X

Anthony Robbins’ten duygu ustalığına giden yol: Beden, dil ve odak üçlemesi

Hava karanlık, 5000 kişi kongre merkezinden otoparka doğru yalın ayak, başlar dik “Evet, evet, evet, evet…” diyerek yürüyor ve davullar çalıyor. Birazdan 1000 derecelik yanan korların üzerinde yürüyeceğiz. Zihinlerde hiçbir şüphe yok, kalbimiz bir ve güçlü atıyor çünkü “yüksel hal” deyiz.

Tüm bir gün boyunca Anthony Robbins bize “Duygu Ustalığı”nda rol alan 3 güçten bahsetti. Bahsetmekle de kalmadı, hücrelerimize işleyecek şekilde defalarca uygulattı. Bir taraftan rock konseri havasında geçen bu eğitim, bir taraftan yanan korlar.

Ateş yürüyüşü ciddi bir metafor. Bilinçaltına imkansız diye kendine söylediğin daha neleri gerçekleştirebileceğini sana deneyimleten bir ritüel. Düşünsene etrafında ne olursa olsun, içeride dingin olabilmek istemez miydin? Öyle bir düşünce-duygu-davranış döngüsü ki, yaşamının herhangi bir anında duygularının ötesine geçip durumu kontrol edebilme yetisi vadediyor.

Nedir bu 3 güç?

Anthony Robbins buna “üçleme” (triad) diyor. Her ne hissediyorsan, onu aslında hissetmek zorunda değilsin. Hissediyorsun, çünkü o hisse özel bir “üçleme” içerisindesin. Şayet duygularında ustalaşmak ve yaşamayı seçtiğin duyguları düzenli olarak hissetmek istiyorsan bu üçlemeyi öğrenmen önemli:

1. Fizyoloji: Duygu (e-motion) hareket ile elde edilir. Şu anda her ne hissediyorsan, direkt olarak bedenini nasıl kullandığın ile ilgili. Eğer omuzların ve başın öne düşmüş, kamburun çıkmış, kısık kısık nefes alıyorsan büyük ihtimalle depresif hissedersin. Kendini negatif duygu selinin içinde bulursan ayağa kalk, omuzlarını geriye at, sırtını dikleştir, derin nefesler al. Göreceksin ki bir anda “hal” in değişmiş olacak. Daha iyi hissedecek ve kararların bu doğrultuda değişecektir.

2. Filoloji (Dil): Dil, birçok farklı yönden incelenebilir; mesela kendine yüksek sesle ya da kafanın içinden sorduğun sorular… Şayet “Neden bu benim başıma geliyor?” diye sorduğunda hissedeceğin duygu ile “Bu benim başıma geldi, acaba bundan ne öğrenebilirim?” diye sorduğunda hissedeceğin duygu arasında fark olacaktır. Kullandığın dil kalıpları, yaşadığın duruma verdiğin anlamı belirlemede büyük rol oynar. Negatif bir durum içinde kendini bulursan kullandığın dil kalıplarına bir bak ve onları nasıl pozitife dönüştürebilirsin, bunun yolunu bul.

3. Fokus (Odak): Odağın nereye giderse, enerji oraya akar ve enerjinin aktığı yerde odağında olan her ne ise onu büyütür. Başka bir deyişle, yaşam neye odaklandığın tarafından kontrol edilir. Bu yüzden nereye gitmek istiyorsan oraya odaklanmalısın, korktuğun şeye değil. Kendini belirsizlik halinde bulursan, yükselen korkuya diren. Odağını neyi gerçekleştirmek istiyorsan ona çevir. Çünkü gitmek istemediğin yöne doğru odağını çevirirsen, gideceğin tek bir yer var: olmak istemediğin yer.

Kendini anlama ve farkındalık yolunda üçleme, duygusal ustalık yolunda atabileceğin ilk ve önemli bir adım. Bu aracı kullanarak daha pozitif ve yüksek halleri deneyimlemeyi seçebilirsin. Bu yüksek hallerinden kuracağın hayaller de, vereceğin kararlar da çok daha güçlü olacaktır.

Uzun süreden beri depresif hissediyor ve bu ne zihinsel ne de duygusal olarak pozitife odaklanamıyorsan yaz bana. Mutluluk yolunda içindeki güce bağlanıp, beraberce hayallerine doğru yürüyelim. yeliz@yelizruzgar.com / yeliz@powercoaching.us

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Muse Yeliz Rüzgar: İzmir doğumlu ve uluslararası tanınırlığı olan Yeliz Rüzgar, Bütünsel Yaşam Koçu ve Enerji terapistidir. Yurt dışı ve yurt içinde ortağı olduğu koçluk ve danışmanlık şirketleri aracılığıyla bireysel olduğu kadar kurumlara da inovasyon, yeni ürünlerin Türkiye' ye ithalatı, motivasyon, satış arttırma, iş-özel yaşam dengesi üzerine danışmanlık vermektedir. 2005 yılından beri Anthony Robbins eğitimlerine katılımının ardından tüm etkinliklerinde gönüllü asistanlık yapmış, Los Angeles ve Türkiye'de "Power Groups" oluşumlarını yönetmiş bir Anthony Robbins lideridir. Yeliz, 13 yaşında ilk ilgi duymaya başladığı bilim ve ruhsal alanların birleştiği konular üzerine, Dünya çapında tanınan Dr. Bernie Siegel, Dr. Bruce Lipton, Dr. David Katz, EFT tekniğini bulan Dr. Craig, NLP tekniğinin kurucu Dr. Richard Bandler, NLP ‘de ‘Time Line – Zaman Çizgisi’ tekniğinin yaratıcısı Tad James gibi isimler ile birlikte kongre ve festivallerde konuk konuşmacı olmuş, ‘Holistik Yaşam’ ile ilgili sunumlar yapmıştır. Halen Sedona Üniversitesinde bu alanda doktora çalışmalarına devam etmektedir. Yeliz, UCLA ve North Carolina Üniversitelerinde psikolojik araştırmalarda da kullanılan AuraVS isimli bio-feedback aracılığı ile yaptığı seanslar ile Dünya çapında binlerce kişinin yaşamlarını dönüştürmeleri, ilişkilerini geliştirmeleri ve yaşam amaçlarına bağlanmalarına yardım etti. Yeliz Los Angeles ve İstanbul ‘da yaşamaktadır. Hayat mottosu: ¨İmkansız diye bir şey yoktur, İste, planla, harekete geç, inan ve sabırlı ol.¨

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale