X

Bakış açınızı değiştirin: Zordan kolaya giden yolu keşfetmek

“Üç sözden fazla değil, tüm ömrüm şu üç söz; hamdım, piştim, yandım.”
Mevlana Celaleddin Rumi

Zor olanları listeleyin diye önümüze bomboş bir kağıt verdiklerinde hemen listemizi oluşturmaya başlarız; okula gitmek zordur, işe girmek zordur, çalışmak zordur, emek vermek zordur, para kazanmak zordur, sabah erkenden uyanabilmek zordur, herkesten önce bugün bu insanlığa ne katabilirim diye sorabilmek zordur, yemek yapmak zordur, spor yapmak zordur, koşmak zordur, yorulmak zordur, bazen uzun saatler seyahatte olmak da zordur, sorumluluk üstlenmek zordur, ev geçindirmek zordur… Evet, burada daha yazamadığım birçok “zor” mutlaka vardır!

Peki ya kolay olanlar diye karşımıza çıksalardı, haydi gelin bu hayatta size göre kolay olanları bize sıralayın diye bir öneride bulunsalardı… Yüzümüzü yıkamak oldukça kolaydır, ama kolay olması saatle zorlaştırılmıştır! Yani daha günün ışımadığı bir saatte kalktıysak ve aslında ruhumuzu hala sıcacık yatağımızda bıraktıysak (!) o zaman ne zor olur değil mi o kolaycacık yüzünü yıkamak eylemi? Hem de öyle zor olur ki elimizi suya uzatmak bile istemeyiz…

Örneğin muhteşem bir baklava dilimi önümüze geldiğinde, hele de yanında sıcak bir bardak da çay varsa değmeyin keyfimize. Ne kolaydır değil mi keyifle yemek o mis baklavamızı… Fakat henüz ondan önce üç dilim daha baklava yemiş olduğumuzu düşünelim. Yani şekerle dolmuşuz, artık canımız da, midemiz de bir dilim daha yemeyi istemiyor. Yani yiyebilecek bir kapasitemiz yok. İşte tam böyle bir durumda ne zor olur değil mi o bir dilimcik baklavayı yine de yemeye çalışmak? Aslında o kadar da kolay olan bir şey nasıl da zor olmuştur.

Bir örnek daha verelim. Bizim için en kolay olanlardandır, canımız kanımız olan çocuklarımız ile vakit geçirmek. Fakat kocaman, upuzun toplantılarla dolu, birçok konuyu yönetmek durumunda kaldığımız oldukça yorucu bir günün ertesinde evde “son” enerjimizle yaşamaya çalışıyorken, tatlı kızımızın gelip de bitmek bilmeyen o enerji patlamasıyla bizimle oynamak istemesi… İşte o anlar ne zordur değil mi? Aslında çok kolay, basit ve bütün gün uğraştığımız işlerden çok ama çok daha kolay olan bir çocuk oyununa bile dahil olabilmek ne zor olmuştur bizim için… Yorgunluk kolayları götürüp zorları yerine koyuvermiştir böylece…

Hayatımızda aslında zor olarak nitelendirdiğimiz çoğu şeyin kolay olmaktan zor olmak kategorisine girişi tamamıyla algımıza dayanmaktadır. Aslında düşündüğümüzde birçok insana göre uğraş verdiğimiz işimiz daha kolaydır veya sadece geçtiğimiz yüzyılı bile düşünürsek aylarca atlar ile yolculuk yapılmak durumunda olan zamanlara göre şu anda olduğumuz zamanlar çok ama çok daha (!) kolaydır. Şartlar çok ama çok daha iyidir ve hayat kalitemiz ise her açıdan çok daha yüksektir…

Bugün bu yazımda bana eşlik ediyorsanız, gelin bir değişiklik yapalım. Zor olarak düşündüklerimizi, zor olarak nitelendirdiklerimizi bir yana bırakalım. İçlerindeki kolayı görelim, yapmak istemek hedefimizi bulalım. Çünkü her şey aslında bizler için, çünkü her şey hayatımızı “kolaylaştırmak” için aslında hayatımızdadır… Zor dediklerimize yeniden bakalım… Zordan kolaya giden yol bizden geçer!

İlginizi çekebilir: Gelecek ne zaman gelecek: Hayatı ertelemeden yaşamak

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale