X

Bilim insanları bitter çikolatanın yaşlanmayı yavaşlattığını belirtiyor

Mutluluk hormonu salınımıyla sıkça ilişkilendirilen çikolata, sakinleşme ve gevşeme hissi yaratabiliyor. Bu gıda, stresli dönemlerde veya üzgün hissedilen zamanlarda sıkça tercih ediliyor. Yakın bir zamanda yayınlanan bir çalışma, çikolatanın keyif verici etkisiyle birlikte özellikle bu gıdanın bitter versiyonunun yaşlanmayı yavaşlatabildiğini belirtiyor. Bu çalışmaya göre, bitter çikolatanın içerdiği bir madde kişinin takvim yaşından daha genç olmasını sağlayabiliyor. Gelin, bitter çikolatanın bu potansiyel etkisini bugün birlikte keşfedelim.

Biyolojik yaş nedir ve bitter çikolata bu yaşı nasıl etkiliyor?

Biyolojik yaş, bir kişinin yaşadığı yılı ifade eden takvim yaşından (kronolojik yaş) farklı bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Bu yaş, bedenin fonksiyonel olarak denk geldiği yaş olarak tanımlanıyor. Biyolojik yaş, temelde bedenin hücresel düzeydeki yenilenme kapasitesini ve genel sağlık durumunu gösteriyor. Bu doğrultuda, takvim yaşıyla biyolojik yaş farklı olabiliyor; örneğin, 25 yaşında birinin biyolojik yaşı 35 çıkabiliyor.

Biyolojik yaş, yaş aldıkça değişiyor ve vücudun ne kadar iyi çalıştığını yansıtıyor. Bu ölçüm, temelde DNA metilasyonu olarak bilinen DNA’daki kimyasal değişime dayanıyor. Takvim yaşından düşük biyolojik yaş sağlıklı ve dirençli olunduğu anlamına gelirken yüksek biyolojik yaş daha hızlı yıpranıldığını gösteriyor. Bu yaşı düşürmek için fiziksel hareketlilik, sağlıklı beslenme ve doğru takviyelerin alınması gibi yaşam tarzı alışkanlıkları öne çıkıyor.

King’s College London araştırmacıları, Aging dergisinde yayınladıkları bir araştırma ile kakaoda bulunan bitkisel bir bileşiğin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabildiğini öne sürüyor. Teobromin olarak bilinen bu bileşik, insan vücudunda zaman içinde şaşırtıcı bir etkiyi açığa çıkarabiliyor. Bitter çikolata, yaklaşık 200 miligram oranında teobromin içeriyor.

Teobromin ve bitkisel moleküllerin yaşlanma üzerindeki etkileri

Araştırmacılar, çalışma kapsamında 1669 kişinin verisini incelediler. Bu inceleme sürecinde, katılımcıların kanındaki teobromin miktarı analiz edildi ve bu miktarlar kan örneklerinden elde edilen biyolojik yaşlanma belirteçleriyle karşılaştırıldı. Çalışma aracılığıyla, biyolojik yaşı takvim yaşından daha genç olan kişilerde bu doğal kakao bileşiğinin yüksek seviyelerde olduğu tespit edildi.

Çalışmanın yazarı Jordana Bell, bitter çikolatanın temel bileşeni teobromin ve daha uzun süre genç kalmak arasında önemli bir bağlantı olduğunu vurguluyor. Bell, aynı zamanda bu araştırmanın günlük gıdaların daha sağlıklı ve uzun bir yaşamı nasıl desteklediğini gösterdiğini belirtiyor.

Çalışma kapsamında, kakao ve kahvedeki diğer metabolitlerin de teobrominin etkisini gösterip göstermediği araştırıldı. Sonuç olarak, diğer metabolitlerin benzer bir model sergilemediği fark edildi. Bir başka deyişle, yaşlanma ve bitter çikolata arasındaki spesifik ilişki yalnızca teobromin üzerinden açıklandı.

Teobromin’e ek olarak, gıdalardaki pek çok bitkisel bileşik genlerin çalışma mekanizmalarını etkileyebiliyor. Karabiberin içindeki piperin gibi maddeler, gen aktivitesini düzenleyen hücresel sistemlerle etkileşime girerek uzun vadede sağlığa katkı sunabiliyor. Teobromin, biyolojik yaşlanmayı yavaşlatmasıyla birlikte kalp hastalığı riskini de azaltabiliyor. Bir diğer yandan, bu madde üzerine yürütülmüş yeteri kadar bilimsel çalışma bulunmuyor.

Çalışmanın araştırmacıları, teobrominin etkisini incelemeye devam ediyor. Bu maddenin bitter çikolatada bulunan polifenoller gibi diğer bileşenlerle birlikte çalışıp çalışmadığı araştırılıyor.

Bitter çikolata tüketimini artırmak yaşlanmayı yavaşlatmak için tamamen etkili mi?

Bu çalışma baz alındığı zaman bitter çikolata tüketimini artırmak mantıklı görünebiliyor fakat araştırmacılar bunu önermiyor. Doktor Ricardo Costeira, çalışmanın kakaoda doğal olarak bulunan maddelerin sağlığı destekleyen moleküler bir mekanizmayı tanımladığını söylüyor. Costeira, aynı zamanda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Araştırmacılar, bitter çikolata tüketimini artırmanın otomatik olarak faydalı olmayacağını belirtiyor. Çikolata şeker ve yağ gibi bileşenleri içerdiği için fazla tüketim faydadan çok zarar getirebiliyor. Bu yüzden, teobrominin vücutla nasıl etkileşime girdiğini ve yaşlanmayı tam olarak nasıl etkilediğini anlamak için daha fazla çalışmaya şahit olmamız büyük bir önem taşıyor.

Kaynak: aging-us.com

İlginizi çekebilir: Bitter çikolata: Faydaları, tüketimi ve doğru seçim rehberi

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale