verici bulunmuyor. Sebebi de tüm duyularımızın ortama uyum sağlayabilme yetileri. Örneğin aynı odada çalışanları düşünün. Bir masada hararetli bir konu konuşulurken, diğer masada yüksek sesle bir telefon konuşması yapılıyor. Diğer masada bu ortam gerginliğine ve uyarıcılarına rağmen kahkaha atan bir çalışan ve bir sonraki masada ise sanki hiç ses yokmuş gibi davranan bir çalışan görülebiliyor.

Hal böyleyken içinde bulunduğu stresi tek başına çekmek istemeyen yönetici, fark edilebilir bir uyarıcıyla fark yaratıyor. Yani daha yüksek sesle bağırıyor, haykırıyor, stresinin düzeyini iyice artırıyor. “İlla böyle yapınca mı dikkate alacaksınız” diye de kendince söyleniyor. Aslında yine dikkate alınmıyor, sadece fark edilebilirliğin şiddetini artırıyor ve çalışanların şiddetli uyarıcıya tepki vermelerini sağlıyor. Tabi hiç bir iş bu yolla çözülmüyor. Sadece sonucu olmayan, kuru ve gereksiz gerginlikler yaşanıyor. Çünkü, yapılan sadece şidddetli bir uyarıcıya verilen anlık tepki olarak kalıyor, benzer hatalar daha sonra yine tekrarlanıyor…

Halbuki duyumsama hakkında bir şeyler bilen bir yönetici, çalışanların dikkatini nasıl çekeceğini bilerek “olması gerektiği” gibi davranabiliyor ve çalışanların doğru algılamasını sağlayabiliyor. Herkesin eşik düzeyinin farklı olduğunu düşünüp, çeşitli yöntemlerle konuya dikkat çekebiliyor. Ekip arkadaşlarının oyuna katılmasını uzaktan beklemek, telkinlerde bulunmak yerine; uygun yöntemlerle dahil olmalarını,  sorumluluğun kendiliğinden paylaşılmasını sağlayabiliyor…

Kısaca; gerginlikle, komuta etme yöntemiyle çözümlenmeyen sorunların, yöntem değişikliğiyle çözülebildiğini, doğru planlama ve strateji ile rahatlıkla yapılabileceğini lütfen unutmayınız. Ve en önemlisi; çalışanlarınıza fark edilebilir farkı profesyonelliğinizle yaratınız…

Saygı Günenç: Bir işletmenin en önemli kaynağı "insan" dır. Uzun yıllar yöneticilik yaptıktan sonra , insanların mutluluklarını, hüzünlerini, heyecanlarını, başarılarını paylaşabilmenin güzelliğiyle, vizyonumu bu kaynağa daha yakın bir meslekte oluşturdum. "Bu dünyadan aldığının karşılığını yerine koymak her insanın zorunluluğudur." der Albert Einstein. Bu felsefeyle hareket ediyor, yazılarımla bir nebze insanların ruhlarına dokunmaya çalışıyorum. Mesleğimi seviyorum, çünkü insanları seviyorum. Tarihi yerleri gezmeyi, büyüleyici doğayı izlemeyi, denizi çok seviyorum. Binicilik, kayak, su sporlarını yapmaktan mutlu oluyorum. Okumaktan keyif alıyor, bu farklı kapıları açan dünyada uzun süre vakit geçiriyorum. Gözümün nuru blogumda emek harcamanın keyfini çıkarıyor ve paylaşmanın ayrıcalığını yaşıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale