X

Atıksız yaşama geçerken önemli bir soru: Elimdeki plastikleri ne yapabilirim?

Yazılarımı düzenli takip edenler bilir, bilmeyenler için de şöyle söyleyeyim: Ben yaklaşık 2 yıldır plastik tüketimimi azaltmaya çalışıyorum. Atıksız yaşam için ilk icraatım pet şişede su almamak oldu, eve arıtma kurdurup cam su şişeleri aldım ve kendi suyumu yanımda taşımaya başladım. Bunu naylon poşetler takip etti. İki bez çanta edindim ve alışverişlerde poşet almamaya başladım ki ben bunu yapmaya başladığımda henüz poşetler ücretli olmamıştı. Bu iki yıllık süreçte ise tek kullanımlık plastiklerin tamamını hayatımdan çıkardım, bulaşık deterjanımı kendim yapmaya başladım, hatta şampuanı bile bıraktım. Yaptıklarımın da sadece çevre için değil, hayat kalitem için de büyük faydalarını gördüm. Hala da plastik tüketimimi daha da azaltmamı sağlayacak yöntemleri araştırıyorum, kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

İlginizi çekebilir: Atıksız yaşam için tek motivasyon çevre değil: Bu süreçte neler kazandım?

Bu haftaki yazımda, bu yolculuğa ilk başladığımda baş etmem gereken ve çevreme sıfır atıkçı olduğumu söylediğimde bana en çok yöneltilen bir soruya cevap vermek istedim: Elinde kalan plastiklere ne olacak?

Bu zamana kadar plastiklerle hep iç içe yaşadık. Mutfaktan banyoya, balkondan çocuk odasına kadar evimizin her köşesinde belki de onlarca plastik eşya var. Bunlardan bazıları tek kullanımlık, yakın zamanda çöp olacak eşyalar. Bazıları ise sapasağlam, hala üretim amacını yerine getiriyor. Plastiksiz bir hayata alışmaya çalışırken bu eşyalarla nasıl başa çıkacağız?

Kullanabiliriz

Hala iyi durumdaysa ve iş görüyorsa neden elden çıkaralım ki? Sıfır atık, plastik düşmanlığı değildir. Plastiğin çöp olmasına karşıdır. Eğer evinizde hala kullanılabilecek durumda, sağlam ve ihtiyaç duyulan plastik eşyalar varsa, kullanmaya devam edin.

Özellikle su ile iş yaparken kullanılan plastik eşyalar, leğen, temizlik kovası, sebze kurutucu… Sizi bilmem ama ben salata yıkarken ya da yerleri silerken de her zaman bu plastik eşyaları kullanıyorum ve açıkçası, bu eşyalar kullanılmaz hale gelene kadar da yenisini almaya niyetim yok. Yenilemem gerekirse, plastik yerine kullanabileceğim alternatif ürünler araştırabilirim ama şimdilik elimdekileri çöpe atıp masrafa girmemin ne bana ne de çevreye bir faydası var.

Kullanabilecek birine verebiliriz

Sağlam da olsa, elinizdeki plastik bir eşyayı artık kullanmak istemiyor olabilirsiniz. Elinizden çıkarmak istediğiniz ama hala sapasağlam bir plastik eşyanız varsa, bu eşyayı kullanabilecek birine verebilirsiniz. Gereçlerin ikinci el kullanımı, işlevini kaybetmemiş eşyaların değerlendirilmesi ve oluşacak atık miktarının azalması açısından çok daha sürdürülebilir bir yaklaşım.

Farklı bir kullanım alanı bulabilirsiniz – ileri dönüşüm

Artık iş göremez hale gelmiş bir plastik eşyanız varsa ama çöpe atmak istemiyorsanız, ileri dönüşüm ile değerlendirebilirsiniz. Bu sayede materyalin kullanım ömrünü uzatmış, çöpe atılmasını geciktirmiş ve kendi tasarımınız olan yepyeni bir eşyaya sahip olmuş olursunuz.

İlginizi çekebilir: Atıkları değerlendirmenin iki farklı yolu: Geri dönüşüm ve ileri dönüşüm

Son seçenek: Geri dönüşüm

Kullanılamayacak, hatta ileri dönüşüm bile yapılamayacak kadar hasar görmüş plastik eşyalarınız varsa, bu eşyaları ümitsizce elde tutmaya çalışmanın bir anlamı yok. Yine de en azından çöpe atmak yerine geri dönüşüm kutularına atın. Bu sayede plastik eşyalarınız okyanusları kirletmek yerine, hammaddeye dönüştürülerek üretime katkı sağlayabilir.

Bilinçli bir tüketici olmadan önce aldıklarımızdan pişmanlık duymak da, hepsinden kurtulup evi plastikten arındıracağım diye iş görür eşyaları çöpe atmak da çözüm değil. Olan oldu. Tek yapabileceğimiz elimizdekileri nasıl değerlendirebileceğimizi düşünmek ve yeni bir eşya alırken plastikten mümkün olduğunca uzak durmak.

Kaynaklar
Atıksız Ev

İlginizi çekebilir: Plastik kirliliğinin başrol oyuncusu: Mikroplastikler

Çağla Lotinac Akman: AgeSA'da birikim ve güvence danışmanı ve çevre aktivisti. Hafta içi 9-5 danışanlarına finansal danışmanlık vererek insanları daha varlıklı hale getirmek, hafta sonu da deniz kenarında sabah koşusu yapıp koşarken kumlardaki çöpleri toplayıp ayrıştırmak en büyük hobileri arasında. Uplifers'ta 2018'den beri çevre kirliliği, sıfır atık, gezegen dostu yaşam, koşu, kişisel finans ve bütçeleme konularında yazılar hazırlamakta, gezegenimiz için farkındalık yaratmayı ve finansal okur yazarlığı arttırmayı hedeflemektedir. Kendisine ulaşmak ve ücretsiz finansal danışmanlık almak için: (0530)-767-24-64.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale