X

Bedeninizi olduğu gibi sevmek elinizde: Beden imajı nedir?

Biz modern dünyanın insanları kendimize sürekli üzerinde çalıştığımız bir proje gibi davranıyoruz. Bu davranışımız bizi hayatımızın her alanında bitmek tükenmek bilmeyen bir mükemmellik arayışına itiyor. Mükemmellik arayışı içinde olduğumuz konulardan biri de beden ölçülerimiz.

Toplumun özellikle kadınlar üzerindeki ideal beden baskısı herkesin farkında olduğu bir durum. Gerek basılı, gerek görsel, gerekse de sosyal medya olsun, tüm medya türleri kadınların üzerindeki bu zayıf olma baskısının daha da artmasına yol açacak şekilde davranıyorlar. Özellikle reklamlar, popüler gazeteler, televizyon programları ve filmler önceden biçimlendirilmiş ve idealize edilmiş beden imgelerinin yayılmasına olanak sağlamakta (Featherstone, 1993).

Kadınlar gündelik hayatta bedenleriyle ilgili sayısız mesajla karşı karşıya kalmaktalar. Bu mesajlar dergiler, mağaza vitrinleri, kişiler arasında geçen günlük diyaloglar ve/veya estetik cerrahi operasyonlarının artışı gibi çeşitli etmenler ile bireylere ulaşmakta ve dış görünüşlerine ilişkin baskı yaratmaktadır (Tiggemann, 2011).

Kadınlara verilen mesaj aslında son derece nettir: “Beğenilmek istiyorsan zayıf olmalısın” ve bu mesaj kadınların olumsuz beden imajına sahip olmalarına yol açmaktadır.

Beden imajı kavramı, Avustralyalı psikiyatrist Paul Ferdinand Schilder tarafından geliştirilmiştir. Schilder beden imajını, bireyin kendi bedenine karşı oluşan “mental imaj” olarak açıklamaktadır (1950). Yani beden imajı kişinin kendi bedeni hakkındaki düşüncelerini ve duygularını ifade eden bir kavramdır. Bu mental imaj, objektif bir değerlendirme değil, zihinsel bir oluşumdur (Bell’den akt. Myers ve Biocca, 1992) ve aynı zamanda kişinin aynaya baktığında zihinsel olarak kendisini nasıl gördüğü ve zihinsel olarak bedeninin şeklini nasıl algıladığı ile ilişkilidir.

Beden imajını etkileyen faktörlerden en önemlisi bireyin içinde yetiştiği aile ortamıdır (Preester ve Knockaert, 2005). Wilhelm’e (2006) göre aile ortamında çocuğun bedenine yönelik negatif eleştiriler, onun beden algısına ilişkin özgüvenini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Ancak kişilerin bedenleri sürekli değiştiği için beden imajı değişime açıktır. Örneğin bir kişinin 20 yaşındaki beden imajı ile aynı kişinin 50 yaşındaki beden imajı birbirlerinden farklıdır. Beden imajını oluşturan çeşitli bileşenler bulunmaktadır. Bu bileşenler; algılar (bir kişinin beden ölçülerini kendi zihninde nasıl gördüğü), tutumlar (hem bilişsel hem de duygusal olarak kendi bedeni hakkındaki düşüncelerinin zayıflık idealine ne şekilde uyduğu) ve davranışlar (ölçülü yemek yeme, aşırı yemek yeme, abartılı bir şekilde spor ve diyet yapmak) olarak sıralanmaktadır (Botta,1999).

İdeal beden baskısı kişide beden imajı bozukluklarına yol açabilir. Olumsuz beden imajı kişinin kendine olan güveninin sarsılmasına, zayıflamak için girilen savaşlarda anoreksiya nervoza veya bulimia gibi beslenme bozukluklarının yaşanmasına, lüzumsuz plastik cerrahiye sebep olabilmektedir (Atik ve Örten, 2008).

Kişinin sağlıklı ve fit olmak için spor yapmasında, kilosuna dikkat etmesinde tabii ki hiçbir sorun yok. Ama ya kişinin kendini sevmesi zayıf bir bedene sahip olmasına bağlıysa, ya kişi istediği ölçülerde olmadığı için mutsuzsa? İşte burada devreye bedeni beğenme kavramı devreye giriyor.

Bedeni beğenme; bireyin bedeni ile ilgili pozitif fikirlerinin olması, bedeninin kusurlarına bakmaksızın bedenini olduğu gibi kabul etmesi, bedenine duyduğu saygının bir göstergesi olarak sağlığı ile ilgilenmesini içerir (Wood-Barcalow, Tylka & Augustus-Horvath, 2010). Bedeni beğenme; kadınların özsaygı, iyimserlik, yaşam doyumu, olumlu duygulanım gibi psikolojik iyi olma yapıları ile pozitif (Avalos ve diğerleri, 2005; Swami, 2008); olumsuz duygulanım, aşırı mükemmeliyetçilik, zayıflık idealini içselleştirme, güzellikle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler ve bağlanma anksiyetesi gibi psikolojik sıkıntılarla negatif ilişkilidir (Avalos ve diğerleri, 2005; Holmqvist & Friesén, 2012).

Bedeni beğenmeyi artıran yöntemler arasında farkındalık gibi öz-kabule odaklanan ve psikolojik iyi olmayı yükseltmeyi amaçlayan terapötik teknikler yer almaktadır (Stewart, 2004). Kadınlar medyanın “ne kadar zayıf o kadar güzel” şeklindeki yanlış dayatmasını kabul etmemeli ve gerektiğinde bedenlerini olduğu gibi kabul etme konusunda gereken psikolojik desteği almaktan çekinmemelidirler.

Eğer bir yeme bozukluğuna sahip olduğunuzu düşünüyorsanız bir an önce psikiyatrist ve psikologlardan gereken yardımı almayı ihmal etmeyin lütfen. Bu arada size bir eğitim haberim var. WhatsApp ya da FaceTime üzerinden birebir görüşmeler şeklinde ilerleyen üç haftalık Öz Sevgi eğitimimle ilgileniyorsanız bilgi için rsolaker@gmail.com adresine yazabilirsiniz. Psikoloji ile ilgili egzersizler paylaştığım Instagram hesabım ise @ranakutvan.rsolaker@gmail.com 

Bu yazının tüm hakları Rana Kutvan’a ve Uplifers’a aittir. İzinsiz ve uygun şekilde referans verilmeksizin kopyalanması, çoğaltılması ve başka mecralarda paylaşılması kesinlikle yasaktır.

Kaynaklar:
Atik, D, Örten, T. (2008). İdeal beden imgesini oluşturan sosyal ve kurumsal faktörler ve bu idealin bireyler üzerindeki etkileri. Hacettepe Üniversitesi.
Augustus-Horvath, C. L., & Tylka, T. L. (2011). The acceptance model of intuitive eating: A comparison of women in emerging adulthood, early adulthood, and middle adulthood. Journal of Counseling Psychology, 58, 110-125.
Avalos, L. C., Tylka, T. L., & Wood-Barcalow, N. (2005). The Body Appreciation Scale: Development and psychometric evaluation. Body Image, 2, 285-297.
Bıyıklı, T., 2007, Vücut İmgesinin Ve Özel Spor Salonlarının Egzersize Başlama Ve Devam Etme Motivasyonu Üzerine Etkisi, Gazi Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi
Botta, R. A. (1999). Television Images and Adolescent Girls’ Body Image Disturbance. Journal of Communication, 49(2), 22-41
Featherstone, M. (1993). The Body in Consumer Culture. The Body, Social Process and The Cultural Theory, Ed. Featherstone M., Hepworth M. ve Turner S. B. Sage Publication: Londra, s. 170-197
Holmqvist, K., & Frisén, A. (2012). I bet they aren’t that perfect in reality: Appearance ideals viewed from the perspective of adolescents with a positive body image. Sex Roles, 9, 388-395
Myers, P. N., & Biocca, F. A. (1992). The Elastic Body Image: The Effect of Television Advertising and Programming on Body Image Distortions in Young Women. Journal of Communication, 42(3), 108-133.
Preester, H. D.,&Knockaert, V. (2005). Body image and body schema interdisciplinary perspectives on the body. Amsterdam: John Benjamins Publishing Company.
Schilder, Paul (1950). The Image and the Appearence of the Human Body. International Press: NY
Stewart, T. (2004). Light on body image treatment: Acceptance through mindfulness. Behavior Modificiation, 28, 783-811
Swami, V., Stieger, S., Haubner, T., & Voracek, M. (2008). German translation and psychometric evaluation of the Body Appreciation Scale. Body Image, 5, 122-127.
Tiggemann, M. (2011). Sociocultural Perspectives on Human Appearance and Body Image. Body Image: A Handbook of Science, Practice and Prevention, 12-19.
Wilhelm, S. (2006). Feeling good about the way you look a program for overcoming body image problems. New York: The Guilford Press.
Wood-Barcalow, N. L., Tylka,T. L., & Augustus-Hovarth, C. L. (2010). But I like my body: Positive body image characteristics and a holistic model for young-adult women. Body Image, 7, 106-116.

İlginizi çekebilir: Kendine gerçekten iyi bakıyor musun: İyi bir öz-bakım için ne gereklidir?

Psikolog Rana Kutvan: İstanbul doğumlu olan Rana Kutvan lise öğrenimini Nişantaşı Kız Lisesi’nde tamamladı. Önce LCC’de bir sene akabinde de İstasyon Sanat Merkezi’nde iki sene süren bir moda eğitimi aldıktan sonra çeşitli firmalarda stilist olarak görev aldı. 1997-2008 tarihleri arasında New York’ta ikamet etti. Türkiye’de almış olduğu moda eğitimini Parsons School of Design’dan almış olduğu derslerle pekiştirdi. Kutvan moda eğitiminin yanı sıra City University of New York’a bağlı Hunter College’da Psikoloji ve Sanat Tarihi üzerine çift anadal lisans eğitimi görerek cum laude (yüksek onur) derecesiyle mezun oldu. Hunter College’a devam ettiği süre zarfında dünyanın önde gelen psikologlarından Albert Ellis’in Enstitüsünde staj yaptı. Bu staj süresince Ellis’in bulmuş ve de geliştirmiş olduğu Rational Emotive Behavior Therapy (REBT)’i yakından inceleme fırsatı buldu. Kutvan, Albert Ellis Enstitüsündeki stajının yanı sıra New York’un önemli psikoloji enstitülerinin düzenlediği workshoplara katıldı. Kutvan 2008 Mayıs ayında Türkiye’nin ilk Kişisel Gelişim ve Stil Danışmanlığı merkezi Karakter A’yı kurdu. Kurumsal ve bireysel hizmetler veren Rana Kutvan’ın referansları arasında Braun, CNN TÜRK, Aras Kargo, TURKCELL, Kuveyt Türk, Doğan Holding gibi şirketler vardır. Kutvan bireylere ve kurumlara Stres Yönetimi, Kadın Liderliği, İş Özel Yaşam Dengesi, Zaman Yönetimi, Kadın Ruhu isimli workshop çalışmaları düzenlemektedir. Kutvan Karakter A’nın yanı sıra 2008-2012 tarihleri arasında Profesör Dr. Kerem Doksat’dan süpervizyon aldı. Kutvan psikoloji ve kişisel gelişim çalışmalarında holistik bir yaklaşım uygulamaktadır. Rana Kutvan anadili olan Türkçe’nin yanı sıra anadili düzeyinde İngilizce, iyi derecede Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale