X

Beyne olumlu etkileri yeni kanıtlanan eski alışkanlık: Koşmak

Koşarken duygusal ve fiziksel bir içgörü kazanıyor musunuz? Dışarı çıkıp koştuğunuzda rüzgarın yüzünüze vurma hissini ve yalnızca düşüncelerinizle baş başa olma özgürlüğünü seviyor musunuz? Güzel bir koşudan sonra zihninizin berraklaştığını ve yeni bilgileri absorbe etmek için hazır olduğunuzu hissedebilirsiniz ya da koştuktan sonra daha olumlu bir bakış açısına sahip olabilir, daha önce sorun olan şeyler artık sizin için üzücü bir durum olmaktan çıkabilir. Bu duyguların hepsini ya da birini bile daha önce hissettiyseniz size oldukça ilginç bir haberimiz var: Esasında tüm bu duyguların bilimsel dayanağı bulunuyor. Nörobilim alanında yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aerobik egzersizleri bilişsel berraklık ve duygusal olarak iyilik sağlıyor.

Beyin yeni nöronları üretiyor

Güncel bir araştırmaya göre, beyinde yeni nöron doğumunu sağlayan tek aktivite aerobik egersiz.

Geçmişten gelen bilgiler ışığında hepimiz belli bir miktarda nöronla doğuyoruz ve yetişkin olana kadar beyinde yeni nöronlar üretilmiyor. Güncel araştırmalar ise bunun doğru olmadığını kanıtlıyor. Hayvanlarda yapılan deneyler ortaya çıkarıyor ki, yaşamımız boyunca sürekli olarak beyinde yeni nöronlar üretilmeye devam ediyor. American Academy of Clinical Neuropsychology başkanı Karen Postal, yeni nöronların doğumunu tetikleyen tek aktivitenin hareketli aerobik egzersizler olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: ‘Eğer yaptığınız egzersiz 30-40 dakika boyunca sizi terletiyorsa, bu durum yeni beyin hücrelerinin doğmasını sağlıyor.’ Bu noktada pedal mili üzerinde veya açık havada ter atmanın beyin sağlığınız için oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.

İlgili yazı: Hafif tempo koşu ömrü uzatıyor

Koşan insanlar olumsuz duyguları daha çabuk atlatıyor

Aerobik egzersizler olumsuz duyguların azalmasına yardımcı oluyor.

Emily Bernstein ve Richard McNally’nin yürüttüğü bir araştırmaya göre, aerobik egzersiz aynı zamanda olumsuz duyguların da azalmasına yardımcı oluyor. Halihazırda koşucu olan Bernstein bu konuda şunları dile getiriyor: ‘Aktif olduğumda kendimi daha iyi hissettiğimi fark ettim.’

Bu durumun nedenini ve tam olarak bu egzersizin etkisini öğrenmeye çalışan Bernstein, partneriyle yürüttüğü çalışmada, katılımcıların egzersiz değişimi sırasındaki duygularına verdiği reaksiyonlar inceleniyor. Katılımcılardan öncelikle 30 dakika gerinme veya tempolu koşu yapmaları isteniyor ve daha sonra 1979 yapımı The Champ adlı duygusal filmin final sahnesi izlettiriliyor. Araştırmalar sonucunda, koşmayı tercih eden kişilerin, gerinmeyi tercih eden kişilere göre üzücü deneyimleri daha çabuk atlattığı ortaya çıkıyor.

Çalışma belleği geliştirilebilir

Lin Li’nin yürüttüğü ‘Acute Aerobic Exercise Increases Cortical Activity during Working Memory: A Functional MRI Study in Female College Students‘ adlı araştırmada kısa ve yoğun aerobik egzersizlerin, bilişsel işlev üzerindeki etkisi araştırılıyor.

Araştırma, kısa ve yoğun aerobik egzersizi seansının işleyen bellek üzerindeki etkisini araştırıyor. 15 genç kadının katıldığı araştırmada, katılımcıların aerobik egzersiz seansından sonra hafıza görevleri üzerinde çalışırken MR’ları çekiliyor. MR sonuçlarında korteks ve sol frontal yarıkürede kontrol sürecinde gelişme gösteren sinyaller bulunuyor. Bu bulgular ışığında araştırmacılar şunları dile getiriyor: ‘Yoğun ve kısa egzersizlerin işleyen belleğe makro nöral seviyede katkı sağladığını öğrendik.’ Bu araştırma aynı zamanda aerobik egzersizle hafıza gelişimi arasındaki bağlantıyı da kanıtlıyor.

Gelecek sefer dışarı koşmaya çıktığınızda bilin ki, kendiniz için oldukça iyi bir şey yapıyorsunuz. Yalnızca beyin sağlığınıza nörolojik seviyede katkıda bulunmuyorsunuz, aynı zamanda duygusal sağlığınıza da olumlu anlamda katkı sağlıyorsunuz. Hafıza gibi bilişsel yetenekleriniz bu egzersizler sayesinde gelişecek ve hayata bakışınız daha pozitif olacaktır. Eğer henüz koşmaya başlamadıysanız, bu özellikleri öğrendikten sonra artık tam sırası.

Kaynak:

lifehack.org

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale