X

Alışverişlerinizde tüketim yerine türetim ekonomisini destekleyin: Good4Trust ile tanışın

Bugüne kadarki yazılarımda “mindfulness” kavramından yola çıkarak bilinçli farkındalık yaklaşımı ile; tecrübe ettiğim süreçleri, literatüre geçmiş yeni bilgileri paylaştım. Yazılarda (ve kendi sürecimde) kimi zaman ezberlenmiş alışkanlıkları sorguladım, kimi zaman yargısızca mevcut anda kalmanın altını çizdim, sizler gibi ben de yeni alışkanlık edinmenin pratiğimizi artırdıkça güçlenen bir kasımız olduğunu öğrendim.

Yazıların temelinde iki şeyin altını hep çizdim; kendimizi bir bütün olarak ele almanın önemine ve farkındalığı artırılmış yaşamın “aynalarla çevrili bir kişisel gelişim” sürecinden çok daha fazlası olduğuna işaret ettim.

Zaman zaman kendimize şu sarsıcı gerçeği hatırlatmamızda fayda var; bizler bizden çok daha büyük bir bütünün parçasıyız. Seçimlerimiz sadece bizi bağlamıyor, yaptığımız her seçim bir döngüye hizmet ediyor. Tam da bunun için bilinçli farkındalık ile sahip olduğumuz; seçim özgürlüğü ve seçim gücünün farkına varıyoruz.

Benim satın alma alışkanlıklarımı gözden geçirmemi sağlayan en etkili adımlardan biri “Gerçek Bedel” (The True Cost) isimli belgeseli izlememle oldu. Giyim endüstrisinin arka sokaklarını gözler önüne seren bu belgeselden sonra alacağınız her parça ürünün anlamı sizler için çok değişecek.

Satın alma alışkanlıklarımı anlamlı bir şekilde değiştiren bir diğer dönüm noktası ise Good4Trust.org topluluğu ile tanışmam oldu. Tüketim yerine türetim ekonomisinin önemini anlatan bu sosyal girişim; sosyal ve ekolojik açıdan adil, kültürel ve biyolojik çeşitlilik açısından sürdürülebilir üretim yapan üreticilerden ve yaşadığı evreni tüketmek yerine bilinçli seçimlerile bu üreticileri destekleyen insanlardan oluşuyor. Gıdadan kozmetiğe birçok üreticinin bulunduğu çarşısında ihtiyacınız olan ürünleri adil koşullarda üreten üreticilerden satın alarak sorumlu bir satın alma yapmanın yanı sıra, adil üretimi ve sürekliliğini desteklemiş oluyorsunuz.

Bizler her bir tercihimiz ile bir sistemin destekçisi oluruz. Good4Trust.org’un altın kuralı gibi kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başka canlıya yapmayarak; parçası olduğumuz bütüne minnet duyup, iyiye destek olup onun varlığının sürmesine katkı sağlayarak yaşamak… İşte gerçek farkındalık budur! Birçok kanaldan bizlere pompalandığı gibi, gerçek mutluluğun sahip olmak ile bir ilgisi olmadığını hepimiz tecrübe ettik! Bizler sahip olmanın peşinde koşmaktansa, parçası olduğumuz sistemle ilişkimizin şeklini incelemeliyiz. Şu bir gerçek ki sahip olduğumuz her şeyin ekonomik maliyetinin yanı sıra bizlere duygusal maliyeti de bulunuyor.

Peki içinde bulunduğumuz çağın gerçeği ile her şeyi dört dörtlük yapmak mümkün mü? Bu noktada kendimize acımasız olmamamız gerekiyor; ya hep ya hiç yaklaşımı ile yaşamaktansa, dönüşümün kendisi olup gündelik hayatımızdaki seçimlerimizi gözden geçirerek işe başlayabiliriz.

Belki her satın alma adımımızda şu 3 soruya cevap vererek işe başlayabiliriz;

  • Buna ihtiyacım var mı?
  • Hangi koşullarda üretilip önüme geldi?
  • Ben bu koşulları desteklemek istiyor muyum?

İlginizi çekebilir: Bu yıl bir değişiklik yapın: En güzel yeni yıl hediyesini kendinize verin

Gamze Nokay: 2009 yılında işletme bölümünü bitirdikten sonra farklı kültürlerden beslenmek için 2 yıllığına Londra’ya gitti. Londra’da Kurumsal İletişim eğitimini tamamlandıktan sonra Türkiye’ye dönerek profesyonel iş hayatına kurumsal bir şirkette başladı. Çalışma hayatı ve gündelik yaşamın da etkileri ile hepimiz gibi; esneklik, öz şefkat, farkındalık gibi alanlarda gelişime ihtiyaç duydu (ya da ihtiyaç duyduğunu fark etti). Bu doğrultuda yoga, meditasyon, midnfulness gibi araçlardan beslenmenin yanı sıra MBSR ve Self-Compassion gibi eğitimler ile bu konularda derinleşmeye başladı. LÖSEV ve TEGV’de gönüllü olarak başlattığı STK çalışmalarına; Good4Trust.Org’da 2019 yılından itibaren gönüllü iletişim koordinatörü olarak devam ediyor. Kurumsal hayattaki yolculuğunun yanı sıra; farkındalık ve gönüllülük çalışmaları ile ruhunu beslemeye devam ediyor.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale