X

Büyük başarılar neden her zaman mutluluk getirmez? 

Çoğumuz hedeflerimize ulaşmanın bize sonsuz bir mutluluk getireceğine inanır. Hayattaki tüm zorlukları sona erdirecek o kilit an, bize harika bir dünyanın kapılarını aralayabilir öyle değil mi? Ne yazık ki iyi bir dereceyle mezun olmanın, istediği işe girmenin ya da belirli miktar para kazanmanın getirdiği mutluluk genellikle sandığımız kadar uzun süreli değildir. Çünkü beraberinde nadiren vaat edilen ruh halini getirir. Aksine birçok kişi, hayallerine ulaştıktan sonra kendini zirveye tırmanmadan önceki halinden daha mutsuz bulabilir. Ne de olsa bir zamanlar uzak görülen hayali elde etmenin, kişiyi biraz boşluğa düşüren ve bundan sonra ne yapacağını kestirememesine yol açan bir yönü vardır. Bir diğer deyişle, mutluluk nadiren hedeflere ulaşmakla ilgilidir. Çoğu zaman ilerleyişin kendisi ve atılan her adımdan alınan keyif, mutluluğun ta kendisidir.

Hedefler ve mutluluk arasındaki ilişki

Hayal kurmak ve kurulan hayalleri gerçekleştirmek mutluluk adına önemli bir ölçüttür. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi gerçek mutluluk bu hedeflere ulaşmakla değil, ilerlemeyle ilgilidir. Çünkü hedefe ulaşmanın ilerlemeyi sonlandıran nokta olması sebebiyle başarı sonrası hissedilen depresyon ve stres hissi artabiliyor. Uzun bir süre boyunca elde ettiğinizde çok mutlu olacağınızı düşündüğünüz başarılara ulaştıktan sonra içine düştüğünüz boşluk hislerini hatırlayın… 

Başarı sonrası mutluluk bir yana, herhangi bir şey hissedememek ve kendini boşlukta bulmak oldukça yaygın bir durum. 2011 yılında yayınlanan “İlerleme İlkesi” başlıklı bir araştırma; şirket çalışanlarının günlük refahının, elde edilen başarılarla değil iş yerinde edindikleri deneyim ve ilerleme hissiyle arttığını gösteriyor. Hatta bazı araştırmalar, gelişme ve ilerlemeye olan inancın bile ruh halini iyileştirerek mutluluğu pekiştirdiğini kanıtlıyor. 

Özetle, durum gayet açık: İnsan olarak gelişmeye programlanmış olduğumuzdan, nihai başarı yerine açık ve net bir ilerleme halinden daha fazla keyif alıyoruz. Örneğin; belirli bir süre sonunda belirli miktar para biriktirme gibi hedefler hem çok fazla öznellik taşıyor hem de süreç sonunda kişiyi hedefsiz bırakıyor. Bunun yerine bir önceki aya kıyasla daha az harcama, daha fazla tasarruf yapma fikrine odaklanmak ise sürdürülebilir bir ilerleme ile mutluluk getiriliyor. Bazı yeni yıl kararlarının neden sadece ilk aylarda başarılı olduğu ve uzun vadede hayal edilen mutluluğu sunmadığı da benzer mantıkla açıklanabilir. Çünkü zamanda ilerledikçe düşünülen mutluluğun bir serap olduğu, esas ödülün ise yolun kendinde bulunduğu daha net anlaşılabilir.

Hedefleri yeniden şekillendirme yöntemleri

Mutluluğa ulaşmak şüphesiz hayalleri takip etmekten geçiyor fakat ironik şekilde hayallere ulaşma fikrini benimsemiyor. Mutluluğu tek ve büyük bir hedefe sabitlemek, aksine daha tatminsiz bir yaşam yaşamakla sonuçlanıyor. Üstelik bu hedefe ulaşıp ulaşmamak çok fark etmiyor. Dolayısıyla ulaşmak istediğiniz mutlu ve huzurlu hayatın anahtarı, hedefleri yeniden şekillendirmekte gizli olabilir. Ama merak etmeyin, bu asla hayallerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Daha çok onları daha iyi anlamanız ve farklı şekilde takip etmeniz gerektiğini gösteriyor. Bu süreçte kendinize sormanız gereken 3 temel soru bulunuyor?

1. Yolculuktan keyif alıyor muyum?

Mutluluğun varış noktasında değil, yolun kendinde gizli olduğunu gösteren sayısız araştırma mevcut. Her seferinde küçük başarılar elde etmek bazen hedefin kendisinden daha fazla önem taşıyor. İlerideki bir hedef için çalışırken fazla acı çekmek ve sorun yaşamak ise hedefe ulaşsanız bile gerçek tatmin hissetmenizi önleyebiliyor. Bu nedenle aklınızdaki hedef ne olursa olsun, kendinize çıktığınız yoldan keyif alıp almadığınızı sorun. 

Yolda bulunmanın getireceği anda olma, küçük başarıları benimseme ve kendinin yeni versiyonlarıyla karşılaşma hallerinden mutluluk duymuyorsanız, belki de hedefleriniz yeterince isteklerinizi yansıtmıyordur. Çünkü ideal bir başarı yolculuğunda, yaşadığınız her anın size keyif vermesi ve yeni şeyler fark etmenizi sağlaması gerekli. Kendini takdir etme ve sürekli ilerleme ile zenginleştirilen bir başarı yolculuğu, uzun vadeli mutluluğu destekliyor.

2. Pastayı seviyor muyum?

Aslında çoğumuz çocukluğumuzdan itibaren ileride iyi bir işe girmenin, mutlu bir evlilik yapmanın ve çok fazla gelir elde etmenin mutluluk getirdiği fikriyle büyüyoruz. Üstelik bu düşünce biçimlerini yetişkinlik hayatında devam ettirerek nihai mutluluğu belirli kriterlere bağlıyoruz. “Varış yanılgısı” olarak adlandırılan bu durum ise hayatta çok çalışıp bir şeyler elde ettikten sonra mutluluk yerine, depresyon ve stres hissetmekle sonuçlanabiliyor. 

Pasta yeme yarışmasında birinci olduğunuzda bile mutlu olamayacaksanız, eldeki pastayı sevmiyorsunuz demektir. Dolayısıyla çıktığınız yolun henüz başında, kendinize pastayı sevip sevmediğinizi sormanız iyi bir fikir. Çünkü bazen, mutluluk fikriyle kurduğumuz ilişki bizden çok dış faktörlerin hedeflerini yansıtıyor ve bizi gerçekten sevdiğimiz şeylere odaklanmaktan alıkoyabiliyor. Hedeflerle doğru şekilde bağlı olmak ise istediği gibi bir yaşam sürerek tatmin olmaya yardımcı oluyor.

3. Adım adım ilerleyebiliyor muyum?

Ve elbette, tıpkı yolun kendi gibi mutluluk da adım adım ilerliyor. Tek ve net bir başarının getirdiği mutluluk fazlaca sınırlıyken, o yolda edinilen ufak ama çok sayıdaki kazanımlar iyi hissetma halini artırıyor. Hedeflerinizi belirlerken tek bir hamleyle başarıyla ulaşmak yerine her gün yeni bir zafer kazanmaya odaklanırsanız, çabalarınızı daha doğru yönlendirebilirsiniz. Bu nedenle sizi başarıya götüreceğine inandığınız küçük ama bilindik kilometre taşlarına odaklanın, hedefe sıkı sıkı bağlı kalmadan kendinizi akışa bırakın. Böylece her gün mutluluğun farklı bir rengini deneyimleyebilirsiniz.

Kaynak: theatlantic, harvardbusiness

İlginizi çekebilir: Mutluluk mu başarıdan çıkar, başarı mı mutluluktan?

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale