X

Aşık olduğunuz kişiye duygularınızı açmaktan kormayın: İlk adımı atmayı kolaylaştıracak 5 öneri

Sizce ilk adımı kim atmalı? Kadın mı? Erkek mi? Bu sorunun cevabı -kültürel ve çevresel etmenlerin de etkisiyle- çok yüksek oranda erkek olarak çıkıyor. Ancak cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her iki cinsiyetin de ilk adımı atma, kendini ifade etme konusunda eşit haklara sahip olduğunu düşünüyorum.

Birinden hoşlandığımızda duygularımızı açıkça ifade etmek yerine kaçıngan davranışlar sergilemeyi ve karşı tarafın bir adım atmasını bekleriz. Bu davranışın altında yatan en net sebep ise reddedilme korkusudur. “Ya benimle aynı duyguyu paylaşmıyorsa? Ya rezil olursam? Ya bir daha beni görmek istemezse?” gibi endişe içeren düşünceler adım atmayı engeller.

Bu yazımda reddedilme korkusu ve altındaki sebeplerden çok ilk adımı nasıl atabileceğinizden bahsedeceğim. (Reddedilme ile ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

Annenize, babanıza, diğer aile üyelerine veya arkadaşlarınıza duygularınızı söylerken derin bir rahatsızlık hissetmiyorken, aşık olduğunuzu düşündüğünüz insana duygularınızı söylemekten neden çekiniyorsunuz? Aslında bu soruya birçok cevap gelebilir ama asıl ortak cevap şudur: Kendinize karşı hissettiğiniz duygularınızı söylemeyi unutuyorsunuz.

Önce kendinize olan duygularınızı itiraf ettikten sonra aşağıda okuyacağınız birkaç madde ile hoşlandığınız/aşık olduğunuz kişiye ilk adımı atabilirsiniz.

, ho

Tanımlayın

Ne hissettiğinizi önce kendinize tanımlayın. Aşk herkese göre değişen bir kavramdır, ancak hislerinizin yoğunluğunu anlamada ve adım atmada bir nevi rehberdir. “Ne hissediyorsunuz? Hangi sıklıkla hissediyorsunuz? Bu kişi size ne ifade ediyor?” gibi sorularla duygularınızı tanımlayın. Böylelikle duygularınızı karşı tarafa ifade ederken bu tanımlamalar size kolaylık sağlayacaktır.

Cesur olun

En kötü senaryoyu düşünün. Olabilecek en kötü durum hislerinizin karşılığının olmaması olacaktır ki bu sizi değersiz, sevilmeyen biri yapmaz. Hislerinizi bir kere söylemeyi başarırsanız devamı çok daha kolay olacaktır.

Zaman tanıyın

Bu dönem zarfında duygular arasında geçişler yaşayabilirsiniz. Var olan duygularınız daha fazla yoğunlaşabilir ya da azalabilir. Duygularınızın oturmasına izin verin.

Net olun

Lafı dolandırmak yerine kısa ve net cümlelerle ifade etmek hem olası bir yanlış anlaşılmayı engeller hem de ne istediğinizi karşı tarafa direkt aktarmış olur. “Sana karşı daha yoğun duygularım var, senden hoşlanıyorum, sana aşığım” vs…

Beklentiye girmeyin

İlk adımı beklentiyle atmak hem ifade biçiminizi hem de rahat olmanızı engeller. Bu adımı karşılık almak için atmıyorsunuz. Sadece hislerinizin ne olduğunu aktarıyorsunuz. Beklentiye girmemek uygulamaya döküldüğü zaman çok kolay değildir, ancak elinizden geleni yapmaya çalışın.

İlginizi çekebilir: Aşık olduğunuz kişiye açılmanın en doğru yolu: “Seviyorsan, git konuş”

Uzman Psikolog Merve Saraçoğlu: İstanbul Ticaret Üniversitesi Psikoloji Lisans ve Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bristol Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Programı’nı tamamlamıştır. 2010 yılında başladığı Bilişsel ve Davranışçı Terapi eğitimini 2013 yılında bitirerek psikoterapist ünvanını almıştır. Eş zamanlı olarak Pozitif Psikoterapi Enstitüsü’nden onaylı Pozitif Psikoterapi eğitimi ve Pozitif Aile Terapisi eğitimi almıştır. 2012 yılında Avrupa Psikodrama Organizasyonu onaylı psikodrama eğitimini tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimi sürecinde, davranış bozukluklarında gevşeme teknikleri konusunda eğitim ve süpervizyonlar almıştır. Bu süreçte birçok danışmanlık merkezinde psikoterapist olarak görev yapmıştır. Halen yetişkinler için bireysel danışmanlık yapmakta ve psikoterapi uygulamaları esnasında Bilişsel-Davranışçı Terapi, Pozitif Psikoterapi, Çözüm Odaklı Terapi ve Motivasyonel Görüşme Tekniklerinden yararlanmaktadır. Kendi oluşturduğu ‘’Ofiste Gevşeme’’ programıyla kurumsal şirketlere iletişim ve gevşeme teknikleri eğitimleri vermektedir.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale