X

BANİ nedir: 2020 sonrasını karşılayan yeni bir kavram

İş dünyasına katıldığım 2013 yılından bu yana duyduğum, önemini her zaman koruyan değerler olmakla birlikte çok yeni kavramlar da karşıma çıkıyor. Eskiden çeviklik, yılmazlık, VUCA gibi terimler ile birçok şeyi açıklayabiliyorduk fakat bazı durumları anlatmaya yetersiz hissederken imdada BANİ yetişti.

Belirsizlikten kaosa sürüklendiğimiz, her yeni güne “Bugün ne ile karşılaşacağız?” diye uyandığımız bir dünyada bir yandan da üretken olmak, iyi ebeveyn olmak, iyi arkadaş olmak, iyi öğrenci olmak gibi birçok beklenti içerisinde yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. BANİ bize mevcut durumu çok iyi özetliyor. Yöntemi bulmak bence mevcut durumu iyi anlamaktan geçiyor.

BANİ Amerikalı futurist Jamais Cascio’nun tanımladığı haliyle, eskiden değişken olan şeyin artık güvenilir olmaktan çıktığını (Brittle), insanların artık kendilerini güvensiz hissetmediklerini, daha çok endişe (Anxiety) duyduklarını, karmaşıklığın yerini doğrusal olmayan (Non-linear) sistemlerin aldığını ve belirsizliğin anlaşılmazlıkla (Uncomprehensive) yer değiştirdiğini söylüyor.

Hayatımızı tek işe, tek hedefe odaklayıp yıllarca aynı konuda çalışabileceğimiz bir dünyadan, bizi her konuda çeşitlenmeye zorlayan, aynı işi aynı bakış açısıyla yaparak uzun süre aynı kalmanın insanın kendine koyduğu en büyük engel olduğu bir dünyaya geçtik. 10-20 yıl sonra bugün duymadığımız meslekleri duyacağız. Bu sebeple kendimizi işimizle tanımlamak diye bir şey kalmayacak, kapasitemiz bizi daha fazlasını yapmaya itecek ve bunu hayata geçirebildiğimiz sürece kendimizi gerçekleştirmiş hissedeceğiz. Bu güvensiz kaos ortamından da bizi çıkaracak güç, kapasitemiz ve çevikliğimiz diyor BANİ.

Endişelendiğimiz konular var, biliyoruz. Herkesin sanıyorum daha fazla endişelendiği, en önemlisi sağlığını, sevdiklerini kaybetme ihtimaliyle yüzleştiği dönemlerde bazen durumu yönetmek kolay olmuyor. Çok sık duyduğumuz mindfulness burada bizi ayaklandırabilecek bir yöntem. Destek almak, terapiye gitmek veya size iyi gelen fiziksel pratikleri hayatınızda rutine dönüştürmek artık tercihten çok kaçınılmaz bir durum oldu. Bu araçları önümüzdeki yıllarda da bize iyi gelecek birer anahtar olarak daha fazla kullanmaya devam edeceğiz gibi duruyor.

Neden-sonuç ilişkisini kurmak bazen çok kolay ama bugün her şeyi bir nedenle açıklayamadığımızı hissediyorum. Sebepsizce gerçekleşen birçok şey geliyor başımıza. Belki ihmal ettiğimiz, ötelediğimiz, geciktirdiğimiz konular da oluyor ama birçok durumu da tercihlerle yönetemiyor, nedenlerini açıklayamıyoruz. Doğrusal gitmeyen bilinmezliklerin içerisinde kendimize bir anlam bulmak, bağlam yaratmak ve bazen de adapte olmak durumları yönetmede bize yardımcı olacak.

Anlamadığımız yerde duygularımız ve sezgilerimiz en iyi yol göstericilerdir. Kendimizi doğru kaynaklarla donatırsak (zihinsel, fiziksel, ruhsal vb.) ve şeffaflıkla paylaşımda bulunursak, anlaşılmazlık durumunda kendimiz ve çevremiz için yol haritaları çıkarabiliriz. Uzun yıllar devam edecek bu düzende daha farklı deneyimler yaşayacağız, farklı çevresel, toplumsal olaylar bizi belki şaşırtmaya devam edecek. Ancak kendimize yapacağımız yatırım, kendi iyi halimiz bizi durumlar karşısında tekrar toparlayacak. Önce durumu anlamak, sonra kendini hızlıca adapte edebilmek için kendine karşı şeffaf, empatik olup kapasitene güvenen bir pencere açarak bu dönemi öyle izlemek bir yöntem. BANİ dünyasının tanımlamaları umuyorum sizin yolunuz için de yardımcı olur.

İlginizi çekebilir: Franklin etkisi nedir: Yardım istemek nasıl bir etki yaratır?

Didem Sümer Tiryaki: Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji lisans eğitimi ardından Galatasaray Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansını tamamladı. Yaklaşık 10 senedir özel sektörde İnsan Kaynakları alanında çalışıyor. Kadın Girişimciler Derneği'nin Geleceğin Kadın Liderleri programından 2013 yılında mezun oldu. Kagider ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği'nde öğrenci veya yeni mezun kadınlara mentorluk yaptı. BÜMED'in yürüttüğü Next-Gen programında mentorluk çalışmalarına devam ediyor. Deneyimsel oyun terapisi eğitimleri ardından supervizyonlarını tamamladı ve Oyun Terapisi Uygulayıcısı oldu, son iki senedir gönüllü olarak 2-11 yaş arası çocukları destekliyor. Öğrenmeyi, gezerek/okuyarak veya deneyimlerek yeni bilgiler keşfetmeyi, bu öğrenme ve keşiflerinden insan doğasına dair çıkarımlar yapmayı ve bunları yazmayı seviyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale