X

Bütün gözler Milano’da: İtalyan misafirperverliğini yaşamak için başlıca rotalar

Mimarlar ve tasarımcılar için yılın heyecanla beklenen en önemli zamanı gelip çattı. Milano Uluslararası Tasarım Haftası yani orijinal ismiyle Salone Internazionale del Mobile için tüm dünyadan tasarımcı, mimar ve iç mimarlar Milano’ya göç etmeye başladı bile. Tasarım Haftası boyunca Uluslararası Fuar Merkezi’nde klasik stant mantığında firmalar yeni ürünlerini tüm dünyadan ziyaretçilerine tanıtıyor olacak ancak bu özel hafta boyunca asıl ses getiren etkinlikler Fuori Salone kapsamında şehrin dört bir yanına yayılan tasarım merkezlerinde yaşanacak ve her yıl olduğu gibi ziyaretçilerine yine uzun süre akıllardan silinmeyecek deneyimler yaşatacak.

Sektöre yön veren firmaların en yeni ürünlerini heyecan verici etkinliklerle ve İtalyan misafirperverliğiyle yaşamak için sizin de 17-22 Nisan tarihleri arasında yolunuz Milano’ya düşecekse görmeden dönmemeniz gereken önemli enstalasyonları ve ziyaret rotalarını sizler için düzenledik.

Zona Brera / Brera Bölgesi

Bu işin asıl doğduğu ve hala ana merkezi kabul edilen Brera bölgesinin ara sokak kafeleri, moda kokan mağazaları ve gizli avluları yılın bu zamanında önemli etkinliklere ev sahipliği yaparken daha da ilgi çekici bir hal alıyor ve kendi doğasında olan bohem havasına biraz da tasarım eklenince tadından yenmiyor. Dimore Gallery’e giderken Boffi’nin kapısından kafayı uzatmak, Hem’in yeni koleksiyonunu keşfederken bir yandan da Vitra’nın bütün klasiklerini bir arada bulabileceğiniz muhteşem sergisini deneyimlemek için Brera Design District’e mutlaka uzunca bir vakit ayırmanızı tavsiye ederim. Hazır bu bölgedeyken Brera Design Apartment’a uğrayıp 12 tasarımcının Milano’yu hatırlatan ve sembolize eden yerleştirmelerini de mutlaka görmelisiniz.

 

Cos

Daha önce Sou Fujimoto ve Studio Swine gibi önemli isimlerle yaptığı işbirlikleriyle ses getiren ve her yıl Milano Tasarım Haftası’nın başrol oyuncularından olan Cos bu yıl da Phillip K. Smith III’nin Palazzo Isimbardi avlusuna yerleştirdiği açılı aynalar ile ziyaretçilere şehir ve gökyüzü arasında farklı bir bağ kurdurmayı hedefliyor.

Universita Degli Studi Di Milano

Her yıl onlarca önemli tasarımcının enstalasyonlarına ev sahipliği yapan Milano Devlet Üniversitesi bu yıl da önemli isimleri avlusunda ağırlıyor. İnsanın teknoloji ile olan ilişkisini konu edinen tasarımcıların birbirinden farklı yorumlarını görmek için bu önemli noktayı mutlaka rotanıza ekleyin.

Zona Tortona / Tortona Bölgesi

Brera’dan sonra ikinci ana merkez Tortona Bölgesi oldukça önemli sunumlara ve etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Her yıl gözleri üzerine çeviren ve en çok ses getiren odak noktalarından Superstudio ve Superstudio Piu’nun yanı sıra Spazio Zegna’da yer alan Sony’nin muhteşem Hidden Senses deneyimini yaşamanızı tavsiye ediyorum. Daha sonra da Mini Living ile yeni yaşam konseptlerine göz atabilirsiniz. Kalan zamanda kendi rotanızı belirleyip Tortona Bölgesi’nin etkinliklerinde kaybolabilirsiniz.

Ventura

Daha çok genç tasarımcıların yer bulduğu Ventura Bölgesi’nin en popülerleri Ventura Future ve Ventura Centrale’de yer alan sergiler… Özellikle bu yılın en gözdelerinden David Rockfell’in Surface için yaptığı The Dinner yine Ventura Centrale’de ziyaret edilebilir.

Tüm bunların yanında  Nilufar Gallery’e mutlaka uğramayı, Fondazione Prada’nın son bloğu olan ve kurumun kalıcı sergisine ev sahipliği yapacak olan kulesinin açılışına denk gelmeyi, Fornasetti’nin Bottonuto Obeliski’yi nasıl yeniden yorumladığına şahit olmayı, Pritzker ödüllü Alejandro Aravena’nın Artemide için tasarladığı yeni aydınlatmaları incelemeyi, Kengo Kuma’nın Valextra için yaptığı Büyülü Orman’ı deneyimlemeyi ihmal etmeyin.

 

İlginizi çekebilir: Sizi yansıtan bir salona sahip olmak için ilham veren dekorasyon fikirleri

Gülin Keskin: 1985 yılında İstanbul’da doğdum. 2005 yılına kadar İstanbullu sonrasında hem İstanbul hem Milanolu oldum. İtalyan Lisesi’nden mezun olduktan sonra, pılımı pırtımı toplayıp mimarlık öğrenmek için İtalya’ya yerleştim çünkü bence bu işi en yapan adamlar hep ordaydı. Politecnico di Mllano’da hem lisans hem yüksek lisans eğitimimi tamamlarken, bolca seyahat ettim ve mimarlığı en çok da gezerken öğrendim. Bu sırada farkında olmadan İtalyan kültürünün de bağımlısı oldum. 2012 yılında İstanbul’a dönerek kariyerime burada devam ettim ve 2016 yılında kendi mimarlık ofisim GKMO’yu kurdum.

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.

Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.

Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale