X

Bizi besleyen ve bizi biz yapan: Kimliklerimiz

Kimlik… Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre; toplumsal bir varlık olan insanın nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü. Burada geçen “bütün” sözü önemli, çünkü kimliğimiz aslında birçok parçanın bütününden oluşur. Bizi biz yapan kimliklerimiz birleştiğinde, tanımdaki “nasıl”ı cevaplar ve bize has ne varsa ortaya koyar.

Tüm kimliklerimiz bizi besler, tabii ki biz de onları besleriz. Zaman içinde bazıları değişebilir ya da yeni kimlikler edinebiliriz.

Hayatta sahip olduğumuz birçok kimlik vardır; evlat, anne, baba, iş insanı, öğrenci, kardeş, patron, hala, dayı, arkadaş, eş…  Bütün kimliklerimizi bir arada taşırız. Bununla birlikte, her kimliğimizde farklı deneyimler yaşarız. Kişi “iş insanı” kimliğini yaşarken belki disiplinli ve mesafeli halini ortaya koyarken, “evlat” kimliğini yaşarken şefkatli ve sıcakkanlı bir tutum sergiliyor olabilir. Tüm kimliklerimiz bizi besler, tabii ki biz de onları besleriz. Zaman içinde bazıları değişebilir ya da yeni kimlikler edinebiliriz. Örneğin, “öğrenci” kimliğimiz, okulu bitirip çalışmaya başlayınca yerini “iş insanı” kimliğine bırakır. Fakat bu değişim tam olarak birbirinin ikamesi gibi olmaz. Her kimliğimizin gerektirdikleri birbirinden farklıdır.

Farklı kimlikleri beslemenin önemi

Kimliklerimizi kendi ihtiyaç ve özelliklerine uygun yaşamak hayatımızı zenginleştirir. Aksi durumlarda, kimlikler arası tutum geçişi sağlayamadığımız zamanlarda yaşanan sorunlar ilişkilerimizi yıpratabilir. Örneğin; kişinin “yönetici” kimliği olduğunu varsayalım. İşi gereği kontrol etmek, yönlendirmek gibi becerilerini kullanması gerektiğini ve vaktinin büyük kısmında bu tutumu sergilediğini düşünelim. Böyle bir senaryoda, kişi alışkanlıkları sonucu “yönetici” kimliğindeki tutumlarını eğer “eş” kimliğini yaşarken de sürdürüyorsa, bu durum eşiyle olan ilişkisinin yararına olmayacaktır. Kişi kesinlikle kimlikten kimliğe karakterini değiştirmemeli, fakat gerekliyse tutumlarını değiştirebilmelidir. Çünkü her tutum yerinde ve zamanında bize fayda getirir. İkili ilişkilerde yaşanan sorunların kaynağı bu tutum ve davranış değişimlerini gösterememek olabilmektedir. İlişkilerimizde sorun yaşıyorsak, hayatımızda baskın olan bir kimliği, diğer tüm alanlarda da yaşatıp yaşatmadığımızı değerlendirmeliyiz. Bu sayede, örnekteki gibi, eşini kontrol etmeye ve onu sürekli yönlendirmeye çalışırken kişinin aslında “yönetici” kimliğini yaşattığı ortaya çıkacaktır.

Tüm kimliklerine belirli bir pay biçen kişi hayatında hangilerini daha fazla yaşadığını fark edebilir.

Peki, bazı kimliklerimizi baskın yaşamak ne demek? Aslında tüm kimlikleriyle bir bütün olan kişiyi 100 ölçeğinde ele alırsak, hayatının yüzde kaçında hangi kimliğini yaşadığını sorgulayabiliriz. Tüm kimliklerine belirli bir pay biçen kişi hayatında hangilerini daha fazla yaşadığını fark edebilir. Hayatımızın çeşitli dönemlerinde bu dağılımlar değişebilir. Bir kadın anne olduktan hemen sonraki dönemde “anne” kimliğini en yoğun şekilde yaşarken, zaman içinde bu kimliğindeki payı azalıp, diğer kimlikleriyle dengelenebilir. Çok yoğun bir proje döneminde tüm vaktini iş sorumluluklarına ayıran birinin en yoğun yaşadığı kimliği “iş insanı” olabilir.

Kimliklerimizin hayatımızdaki payları istediğimiz gibi bir dağılım gösteriyorsa, ne mutlu. Dağılımdan memnun değilsek de, güzel haber, payları değiştirebiliriz. Hayatımızda nasıl bir dağılımın bizi memnun edeceğini düşünebilir, sonra da şimdiki payları nasıl istediğimiz hallerine çevirebileceğimiz üstünde çalışabiliriz. Benim de “profesyonel koç” kimliğimle danışanlarımla yaptığım bir çalışmadır bu ve yol göstericidir.

Tüm kimliklerimizle bir bütünüz ve en iyi, en mutlu bütüne nasıl ulaşacaksak onun için çabalamalıyız.

 

İlginizi çekebilir: Hayatımızda fazlaca yer kaplayan bir grup: Tutunduklarımız

Ceyda Tepret: İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümü mezunudur. Koç Üniversitesi’nde MBA eğitimi alıp, Madrid’deki IE Business School’da International MBA programında eğitimini tamamlamıştır. Pazarlama alanında bir kariyer tercih etmiştir ve bu alandaki çalışmalarına devam etmektedir. İnsan davranışları ve psikolojiye duyduğu ilgi onu koçluk eğitimi almaya yöneltmiştir. ICF sertifikalı profesyonel bir koç olarak, danışanlarına kendi yolculuklarında destek vermektedir. Pazarlama profesyoneli kimliğiyle marka hikayelerinin, profesyonel koç kimliğiyle de insan hikayelerinin peşindedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale