X

Anne olmamış ve olamayacak tüm muhteşem kadınlara: Anneler Gününüz kutlu olsun

“Anne sevgisi koşulsuzdur, koruyucudur, sıcak bir sığınaktır. Koşulsuz olduğu için denetlenemez, ya da elde edilemez.” Erich Fromm

Bugün bu yazımda, ben sizlerle birlikte, evet hep birlikte öncelikle tüm annelerimizin Anneler Gününü canı gönülden kutlayalım isterim. Ama bir kerecik olsun, yılda bir kez da olsa bir grup kadın var ki, ben bugün onların da (onlar henüz anne olamamış olsalar da belki hiç anne olmak şansları olmayacak olsa da) “Anneler Gününü” kutlayalım ve onlar için, onlarla birlikte hissettiklerine ortak olalım istiyorum…

Annelerimiz, hayatımızın en değerli taşları, en değerli kişileri… Bize gülmeyi öğreten, bize gerçekten bakmayı öğreten, kendileri uyumayıp uyutan, yemeyip yediren, giymeyip giydiren fedakar can-ım annelerimiz… Kendilerince her ne yaşa gelirsek gelelim her nerede olursak olalım her daim bizleri o doğduğumuz zamanlardaki özenle düşünmekten, merak etmekten ve endişelenmekten vazgeçmeyen annelerimiz.

Annelerimizin (tabii ki kendi canım annemin de) sıkça kullandığı bir cümleyi alalım istiyorum maceramıza başlarken “Anne olduğunda anlarsın.” Bu öyle kolayca söylenmiş kısacık bir cümledir ama bir grup kadın var ki onlar için kalplerinin tam ortasında yankılanır bu cümle. Bir grup adam var ki, hayatlarında eşlik etmekte oldukları kadının bir gülümsemesi için bu cümleyi yeniden ve yeniden söylemeye razıdırlar…

İşte ben bugün sizlerle birlikte “anne” olamadıklarımıza, yani fiziksel olarak anne olması henüz mümkün olmayan veya tıbbi gerekçeler dolayısıyla hiç mümkün olmayacak o sevgili özel kadınlara bakalım istiyorum. Bu yazım, bu Anneler Günü mesajım sadece onlara ait olacak. Kimse hatırlamasa da ben ve yanımda duran sizler, hep birlikte onların gerçek olamayacak olan “anneler” gününü kutluyor olacağız…

O kadınlar ki sadece içlerinde bir canın büyüdüğünü hissedebilmek için kaç kez tedavilerden geçtiler, kaç kez umutlarını yeşertmeye çalıştılar. Kaç kez geceler boyunca bu “olasılığın” güzelliği için gözlerine uyku girmedi. Kaç kez kendi kendilerine göz yaşı döktüler. Kaç kez sadece bir çocukları olabilsin, sadece bir kez “anne” olabilmek gerçekliğinin kendilerine bahşedilmesi için günlerce gecelerce dua ettiler. O kadınlar ki, bugüne kadar gördükleri her güzel çocukla birlikte gözleri yaşlarla doldu. O kadınlar ki kendileri anne olamasalar da sokakta karşılaştıkları her bebekte “anne” oldular da yanında geçebildiler. O kadınlar ki fiziksel olarak kendilerine verilmemiş olan annelik hissini öyle çok dilediler, içlerinde öyle derin bir hisle yinelediler ki, çoktan “gerçek” bir annenin kalbinin güzelliğine eriştiler.

Bizler ise Anneler Günü geldiğinde, o can-ım muhteşem kadınların sırf “anne” olmadıkları için, sırf kendileri bir çocuğu dünyaya getiremedikleri için Anneler Günlerinin kutlanamayacak olduğunu düşündük değil mi? Şimdi hep birlikte bakalım istiyorum, o yüce kadınlar için, sadece “doğum” yapmamış oldukları için “anne” olmak hakkı ellerinden alınabilir mi?

Sabah uyandıklarında ilk akıllarına gelen annesiz güne uyanan onlarca çocuğun varlığıysa… Kendi çocukları olmasa bile annesiz ve babasız olarak bu dünyaya gelmiş olan onlarca güzel kalbe yardımcı olabilmek için dişlerinden tırnaklarından artırarak paylaşmaya çalışıyorlarsa… O güzelim kalplerin küçücük yaşlarında hastalandıklarında, savaş verdikleri kurumlarda çalışıyor ve onlara her an yardım etmek üzere ellerinden geleni yapıyorlarsa… Sokakta yürürken bile, sadece “bir çocuk” gelecek ve bunu bulduğunda sevinecek düşüncesiyle yürüdükleri sokağa, banklara, parklara gofretler bırakıyorlarsa…

İşte bu güzel kadınlar, evet bir çocuğa belki can verememiş olsalar da, anneliğe muhtaç o güzel gözlerin yanında, karşılığında hiçbir şey beklemeden sadece saatlerce kitap okuyabiliyorlarsa… Bu kadınlar, evet genç kadınlar, evet belki olgun kadınlar ama işte anne olmanın fizikselliğinde yaşayamazken, ya manevi olarak çok daha ötede bir noktaya ulaşabiliyorlarsa… O can-ım kadınlar, karnı aç bir çocuk gördüklerinde, bir anneden çok daha öte üzülüyorlarsa… O bizim anne mertebesinde değerlendiremediğimiz güzel kadınlar, dualarında para yerine, ev yerine, araba yerine, kendilerine verilmemiş olan bebekler yerine (!) sadece bu dünyadaki tüm çocukların “hep” ve daha çok gülmelerini diliyorlarsa… Sırf kendi bedenlerinde büyütme şansları olmadığı (ve olmayacağı) için bu can-ım kadınlar Anneler Günü kutlamaya “layık” değiller midir? Bu kadınlar sadece çocuk “doğurmamış” oldukları için anne olmak hakları ellerinden alınabilir mi?

Ben işte o kadınlardan bir tanesiyim… Evet, bugüne kadar hayatımda çok ama çok istedim ve evet istedim kendi bedenimde büyüteceğim çocuklarım yanında, bu dünyada anne ve babasız olarak kalmış olan en az bir çocuğun daha bu dünyadaki “annesi” olabilmeyi… Bugün ben siz sevgili okuyucularım içinden olanlarınız gibi, sevgili annem gibi “anne” olabilmiş değilim… Ama biliyorum ki benim gibi kadınlar var, bu yazımda bana eşlik ettiler, bu satırları benim kadar yaşadılar… Burada kendim hakkında kurmuş olduğum onlarca cümleyi en az benim kadar anladılar…

Siz sevgili anne olamayan, bugün anne olamamış olan (ve belki de bu yaşam süreci içerisinde anne olması mümkün olmayacak olan) tüm güzel muhteşem kadınlar; “Anneler Gününüz kutlu olsun”… Her ne olursa olsun, annelik fiziksel olarak olmaktan öte, duygusal olarak bir kadının “hissedebileceği” en olağanüstü “oluş” halidir…

Siz sevgili “anne” olamayan, bugün “anne” olamamış olan (ve belki de bu yaşam süreci içerisinde anne olması mümkün olmayacak olan) tüm güzel muhteşem kadınlar; bugün ve yarın benim kalbimde en güzel anneler sizlersiniz…

 

İlginizi çekebilir: Ne dışarıda ne başkasında: Aradığımız ama bulamadığımız mutluluk, sen neredesin?

Pınar Özeken (Ulus): 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü ile Kimya bölümlerini bitirdi. Aynı üniversitede Biyomedikal Mühendisliği ve İspanya Pompeu Fabra üniversitesinde master derecelerini aldı. Özellikle 2011’den bu yana moda ile ilgili çalışmalara ağırlık verdi ve hala moda üzerine yazı dizileri, farklı moda kaynaklarında yayınlanmaktadır. Yoga eğitmeni olma yolunda ilerleyen Pınar, bir Arjantin Tango aşığı. Gerçek tutkularından bir diğeri ise seyahat etmek."Dünya üzerinde ayak basılmadık toprak kalmasın" mottosu ile dünyayı dolaşmaya devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.

i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.



İlgili Makale