Anı yaratmak mümkün: Geçmiş ve gelecek yok, sadece şu an var

Geçmiş ve gelecek nedir? Geçmiş önceden yaşamış olduğumuz olayların zihnimizdeki duygusal karşılığı, gelecek ise yaşamak istediğimiz hayatın, ümitlerimizin duygusal karşılığı değil midir?

Peki, bu duygusal karşılıkları kavrama biçimimiz yeterince özgün müdür sizce? O ayakkabıyı, o çantayı alma ihtiyacımız bizim bir ürünümüz mü, yoksa bize ihtiyaç gibi pazarlanan bir yanılsama mı? Bence herkes kendine objektif bakıp bu sorunun cevabını dürüstçe verebilir.

Evet, son zamanlarda dünya artık bir tiyatro sahnesinden daha acıklı, olan şeylere inanamıyor, adapte olmakta zorlanıyor, yer yer ümidimizi kaybediyoruz. Unutmamalıyız ki tarih tekerrürden ibaret ve her jenerasyon kendi tekamülü için gerekli engelleri aşarak hayatına devam etti, bizimki de diğerlerinden farklı değil.

Bize sunulan ayrı olma illüzyonundan dolayı bizim yaşadığımız sahnenin, kendi rolümüzün en ağır, en zor, en acıklı olduğuna inanma eğilimindeyiz. Ama hepsi sadece bir oyun. Her biri birbirinden güzel tasarlanmış, herkesin kendi rolüne uygun, sonunda sadece bütüne “deneyim” olarak aktarılan koca bir sahne.

Bu koca sahnede kendi rolünü canlandıran, oyunun geri kalanının gidişatına etki etmeye çalışmayan kazanıyor. Çünkü bu sahne akışında, kendi kişisel çıkarlarımız uğruna müdahale ettiğimiz her şey sonradan gelip kendi ayağımıza dolanmak üzere tasarlanmış. Bütün insanlar, hayvanlar, bitkiler, dünyanın kendisi, daha büyük ölçekte evrenin tamamının birbirine bağlı olduğu gerçeği artık bilim tarafından kabul edilmekle birlikte bütün bilim insanları yarışırcasına bu olguyu açıklayabilecek teorinin peşinde.

Her şeyin birbirine bağlı olmasını kendi hayatımız ölçeğinde düşündüğümüzde, sonunda hiçbir şeyin imkansız olmadığını ve düşüncelerimizin davranış, davranışlarımızın ise geçmiş, gelecek gibi algılama biçimleri yarattığını fark ederiz. Her şey çoktan yaşandı ve bitti. Geçmiş ve gelecek bizim bu anda deneyimlerimizi ve hayattan beklentilerimizi algılama biçimimiz sadece.

Bunu fark etmenin ve bu farkındalıkla yaşamanın önce kendi hayatlarımızda, sonra bütünün hayrında neleri değiştirebileceğini ancak yaşayınca göreceğiz, o vakte kadar bunu gelecek olarak algılamaya devam ederek yaratımına anda başlayabiliriz.

İlginizi çekebilir: Yaşama dair herkesin sorması gereken 3 önemli soru

Gizem Demirci
Ben Gizem Demirci, Hemşirelik okulunu bitirip çalıştıktan sonra sanata olan yakınlığım vesilesiyle, Mimar olmak üzere Türkiye’de başlayıp, İspanya’da devam edecek olan eğitimimi başarıyla tamamladım. ... Devam