X

Başkalarını memnun etme ihtiyacı sizi hayatta nereye sürükler?

Çocukluğumuzdan bu yana ilk memnun etme ihtiyacımız anne ve babamızla kurulan ilişki ile başlıyor. Bu ilişki o dönemde nasıl kuruluyorsa, yaşamın diğer alanlarında da aynı şekilde devam ediyor. İlk sosyal deneyimimizi yaşadığımız aile deneyimi; iş seçiminde, partner seçiminde bizi yönlendiren deneyimlerin başlangıç noktası aslında… Başlangıç noktasında karşılanmayan bazı ihtiyaçlar için malum zamanda geriye gidip olanı biteni değiştiremiyoruz. Ama değiştirebileceğimiz bir şey var: Bakış açımız. Geçmiş dönemlere ait zihnimizdeki kayıtların ne olduğunu, hangi amaca hizmet ettiğini şefkatle sorguladığımız sürece zamanda geriye gitmeye de pek gerek kalmıyor zaten.

Başkalarını memnun etmeyi ben hep bir çemberin içinde koşan laboratuvar faresine benzetiyorum. Sürekli çabalayan, fakat günün sonunda aynı noktaya gelen ve bu durumdan memnuniyetsiz olan insanlar topluluğuna dönüşüyoruz. Sonra da bir bakıyoruz ki aslında yaşamda belli olanakların arasında sıkışıp kalmış, kendi ihtiyaçlarını görmezden gelen, kendine yabancı bireyler olarak toplumda kendimizi günbegün yalnızlaştırıyoruz. Bu yalnızlaşma halinin adını da çoğunlukla karşılanmayan dev güven ihtiyacımızla bağdaştırıyoruz.

Oysa ki başkalarının memnuniyeti için sarf edilen her söz, her davranış, kendi şefkat kotanızdan bir diğerine adaletsizce bir kaçak yaratıyor. Çoğunlukla da kendi drama üçgenimizde kendimizi mağdur kabul ederek kendi melankolimizin içinde, yazgısıyla kavgalı bir laboratuvar faresi gibi dönüp duruyoruz.

Etrafınızda şöyle söylemleri ofiste, metroda, bir kafede, sosyal ortamlarda arkadaşlarınızla vakit geçirirken çokça duyuyorsunuzdur: “Sevdiğim için yapıyorum, alıştığım için onu hoşnut etmeye çalışıyorum…” Bu ve benzeri söylemler aslında kendini hoşnut etmekten kaçınan kişilerin söylemleridir daha çok. Tam da o noktada aslında başkasını memnun etmek için hangi karşılanmayan ihtiyacını görmezden geliyorsun? Bu görmezden gelme hali bir süre sonra sizin kendi öz değer ve saygı anlayışınızla çelişince, içinizde sizin de tanımlamakta zorlandığınız bir durum yaşanır. Psikolojide çok sevdiğim bir tanım kullanılıyor bu durum için, kendim için de sıkça kullanırım: İç tepinme hali… Sizi kendi içinizde ordan oraya savuruyor bu içsel tepişmeler…

Bir diğer açıdan baktığımızda aslında başkalarını memnun etme isteğimizin altında etki yaratma ihtiyacımız yatıyor. Hepimizin bulunduğumuz ortamda etki yaratmaya ve fark edilmeye ihtiyacı var. Ama pek çok zaman bu isteklerimiz çocukluktan bu yana engellenir. Açık ve net bir şekilde ilişkisel ihtiyaçlarımızın karşılanması önce kendimizle olan ilişkimizde, sonrasında çevreyle olan ilişkimizde iyileşme sağlar.

Siz de “başkalarını memnun et” kodlamasıyla bugüne kadar geldiyseniz bunun bir anlamı var. Bu noktadan sonra isterseniz biraz gayret ve inançla bunu dönüştürebilirsiniz.

Sizlere bunun için birkaç küçük önerim olacak:

  • İnsanların neler istediğini tahmin etmektense, istedikleri şeyin ne olduğunu öğrenmek için onlara soru sorun.
  • Kendinizi daha çok mutlu edin ve istediğiniz şeyler için insanlara istekte bulunun.
  • İnsanlara hatalı oldukları şeyleri söyleme denemesi yapın, bakalım ne cevaplar gelecek…

En son olarak da bugün kendinizi hoşnut etmek için uzun süredir ertelediğiniz her ne varsa planınıza hemen ekleyin…

İlginizi çekebilir: Hak ettiğiniz aşkı yaşamak için: Kurtarıcı rolünü bir kenara bırakın

Nurgül Koçak: Profesyonel Gelişim ve Değişim Koçu Nurgül Koçak, Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden başarıyla mezun oldu. Üniversitede eğitim aldığı süre boyunca kurumsal eğitim şirketlerinde staj yapmıştır. Özel sektörde pazarlama alanında iş tecrübeleri oldu. 2018 yılında Profesyonel Koçluk eğitimi alarak ‘Gelişim ve Değişim Koçu ünvanı kazanarak mesleğine yeni bir boyut katmıştır. Şu anda Mersin’de Çağ Üniversitesi’nde Tezli Psikoloji Yüksek Lisans yapmaktadır. Aynı zamanda psikoterapi yaklaşımlarından Transaksiyonel Analiz Uygulama eğitimini tamamlamıştır. Şu an kurumsal firmalara ve bireylere koçluk yapmakta ve iletişim eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale