X

Boşluk doğum doludur: “Sıradan” anlara hayatınızda yer açın

Şehir hayatının koşturması çoğu zaman unuttursa da her an yeni ve her an bilinmeyenle dolu! Biliyorum, hepimizin gündemi o kadar yoğun ki bu filmin baş kahramanı olduğumuzu unutabiliyoruz!

Hep bir trene yetişmek zorundaymış gibi yaşıyoruz! Trenin peşinde koşmayı mucize sanıyoruz! Oysa gerçek mucize sıradan, önemsiz dediğimiz anların içinde. Bir çiçeğin açmasında, gökyüzündeki bulutların şekillerinde, bir çocuğun gülümsemesinde, bir anda esen rüzgarda, toprağa düşen yaprakta… Ama içimiz de dışımız da o kadar kalabalık ki yapılması gerekenlerle, duygularla ve düşüncelerle bize verilen bu eşsiz armağanın değerini bilmiyoruz. Bilmek için yaptığımız şeyler de sadece daha da çok koşturmamıza neden oluyor!

Boşluk, kadim bilgilere göre tüm elementlerin doğduğu ilk element…

Bedenimizde boşluklar olmasaydı neye benzerdik hiç düşündünüz mü? Bedende her şey bir arada olsa sanırım değişik bir yaratık olurduk. Ve arkadaşlar, nefeslerimiz arasında da boşluklar var! Her aldığımız nefesi koşturarak vermiyoruz! Özümüzde olan bu bilgeliği unutmaya başladığımızda günlük hayatımız da karışmaya başlıyor!

Ne demek istiyorum?

İnsan organizması o kadar zeki ki kendini hayatta tutmak adına her şeyi yapıyor ve maalesef arkadaşlar, bunu yaşamak sanıyor! (Kaç ya da savaş tepkisi aslında organizmayı hayatta tutmak için var.)

Genelde kendimizi ne zaman meşgul etsek, altında derin bir neden vardır! Kendimi farklı etkinliklerle, eğitimlerle meşgul ettiğim dönemlerim vardı. Hangimizin olmadı ki? Şimdi geriye dönüp baktığımda aslında o zamanlar yaptığım her şeyin organizmam için hayatta kalma mücadelesi olduğunu söyleyebilirim. Hissettiğim şeyleri hissetmemek adına kaçış yolumdu meşgul olmak.

Yoganın en temelde yaptığı da halının altına ittiğimiz her şeyi yavaş yavaş halının üstüne almak, ışığa kavuşturmaktır.

Ve böylece önce yoga matının üstünde idrak etmeye başlıyoruz: Bu an yeni! Sürekli yaptığım bu pozu şu an ilk kez yapıyorum. Bakalım ne olacak? Bakalım sağ tarafım nasıl hissedecek? Acaba sol tarafım nasıl hissedecek?

Sonra hayata yayılmaya başlıyor!
Bu an yeni! Geçmişin endişelerini ve korkularını bu ana mı taşıyorum?

Hayatınızdaki her alanda, yoga pratiği yaparken, dans ederken, yemek yerken, sevgilinizle olan ilişkinizde boşluk bırakıp alan açmanız gerekir. Sakatlık, mide ağrısı, stres, ayrılık… Liste herkesin kendi eşsiz yolculuğuna göre anbean şekillenir.

Boşluk, keşif dolu!
Biz şehir insanları o kadar çok yapma ve başarma arzusu içindeyiz ki kendimize labirentler örebiliyoruz. Ve labirentlerin içinde bir şeyler yaratabileceğimizi sanıyoruz. Oysa yaşam sıradan, önemsiz dediğimiz anları merakla kucaklama isteği geliştirdikçe yarattığımız boşluklarda yatıyor!
VE SÖZ VERİYORUM, BOŞLUK DOĞUM DOLU!

Ayın nazik sorusu: Bu anı, bir çocuğun nazik merakıyla karşılayabilir miyim?

İlginizi çekebilir: Herkesin yoga deneyimi kendine: Yoganın derinliklerine doğru

Özde Çolakoğlu: Çalışma Ekonomisinden mezun oldu. Mezun olduktan sonra metin yazarlığı, editörlük, sosyal medya uzmanlığı gibi farklı alanlarda uzun yıllar çalıştı. 2009 yılında yoga ile tanışmasının ardından farklı uzmanlar ve stillerle çalışma şansı yakaladı. Bedende başlayan bu öğretiyi daha da derinleştirmek isteyen Çolakoğlu bu amaçla ilk temel yoga uzmanlık eğitimini 2012 yılında aldı. O zamandan itibaren farklı birçok eğitime katıldı ve katılmaya devam ediyor. Ocak 2018’de Yoga Alliance’ın E- RYT 500 Sertifikasını almaya hak kazandı. 2013 senesinden itibaren çeşitli yoga merkezlerinde ders vermeye başlayan Çolakoğlu, 2017 yılında Githa Yoga ekibine katıldı ve stüdyonun ana hocalarından biri oldu. Bu dönemde stüdyonun büyümesi için kurucu ekip ile birlikte çalıştı, atölyeler ve eğitimler verdi. Çolakoğlu, yoga uzmanlık programları düzenleyerek uzmanlar yetişiyor. 200 ve 300 saatlik temel ve ileri yoga uzmanlık programları ve kamplar düzenliyor. 2021’de bu mesleğini stüdyo sahipliğine dönüştürmüştür. Kadıköy, Moda’da kurulan, Yoga ve Ayurveda merkezi Goa Yoga’nın kurucu ortağıdır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale