X

Beslenme trendleri: Aralıklı oruç efsanesi

Son zamanların belki de en çok konuşulan “beslenme trendleri” arasında “Aralıklı Oruç” eğilimi yer alıyor. İnsanlar hızlı kilo vermek için Aralıklı Oruç (Intermittent Fasting) diyetini uygulamaya başladılar. Bir süredir etrafımdan sıklıkla bu diyet süreci ve uygulama yöntemleri ile ilgili sorular alıyorum.

Aralıklı Oruç eğiliminin farklı tipleri mevcut. Biliyorsunuz aralıklı oruç esasen “yeme ve yememe” döngüsü esasına dayanıyor.

1. Günlük belirli saatler arasında aralıklı oruç (Daily window fasting)
2. Günde tek öğün aralıklı oruç (OMAD)
3. Öğün veya öğünleri atlama aralıklı oruç (Skipping meals)
4. Haftanın belirli günleri aralıklı oruç (Alternate days fasting)

Genel olarak bir beslenme yöntemi olarak karşımıza çıkan bu eğilimin bedeni arındırmak, dinlendirmek gibi birtakım farklı amaçları olsa da pek çok kişi tarafından kilo vermek ve yağ yakımını tetiklemek gibi bir amaçla uygulandığını da biliyoruz.

Kilo kaybı sürecinde aralıklı orucun etki mekanizması şöyle; uzun süreli aç kalma durumunda metabolizma karbonhidrat depolarını tüketip yağ depolarını kullanmaya başlıyor. Bu yolla da normalden daha hızlı bir yağ kaybı ve zayıflama bekleniyor.

Püf noktası şu; aralıklı oruç diyeti uygularken kas kaybı yaşamanız muhtemel. Bu sebepten ötürü mutlaka kas yapımını takviye edecek şekilde egzersiz yapmalı ve beslenme programlarınızı buna uygun olarak düzenlemelisiniz.

Ama karşılaştığımız araştırmaların da kafası biraz karışık. Bazı çalışmalar aralıklı oruç diyetinin kalori kısıtlaması yarattığını ve asıl kilo kaybının bu kısıtlanmış günlük enerji alımından kaynaklandığını da iddia ediyor. Yani aslolan yağ yakımını tetiklemek değil, kalori açığı yaratmak gibi duruyor. Buyurun buradan yakın…

Bireysel deneyimleriniz neticesinde olumlu sonuçlar aldığınız, kilo kaybının devam ettiğini gözlemlediğiniz ya da size hem ruhsal hem de bedensel olarak iyi hissettiren beslenme protokollerini uyguluyor olabilirsiniz. Ve bu uyguladığınız yöntemlerden olumlu geri dönüşler alıyorsanız, uzun vadede uyguladığınız sistemin olumsuz etkileri dahi olsa, ne yazık ki bu kabulleri yıkmak genel olarak çok güç… Bunun farkındayım.

Ama kimler bu yöntemi uygulaMAMALI, işte onu biliyoruz: Çocuklar, hamileler, emziren anneler, diyabet hastaları, beden kitle indeksi düşük olanlar, Anoreksia ve Bulimia gibi beslenme bozukluğu olan bireyler.

O nedenle ne olursa olsun sadece size kilo verdiren ve hedefe hızla ulaştıran beslenme yöntemlerine eğilmek yerine, uzun vadede olası olumlu veya olumsuz sonuçları değerlendirdiğiniz sitemlere eğilim gösterin. Bunları iyi araştırın ve uygulayın. Zira bana kalırsa kendinizle olan ilişkiniz hayatınızdaki en önemli trend olmalı. Bunu hiç es geçmeyin!

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir: Sürekli diyette olmanın açlığı tetiklediğini biliyor musunuz?

Hande Acarel: 2005 yılında Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldum ve ardından Ankara Üniversitesi’nde Beslenme Bilimleri alanında yüksek lisansımı tamamladım. Florence Nightingale Şişli Hastanesi'nde klinik, poliklinik ve obezite diyetisyeni olarak çalıştıktan sonra Madalyon Psikiyatri Merkezi'nde uzman bir ekiple obezite ve beslenme bozuklukları alanında çalışmalarıma devam ettim. 2012 yılından bu yana ise Eti Gıda pazarlama departmanına beslenme uzmanı olarak danışmanlık veriyorum. Pilates Eğitmenliği sürecime 2014 yılında Balanced Body University’nin uluslararası geçerliliğe sahip sertifika programlarını tamamlayarak, 2016 yılında Kuzguncuk Beslenme & Pilates Stüdyo’yu kurdum ve bu kapsamda beslenme ve egzersizi bir araya getirdiğim bir yöntemle çalışmalarımı sürdürüyorum. 2020 yılında Biruni Üniversitesi’nde Fitoterapi Eğitimimi tamamladım. Bitkilerin beslenme ve kilo kontrolü sürecinde kullanımları konusunda çalışmalar yapıyor ve bunu beslenme danışmanlığı süreçlerime entegre ediyorum.
İlgili Makale