X

Bir balonla gelen ‘yaşam’: Kalıplarımızı fark etmek, özgürlük ve nihayet mutluluk

Bir akşam hastaneden çıkmış ve keyifsizdim. Yorgundum ama eve dönmek istemiyordum. Ne yapmak istediğimi de bilmiyordum o yüzden kendimi tek başıma sahilde bir bankta buldum. Hava güzeldi. Ben de taktım müziği kulağıma ve manzarayı, gelip geçeni izlemeye koyuldum.

Önümden bir baloncu geçti o sırada. Bir sürü kalplerden oluşan uçan balonları vardı elinde. “İster misiniz?” diye sordu bana. Ben bana bu soruyu sormuş olmasından ötürü hafif şaşkın halde: “Hayır. Tek başıma alıp ne yapacağım ki? Teşekkür ederim.” dedim. Çünkü bu şekilde güzel balonları, çiçekleri erkekler kadınlara alırdı! Kadın yalnızsa kime, ne için alacaktı? Ne kadar da saçmaydı! İşte o an benim hayatımdaki kalıplardan sızanlar tam olarak da bunlardı.

Baloncu uzaklaşırken sahip olduğum kalıplardan kalbimdeki en özgür ve özgün alanıma doğru ilerlemeye başladım ben de.
Aslında balonlar ne kadar güzel görünüyorlardı. Neden başkalarına ihtiyaç duymuştum ki sahip olmak için? Kendi kendimi mutlu etmek hakkım yok muydu? İlla başkaları mı gerekliydi anlarımızı gülümsetmek için? Kendime veremediklerimi neden başkaları bana versindi? Ayıp mıydı? Hayır. Eziklik miydi? Hiç değil!” diye kendi içimde monolog gerçekleştirirken hemen arkama baktım ve “Pardooon! Baloncu!” diye seslendim.

Duydu neyse ki ve geldi hemen yanıma. Bir tane kendim için istediğimi söyledim ve hemen kalpli uçan balonlardan bir tanesini aldım kendime. Elimle balonu kavradığım an gülümsemeye, mutlu hissetmeye başlamıştım bile! Balon kimi mutlu hissettirmez ki zaten? O sırada da profesyonel baloncu elindeki tüm balonları bana verip “Haydi fotoğrafınızı çekelim” dedi. Gülmeye başladım o sırada çünkü bence saçma bir andı. Baloncu neden balonlarla fotoğrafımı çeksindi? Ama adam o kadar içten ve samimiydi ki “tamam” deyiverdim. Sahilde balonlarla poz vermeye başladım ve bu sırada da çok eğlenmeye başladım. Tam o sırada bir sürü balonu elimde gören bir çift durup gülümseyerek bana “vaay!” dediler. Anladım ki hayatımda biri olup onun aldığını sanıp ne kadar romantik bir hareket diye bana bakıyorlardı. “Yok yok!” dedim hemen, “Ben kendi kendime, kendim için aldım bu balonu.

O noktada ikisinin de suratındaki şaşkınlıkla çok eğlendim. Onlar da şaşkınlıklarını hemen silkeleyip “Vay be! Bu daha da harika bir hareket! Bravo! Müthişsin!” diyerek yollarına devam ettiler. Yüzümdeki gülümseme daha da büyümüştü. İşte bu kadardı! Bir insanın kendisini mutlu etmesi böyle küçücük bir andan ibaretti! Baloncu yoluna devam etti, ben de elimde balonumla kalbime gülümseyerek bankta oturmaya. 5 dakika geçmedi baloncu geri geldi yanıma ve şöyle dedi: “Abla, senden önce tam 1.5 saat bir balon bile satamamıştım ama senden hemen sonra 6 adet sattım kısacık süre içerisinde. Teşekkür ederim.” Ve yoluna devam etti. Sahile baktığımda hakikaten birkaç mutlu balonlu kadın gördüm. Keyifle yürüyorlardı. “İşte bu kadar!” diye geçirdim içimden. Mutluluk bulaşıcı! Mutluluk büyüyen, büyüdükçe yayılan müthiş bir şey!

O an yaptığım seçimle önce kendimi, sonra evine ekmek götürecek baloncuyu, sonra da balonumu görüp kendisine balon alan birkaç kişiyi mutlu etmiştim. Daha güzel bir şey olabilir miydi, bilmiyorum. Yorgunluğum, keyifsizliğim hepsi uçup gitti. Sonrasında ise birkaç gün evimde sabah uyanıp balonumu her gördüğümde mutluluğum devam etti.

Demem odur ki, öğrendiğimiz, gördüğümüz kalıpların içerisinde hayat hapishaneden çok farklı olmuyor. Eğer ki o anı, kalıpları yakalayabilirsek ve “Kusura bakma sen gerçek değil, tamamen zihinsel bir kalıptan ibaretsin. Bana ait değilsin. Ben özgürlüğü ve özgünlüğü seçiyorum” diyebilirsek, işte yaratıcı yaşamın tam da orada başlamasına izin vermiş oluyoruz.

Korkma farklı olmaktan. Hiç korkma kendini mutlu etmekten, çünkü bu kendin için yapabileceğin en güzel şey.

Çok sevgiyle…

İlginizi çekebilir: Koşma, dur, sor: Ben kimim, neredeyim, ne istiyorum?

Gamze Baytan: Selamlar, Gamze ben. Meditasyon ve yoga hocasıyım. 7/24 çalıştığım organizasyon sektöründen bir anda "Ne yapıyorum ben kendim için" diyerek çalışma hayatımda ne istediğime karar vermek adına verdiğim arada; kendimi bir anda bol kitap, bol sorgulama, bol seans ve bol yazının içerisinde buldum. Yol yolu açtı ve ben artık izlemek yerine hayata katılmayı seçtim. Eylül '15'te Ezgi Sorman'dan aldığım Meditasyon Eğitimi Eğitmenliği'nden mezun oldum. Şu an toplam 2 günden oluşan ve içerisinde “stres nedir, bedene etkileri nedir, sağlıklı seçimler yapmamız nasıl mümkündür, meditasyon nedir, ne işimize yarar, faydaları nedir, biz aslında kimiz” gibi soruların cevabını konuşup; her birimizin modu her an değişkenlik gösterdiği için tek bir tekniğe kendimizi sıkıştırmak yerine, esnek olabilmek adına 3 ayrı varyasyonun deneyimendiği eğitimler ve grup meditasyonları yapmaktayım. Yollar bitmez tabi hayat boyu; görebildiğimiz sürece. Ayık ve uyanık olarak yakalayabildiğimiz takdirde hayatı. Ve Cihangir Yoga'da Berivan Aslan Sungur'un Yin Yoga Eğitmenliği eğitimiyle kesişti yolum. Temmuz '17’de de meditasyon hocalığımın yanı sıra yin yoga hocalığına tam anlamıyla adım atmış oluyorum. Ben ruh-zihin-beden ile bütünüyle çalışmaktan çok keyif alıyorum. Yeni şeyler keşfediyorum. Hayatta hem daha güçlü hem daha esnek durabiliyorum artık. Her şey artık hem daha derin hem daha hafif. Ve bütün bu deneyimleri daha rahat anlamamı, içselleştirmemi, görmemi sağlayan en büyük araç da kelimelerim. Yazıyorum çünkü yazı benim bu hayatta ruhumla özgürce dansedebildiğim en özgür alan. Yazıyorum çünkü yaşadığımız, başımıza gelen herhangi bir şeyde yalnız olmadığımızı, çaresiz olmadığımızı bilelim, kuvvetimizi yine birbirimizden alalım, birbirimize yayalım ve şifa olalım diye.. Tüm insanlığa yayılmak niyetiyle. Mail adresim: gamzebaytan@gmail.com

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale