“Ben neden böyleyim?” diye düşünmeyi ne zaman bırakmalıyız?

Bir davranışımızın nedenini bulduğumuzda onu değiştirmeye de biraz daha yaklaşacağımızı düşünüyoruz. Bu nedenle zorlandığımız bir konu ortaya çıktığında benzer deneyimleri hatırlamamız ve kendimizle ilgili bir açıklama geliştirmemiz doğal görünüyor. Bu yöntem bazen daha önce göremediğimiz bir kalıbı fark etmemizi ve bundan sonra neyi farklı yapabileceğimizi anlamamızı sağlıyor.

Fakat kendini anlamak ile kendine sürekli bir açıklama aramak arasında ince bir çizgi var. “Ben neden böyleyim?” sorusunun cevabını bulmaya çalışırken aynı anıları tekrar tekrar hatırlayıp davranışlarımızı etiketlemek ve her tepkinin altında gizli bir neden aramak da mümkün. Bir noktadan sonra ortaya çıkan şey daha fazla öz farkındalık yerine kendimiz hakkında hiç bitmeyen bir analiz olabiliyor.

Üstelik her davranışın tek bir kökeni veya keşfedildiğinde her şeyi açıklayacak bir cevabı olmak zorunda değil. Bazen bir şeyi neden yaptığımızı yeterince anlamış olsak bile hala kendimizi değiştirmekte zorlanabiliyoruz. Bazen de geçmişi çözmeye çalışmaktan çok bugün ne yapacağımıza karar vermek daha fazla işe yarıyor. Dolayısıyla bu sorgulamanın ne zaman bizi aynı yerde tutmaya başladığını fark etmek önem kazanıyor.

Kendini anlamaya çalışmak ne zaman faydalı?

Kendimiz üzerine düşünmenin amacı kusursuz bir kişilik haritası çıkarmaktan ziyade yaşadıklarımızı biraz daha iyi anlayabilmek. Bir tartışmada neden bu kadar gerildiğimizi fark etmek veya ilişkilerimizde tekrar eden davranış kalıplarını tanımak sonraki seçimlerimizde işe yarayabiliyor. Düşünmenin sonunda bize faydalı bir yere varabilmek, esas kazancımız oluyor. Böylece yeni zihinsel bağlantılar kuruyor, kendimize karşı daha anlayışlı olmayı öğreniyor veya aynı hatayı tekrarlamamaya özen gösteriyoruz.

Sorun ise kendimizi anlamaya çalışmanın, sonsuz bir geçmiş incelemesine dönüşmesiyle başlıyor. Psikolojide bu tür tekrarlayıcı düşünme biçimlerinden biri ruminasyon olarak adlandırılıyor. Ruminasyonda kişi bir problemin nedenleri, sonuçları veya kendi davranışları üzerinde uzun süre düşünüyor ancak bu düşünceler çoğu zaman çözüm üretmiyor.

Tekrarlayıcı düşünce üzerine yapılan kapsamlı bir bilimsel inceleme de aynı konu üzerinde düşünmenin hem yapıcı hem de yıpratıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Buradaki fark, düşüncenin ne kadar somut ve çözüm odaklı olduğuyla ilgili. Nitekim “Bir dahaki sefere neyi farklı yapabilirim?” sorusu ekstra hareket alanı yaratırken “Ben neden hep böyleyim?” gibi geniş ve eleştirel sorular kişiyi aynı düşünce çevresinde tutabiliyor.

“Ben neden böyleyim?” sorusu ne zaman bir düşünce döngüsüne dönüşür?

Ne yazık ki kendimizi analiz etmeyi bırakmamız gereken kesin bir nokta ya da belirli bir zaman limiti bulunmuyor. Aynı konu üzerine birkaç saat düşünmek bazı durumlarda gerekli olabilirken başka bir konuda birkaç dakikalık bir tekrar bile bize zarar verebiliyor. Bu anlarda kendinize şu işaretler üzerinden bakarak “Ben neden böyleyim?” sorusunun ne zaman faydalı olduğunu anlayabilirsiniz:

  • Her düşünme turunun sonunda aynı cevaba ulaşıyorsanız yeni bir şey keşfetmekten çok aynı hikayeyi tekrarlıyor olabilirsiniz.
  • Sorularınız giderek davranıştan kimlik eleştirisine kayıyorsa kendinize acımasız davranmaya başlamış olabilirsiniz.
  • Düşünmek sizi harekete geçirmek yerine durduruyorsa analiz problem çözmenin yerini almış olabilir.
  • Kendinizi anlamaya çalışırken daha sert yargılamaya başladıysanız, merakın yerini öz eleştiri almış olabilir.
  • Geçmişi yeterince irdelediğinizde kesin bir cevap bulacağınıza inanıyorsanız gerçekte tek bir nedeni olmayan deneyimlere kusursuz bir açıklama arıyor olabilirsiniz.

“Neden?” yerine hangi soruları sorabiliriz?

Bugünkü davranışlarımızın her zaman çocukluğumuzdaki tek bir olaydan ya da hayattaki belirgin bir travmadan kaynaklanması gerekmiyor. İnsan davranışı içinde bulunulan koşullara, ilişkilere ve zaman içinde edinilen deneyimlere göre değişebiliyor. Bu nedenle basit adımlarla sürekli geçmişin açıklamasını aramak yerine bugünkü ihtiyaçlara ve bundan sonra yapılabileceklere odaklanmanız mümkün:

1. “Şu anda neye ihtiyacım var?”

Hissettiğiniz her duygunun uzun bir köken analizine ihtiyacı olmayabilir. Bazen sadece yorgun, anlaşılmamış veya üzgün hissedersiniz. Bazen de tek ihtiyacınız biraz yalnız kalmaktır. Bu tür günlük ihtiyaçları fark etmek onları katı etiketlere bağlamaktan daha kullanışlı olabilir.

2. “Bu durumda neyi farklı yapabilirim?”

Sorunlar karşısındaki ana konuyu kişilik özelliklerinizden davranışınıza çevirmek değişim alanını genişletebilir. “Neden insanlara hayır diyemiyorum?” diye öz eleştiri yapmadan önce “Bir sonraki sefer sınırımı nasıl daha iyi ifade edebilirim?” diye düşünmek daha somut bir adıma dönüşebilir.

3. “Bu düşünce bana yeni bir şey öğretiyor mu?”

Aynı konu zihninize tekrar geldiğinde kendinize bunu sormanız çok doğal. Ancak soru size yeni bir ayrıntı, bakış açısı veya çözüm sunmuyorsa düşünmeye biraz ara vermek daha yararlı olabilir.

4. “Bunun cevabını bilmeden de ilerleyebilir miyim?”

Geçmişte neden belirli bir karar verdiğimizi veya bir ilişkinin neden tam olarak o şekilde geliştiğini hiçbir zaman bütünüyle anlayamayabiliriz. Hayatta ilerlemek için her sorunun kesin bir cevaba ulaşması gerekmez. Sonuçta kendini tanımak denilen şey de hayat boyu süren bir gelişim süreci. Bu nedenle “Ben neden böyleyim?” sorusunu bırakmanın zamanı, sorunun artık sizi hiçbir yere götürmediğini fark ettiğiniz an olabilir.

Önemli not: Bu yazıda yer verilen tüm bilgi ve öneriler bilimsel destekli makaleler baz alınarak, genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup herhangi bir uzman tavsiyesi içermemektedir. Sayfa içeriğinde tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgiler içeren öğelere yer verilmemiştir. Tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurun.

Kaynak: verywellmind, psychologytoday

İlginizi çekebilir: “Hayat neden zor”: Benzer yaşam deneyimleri neden bazıları için daha zorlayıcı?

Uplifers
Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!