X

Bağlanmak mı, kendin olmak mı? İşte bütün mesele bu!

İnsan sosyal bir varlık, günümüz bilimsel verileri insanın sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürmek için bağlanmaya duyduğu güçlü gereksinimi gözler önüne seriyor. Bağlanma ya da ait olma deneyimi henüz bir bebekken (mümkünse) anne ya da ebeveyn ve çocuk arasında başlıyor. Buradaki ilk deneyim bireyin gelecekteki ilişkilerini ve deneyim seçimlerini de derinden etkiliyor.

Özellikle çocukken sevilme ihtiyacımızın tam karşılanmadığını hissettiğimizde daha iyi, daha sevilesi olmak için elimizden geleni yaparız. Hatta duygu ve ihtiyaçlarımızı dahi sevilmek için yok sayabiliriz. Belki ağladığımızda annemiz bağırmıştır ya da babamız o kadar yorgundur ki onu kendi sorunlarımızla üzmek istemeyiz. Ancak bu durum yetişkinliğimizde özgünlüğümüzü ve kendi olma özgürlüğümüzü elimizden alır. Eğer duygu ve ihtiyaçlarımızı ifade ettiğimizde ilişkimizin bozulacağına, sevilmeyebileceğimize inandıysak o duyguları ve ihtiyaçları görmezden gelmeye başlarız. Canımız sıkkınsa bile gülümsemek alışkanlık olur, bağırmak isterken “Haklısın” demek otomatikleşir. Sevilme (ait olma) ve özgünlük (kendin olma) ihtiyaçları çoğu zaman çatışır. Kendimizi ifade etmemeyi, hatta duymamayı alışkanlık haline getirdiğimizde hayattan tatmin olmayız, hastalıklar, kronik ağrılar, ilişkilerde sorunlar baş gösterir.

Eminim etrafında vardır ya da kim bilir belki sen böylesindir; “kendinden çok diğerlerinin ihtiyaçlarına cevap verip kendi duygularını ve ihtiyaçlarını görmezden gelen meleksi, yardımsever kişiler…” Genelde hiçbir dertleri yok zannedilir, çünkü kendi dert ve ihtiyaçlarından pek bahsetmezler. Ne yazık ki muhakkak bir kronik rahatsızlıkları olur… İşte bu kişiler çoğu zaman ilk bağlanma ihtiyacını karşılama dönemlerinde sevgi almak için iyi, kibar, yardımsever olması gerektiğini bilinçsizce otomatikleştiren çocuklardır.

Peki, çocukluktan bilinçsizce huy haline gelmiş, hatta belki farkında bile olmadığımız bir alışkanlığın zararlarından nasıl korunabiliriz? Öncelikle fark ederek. Eğer tüm bu yukarıda sayılanlar sana tanıdık geldiyse içindeki çocukla bağlantını yeniden kurmakla başlayabilirsin işe… Boğazın düğümlenmiş, gözlerin yaşarmış, kalbin sızlamış ya da bedeninde benzer bir hareketlenme hissetmiş olabilirsin. Tüm bunlar içerleyen çocuğun görülmeye başladığını hissettiğine dair güzel işaretler… Bugün bir vakit yarat ve kendine, duygularına, ihtiyaçlarına dön; bak bakalım için senden ne istiyor? Neye ihtiyacın var? Hangi duygu sana ne anlatmaya çalışıyor?

Başkaları için kendinden geçmek çok övünülesi bir özellikmiş gibi gösterilebilir, ancak kendinle ilişkinde, kendine önem vermeyip her zaman başkalarına öncelik vermek haksızlık yaratır. İçindeki çocuk bunun farkında olduğu ve kendini ortaya koyamadığı için içerler. Mutsuz ve hasta bir yaşam sürmesi bundandır. O yüzden duyguları ifade etmek en az sağlıklı beslenmek kadar önemlidir, duyguların yokmuş gibi davranmak, onları bastırmak aslında kendini hiçe saymaktır ve insan hiçe sayılmak için değil, varolmak için yaşar.

Danışmanlık, koçluk ve eğitimlerle ilgili bilgi ve randevu almak için www.iremulgu.com adresimi ziyaret edebilir, bilgi için bilgi@iremulgu.com adresine mail atabilirsin. Pozitif psikoloji pratikleri ve hayat deneyimlerimi paylaştığım Instagram hesabıma buradanwww.iremulgu.com www.iremulgu.com adresimi ziyaret edebilir, bilgi için bilgi@iremulgu.com adresine mail atabilirsin. Pozitif psikoloji pratikleri ve hayat deneyimlerimi paylaştığım Instagram hesabıma , YouTube kanalıma buradan ulaşabilirsin.

Kocaman sevgiler…

İlginizi çekebilir: Duyguların gizli mesajı nedir: Duygularınızı tanıyın ve onlara kulak verin

İrem Ülgü Orhan: Berkeley, North Carolina ve Pennsylvania Üniversitelerinde bulunan Pozitif Psikoloji kürsülerinde, Pozitif Psikoloji alanında eğitimler almış olan İrem Ülgü Orhan, bu eğitimlerini şamanik öğretiler ile besleyerek, doğu batı senteziyle kendi mutluluk atölyelerini tasarlıyor. Bireysel danışmanlık pratiğinde, özellikle kişilerin hedefleri önünde engel oluşturan, farkında olmadıkları düşünce ve davranış kalıplarını fark ettirme ve değişim yaratmaya dayalı kendine has koçluk metodlarını kullanıyor. Amacını "Her geçen gün daha çok kişinin potansiyelini gerçekleştirmesine yardımcı olmak" olarak özetliyor. İrem kurucusu olduğu HUB Consulting şirketi ile koçluk, eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermenin yanı sıra, İrem Ülgü Orhan adlı Youtube kanalı aracılığıyla kendi alanıyla ilgili video içerikleri paylaşıyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale