X

Çalışan annelerin çocuk büyütmekle imtihanı: Kreş hakkı

İlk yazımda hamile ve emziren annelerin iş hayatındaki durumlarından, sosyal ve hukuki haklarından bahsetmiştim. Bu yazımda ise bebeğini biraz daha büyütmüş ve işinin başına geri dönmüş kadınlarımızın kreş taleplerine ve hukuki haklarına değineceğim. “Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”in altıncı bölümünün Oda ve Yurtlarla İlgili Genel Hükümler başlıklı kısmında yer alan 15. maddesi şu şekilde düzenlenmiştir;

Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir emzirme odasının kurulması zorunludur.

Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150’den çok kadın işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt açma yükümlülüğünde olan işverenler yurt içinde anaokulu da açmak zorundadırlar. Yurt, işyerine 250 metreden daha uzaksa işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür.’’

Şimdi yönetmeliği yorumlayacak olursak “yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun” ibaresi dikkat çekmektedir. Demek ki bu kadınlar bekar olabilir, bu kadınların çocukları olmayabilir ya da evli olsa dahi çocukları olmayabilir ya da çocukları olsa dahi 0-6 yaşından büyük olabilir ancak yönetmeliğe göre işletmede 100-150 kadın işçi çalıştırılıyorsa emzirme odası ve kreş açma zorunluluğu bulunması durumunu değiştirmemektedir.

Etkin kullanılıp kullanılmamasına bakılmaksızın bu emzirme odası ve kreşler yönetmeliğe göre açılmak zorundadır. Ama bu yönetmeliği yaparken gözden kaçan nokta işverenlerin bu durumdan rahatsız olabileceği ve kadın çalışan sayısı 150’yi aşmasın diye ya işten çıkarım ya da hiç işe almama gibi seçeneklere başvurabileceğidir. Bu da kadınların iş hayatına atılmasına destek olabilecek bir durumun aleyhe dönmesine sebebiyet verir.

Son yıllarda çok gündemde olan bir konu da kreş parasıdır. Öncelikle belirtmek isterim ki kreş parası nakdi bir yardım değildir. Kreş parası kapsamında verilen destek ağırlıklı olarak işvereni ilgilendirmektedir. Bu destek kapsamında; işveren tarafından kreş için çalışana yaptığı ödemede gelir vergisi muafiyeti oluşturulmaktadır. Bu sayede işveren çalışanı için ödediği brüt ücret dahilinde gelir vergisi ödemez ve bu miktar kreş parası olarak çalışanın maaşına eklenir. Hem anne hem de babası çalışan çocukların kreşe gidebilmeleri ve güvencede olabilmeleri için devlet tarafından kreş yardımı adı altında bu destek verilmektedir. Kreş masraflarının daha rahat karşılanabilmesi, anne ve babaların maddi sıkıntı çekmeden çocuklarını kreşe gönderebilmeleri adına bu yardım yapılmaktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı aracılığıyla yapılan bu yardımdan;

  • Hem anne hem de babanın çalıştığı durumlarda,
  • Eşi vefat etmiş ya da yasal olarak boşanmış anne veya babalar,
  • Çalışmak zorunda olan ve yalnız yaşayan anne ya da babalar faydalanabilmektedir.

Maddi açıdan çekilen zorluklar nedeniyle çalışma hayatını bırakamayan ve bu sebeple çocuklarını kreşe göndermek isteyen anne ya da babalar için kreş parası başvurusunda bulunmak mümkündür. Bu yardımdan faydalanılabilmek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından belirlenen şartlara uygunluk sağlanması gerekmektedir. Bu yardım gerekli koşulları sağlayan anne ya da babanın işverene, bu mümkün değilse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı merkezlere giderek başvurusu ile sağlanır. Ama dikkat edilmesi gereken nokta kreş yardımı belirli şartları sağlayan ebeveynlere verilmektedir. Mesela kendi imkanlarıyla çocuklarını kreşe yollayabilen aileler bu yardımdan faydalanamayacaktır.

Kadınların iş hayatına ve sosyal hayata katılmaları için çocuk bakımında destek almaları şarttır. Bu kullandırılan ücretli izinlerle olabileceği gibi kreş gibi çocuklarını çalışırken emanet edebilecek bir imkanın olması da umut vericidir. Umarım gelecekte kadınlar çocuk ve kariyer seçimi arasında kalmaz ve rahatlıkla çocuklarını büyütürken çalışabileceği iş ortamlarına sahip olur.

İlginizi çekebilir: Hamile ve emziren annelerin dikkatine: İş yerindeki haklarınızı biliyor musunuz?

Avukat Gökçe Işık: Burslu olarak girdiğim Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdim. Medeniyet Üniversitesi’nde Tıp Hukuku alanında yüksek lisansımı tamamladım. Baronun Kadın Hakları Komisyonu’nda aktif görevler aldım ve bu alanda çalışmalarıma devam ediyorum. Şimdi geriye dönüp baktığımda olduğum ben ile olmak istediğim ben arasındaki farkın her geçen gün giderek azaldığını fark ediyorum. Avukat, teoriyle pratiği kişiliğinde birleştirendir. Bu hayat felsefesinden yola çıkarak her ne kadar kendimi akademik olarak Tıp Hukuku alanında yetiştirsem de ülkemizde kadınların adalete erişiminde ciddi sıkıntılar olduğunu gözlemlediğim için bu alanda gönüllü çalışmalar yapıyorum.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale