X

Arı ve kelebek nüfusunun giderek azalması besin güvenliğini tehlikeye atıyor

Böcek ilaçları arı ve kelebek nüfusunun azalmasına sebep oluyor.

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma, dünyadaki böcek ilaçlarının arı ve kelebek nüfusunun azalmasına sebep olduğunu ve global tarımın korunmasını tehlikeye attığını iddia ediyor.

The Intergovernmental Science Policy Platform on Biodiversity and Ecosystem (IPBES) bu konuda şunları söylüyor: ‘Dünyada yaşayan tüm omurgalıların yaklaşık %16’sını oluşturan polen taşıyıcıların soyunun çoğu insan kaynaklı müdahaleler yüzünden tükenmek üzere olduğu biliniyor. Bu durum ayrıca milyonlarca insanın geçimini ve yüz milyarlarca dolar değerindeki besin kaynağını da tehdit ediyor’.

Omurgasız polen taşıyıcıların soyu bazı bölgelerde %40’tan fazla oranda tükenmiş durumda. Böcekler tarafından poleni taşınan bitkiler dünyada önemli sayıda meyveyi, sebzeyi, tohumu ve yağı oluşturuyor.

Her ne kadar kelebekler ve arılar soyu tükenme ihtimali yüksek canlılar olsalar da, güveler, yaban arıları, kınkanatlı böcekleri ve yarasalar da tozlaşmaya katkıda bulunan hayvanlar olarak biliniyorlar.

Yapılan araştırmalara göre,  global ölçekte incelendiğinde polen taşıyıcıların sayısındaki en önemli düşüş Kuzeybatı Avrupa ve Kuzey Amerika’da göze çarpıyor.

İlgili yazı: İklim değişikliği küresel gıda sistemini tehlikeye atıyor

‘Bu polen taşıyıcılar olmadan, diğer birçok besin maddesinin yanı sıra, kahvenin, çikolatanın ve elmanın tadını çıkaramayacağız’ diyor University of Reading Biyoçeşitlilik Profesörü Simon Potts.

Polen taşıyıcıları sayısı azalması sağlıksız beslenmeye neden olacak

Arı Uzmanı Dennis van Engelsdorp, The Associated Press’e verdiği röportajda şunları söylüyor: ‘Eğer polen taşıyıcılarını oyun dışında bırakırsak her şey parçalara ayrılır. Burada kalmak istiyorsak, dünyayı 2050 yılına kadar beslemeliyiz ve polen taşıyıcıları da oyunun içinde tutmalıyız’. Araştırma ayrıca, tozlaşan ürünlerdeki önemli vitamin ve mineraller kaynakları olmadan ‘sağlıksız beslenme’ riskinin giderek artacağını söylüyor.

Arıların nüfusunun azalması tozlaşmayı azaltacağından dolayı besinlerden aldığımız vitamin ve mineralleri yeterli olarak alamayacağız ve sağlıksız beslenme ortaya çıkacak.

IPBES, özellikle az gelişmiş ülkelerdeki polen taşıyıcı hayvan popülasyonunun azalmasının yarattığı sağlık sorunlarını ve ekonomik riskleri işaret ediyor.

Birçok ürün gelişmekte olan ülkeler için önemli gelir kaynağı olarak görülüyor. Bunlara kahve ve kakaoyu örnek verebiliriz. Dünyadaki polen taşıyıcılarla bağlantılı senelik global besin üretiminin oranı 225 ile 577 milyar dolar arasında değişiyor.

University of Vermont’ta araştırmalarını yürüten Dr. Insu Koh, Amerika’da bile arı oranının bazı bölgelerde %39 oranında azaldığını belirtiyor ve ekliyor: ‘Besin maddelerinden fındığı ve meyveleri kaybedebiliriz. Eğer badem, elma, karpuz, yaban mersini seviyorsanız arıları için endişelenmeye başlasanız iyi olur.’

Polen taşıyıcıların şu anda bu durumda olmasının sebepleri arasında böcek ilaçları kullanımı, iklim değişikliği gibi insan eliyle oluşan tehditler de bulunuyor.

IPBES, polen taşıyıcıları nüfusunu artırmanın yolunu onların doğal ortamlarını artırmak ve böcek ilacı kullanımını azaltmakta görüyor.

‘Polen taşıyıcılar dünya besin üretimine ve besin güvenliğine katkıda bulunuyorlar. Onların sağlığı bizim sağlığımızla doğrudan alakalı’ diyor Profesör Vera Lucia Imperatriz-Fonseca.

Kaynak:

huffingtonpost.com

Uplifers: Kaliteli ve mutlu yaşam koçunuz!

Saç kalitesinin sırrı yıpranmayı onarmak mı önlemek mi? 

Saçlarınız gün içinde fark etmeden düşündüğünüzden daha çok yıpranabiliyor. Sabah saçınızı kuru taramanın bıraktığı hasar, gün içinde hava kirliliğine maruz kalmak, duş sonrası yüksek ısıyla kurutma, sık şekillendirme… Tüm bu küçük adımlar zamanla birikiyor ve saç tellerinizde gözle görülmeyen hasarlar bırakıyor. Çoğu zaman “yıpranan saçları nasıl onarabileceğimize” odaklanıyoruz; oysa bilim bize çok daha kritik bir gerçeği fısıldıyor: Yıpranan saç kalıcı olarak onarmak pek mümkün değil. Çünkü saç, canlı dokular gibi kendi kendini yenileyen bir yapı değildir. Saç telini oluşturan keratin zincirleri bir kez hasar gördüğünde, uygulanan ürünler sadece yüzeyde geçici bir güçlendirme sağlar. Saç daha parlak görünür, daha yumuşak hissedilebilir fakat bu görünüm kalıcı bir onarım sunduğu anlamına gelmeyebilir.



Bu yüzden sağlıklı saç denkleminin en kritik noktası, saçın zarar görmesini engellemektir.

Türkiye’de uzun, gür ve dalgalı saçlar her zaman popülerliğini koruyor. Saçlarını uzatmak için maskeler, yağlar ve vitaminler deneyen pek çok kişi, saçlarının dipten sağlıklı bir şekilde uzamasına rağmen saç uçlarının sağlıksız göründüğünü fark edebiliyor. Peki bunun ardındaki sebep ne olabilir? Çoğu zaman bu durumun nedeni, farkına varılmayan koparak dökülme ve kırılmadır.



Trikologlar birçok insanın, saçlarının “koparak döküldüğünün” farkında bile olmadığını belirtiyor. Yüksek ısı, yanlış kurutma rutinleri ve sıcak şekillendirme araçları, saç boyunu uzatmaya çalışırken en hızlı kaybettiren etkenlerin başında geliyor.



Peki çözüm? Saçı şekillendirirken ona zarar vermemek. Yani ısıyı kontrol etmek.

Bilimin ışığında saçın anatomisi: Neden geri dönüş yok?

Saç telinin ana yapısını, tıpkı merdiven basamakları gibi sıkıca birbirine bağlanmış keratin proteinleri oluşturur. Saç telinin dış katmanı olan kütikül ise bu iç yapıyı koruyan pulcuklardan oluşur.

  • Yüksek ısı etkisi: Saçınızı aşırı yüksek ısıya maruz bıraktığınızda, bu ısı saç telindeki protein bağlarını parçalar. Saçın dış katmanı olan kütikül pulcukları zarar görür, kalkar ve saçın nemini kaybetmesine neden olur. Saçın içindeki suyu ani bir şekilde buharlaştıran aşırı ısı, protein yapısında geri dönüşü olmayan, kalıcı hasar yaratır.
  • Kalıcı hasar: Saç, tırnaklar gibi canlı olmayan bir dokudur. Cildinizde oluşan bir kesik gibi kendini yenileme yeteneği yoktur. Piyasada “onarım” iddiasıyla sunulan ürünler, hasarlı kütikül katmanını geçici olarak pürüzsüzleştiren ve saçın nem tutma kapasitesini artıran dolgu maddeleri içerir. Bu sayede saçınız bir süreliğine daha parlak ve güçlü görünebilir. Ancak saçın iç yapısındaki tahribat (kopan protein bağları) kalıcıdır ve eski haline getirilemez.

İşte bu yüzden, saç sağlığınız için hasar meydana geldikten sonra onu onarmaya çalışmak değil, baştan önlemektir.



Yıpratmamayı seçin: Dyson’ın saç bilimiyle tanışın

Saç sağlığının ilk adımı, birçok kişinin gözden kaçırdığı bir detayda gizli: Saç şekillendirmede kullanılan aşırı ısıdan kaçınmak. Dyson, bu bilimsel gerçeği merkeze alarak tüm saç şekillendirme ürünlerini, aşırı ısı hasarı olmadan etkili sonuçlar verecek şekilde tasarlar.

Dyson’Dyson’Dyson’ın temel felsefesi basittir: Saçı kuruturken ve şekillendirirken sıcaklıktan değil, akıllı mühendislikten ve güçlü, kontrollü hava akımından faydalanmak.

Yüksek teknolojiyle gelen koruma

Dyson saç şekillendirme makinelerinin tamamı, saç ve saç derinizin sağlığını korumaya odaklanan ortak bir teknolojiye sahiptir:

  1. Akıllı ısı kontrolü: Tüm Dyson ürünlerinde saniyenin çok küçük bir bölümünde sıcaklığı onlarca kez ölçen akıllı sensörler bulunur. Bu sensörler sayesinde makineler, saçın aşırı ısınmasını engelleyecek sabit ve güvenli bir sıcaklıkta kalır. Bu teknoloji, özellikle saç kurutma makinelerinin bile farkında olmadan yarattığı günlük ısı hasarını ortadan kaldırır. Örneğin, Dyson Supersonic Nural™ saç kurutma makinesi, saç ve saç derisi sıcaklığını sürekli analiz ederek, gerektiğinde ısıyı otomatik olarak düşürüp yükseltir.
  2. Dijital motor teknolojisi: Dyson’ın güçlü ve hafif dijital motoru, geleneksel makinelerin aksine ısıya bağımlı kalmadan, yüksek hızlı, kontrollü hava akışı sağlar. Bu sayede saçınızı yüksek ısıya maruz bırakmadan çok daha kısa sürede kurutabilir ve şekillendirebilirsiniz.
  3. Esnek şekillendirme gücü: Saç, ıslakken en esnek halindedir. Dyson Airwrap™ ve Dyson Airstrait™Dyson Airwrap™ gibi makineler, bu nemli halinden yararlanarak saça şekil verir. Saçınızı kuruturken ve şekillendirirken aynı zamanda saçı sabitlemek için soğutma gereklidir. Bu sebeple tüm makinelerde şekli kalıcı kılmak için saçın hızla soğumasını sağlayan Soğuk Şok (Cold Shot) özelliği bulunur.

Saç sağlığınıza yapılacak en iyi yatırım

Saç sağlığınız için sürekli olarak yüksek fiyatlı bakım maskeleri, serumlar ve kremler satın alıyorsanız, aslında hasarın sonuçlarına yatırım yapıyorsunuz demektir. Oysa Dyson, size bu hasarı kökten önleme seçeneğini sunuyor.

Unutmayın, binbir zorlukla uzattığınız saçlarınızın boyu, aşırı ısı nedeniyle her gün biraz daha koparak dökülüyorsa, hiçbir bakım ürünü bu kaybı geri getiremez. Saç tipinize en uygun Dyson ürünü (Airwrap™, Airstrait™, Supersonic™) ile tanışarak yıpratmamayı seçmek, sadece daha mantıklı değil, aynı zamanda daha kalıcı bir çözümdür.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.







İlgili Makale