Aldatılmak üzerine: Aldatma, aslında nedir?

Ne kadar iyi geldi geçen hafta yazdığım yazı ruhuma, ah bir anlatabilsem sizlere. Yazmayı, duygularımı ve fikirlerimi okurlarımla paylaşmayı, kimse okumasa da yalnızca yazıya dökmeyi ne kadar sevdiğimi bir kez daha hatırlattı bana…

Özellikle de hiç beklemediğim, yıllardır iletişimde olmadığım kişilerin yazımı okuyup benimle iletişime geçmiş olmaları nasıl kıpır kıpır etti içimi bir bilseniz. Kimileri zamanında güzel sohbetlerimizin olduğu, kimileri ise bir zamanlar dertlerimizi, sevinçlerimizi paylaştığımız eski dostlar… Onlar kendilerini bu yazımı okuyorlarsa zaten biliyorlardır. Hepsine çok içten teşekkürlerimi göndermek istiyorum. Dilerim iletişimimiz bu vesileyle yeniden hayat bulur. Seviliyorsunuz.

Gelelim bugünün içeriğine. Bugün sizlerle aldatma ile ilgili duygularımı paylaşmak istiyorum.

Bana göre aldatma konu olunca insanlar üçe ayrılır: Hayatının her döneminde her şekilde aldatılanlar, aldatıldıklarından habersiz olanlar ve hiçbir şekilde kimse tarafından aldatılmamış olanlar.

Üçüncü seçenek var mıdır ya da yüzdeliği nedir bu tabii tartışılır, ancak ben bu şanslı azınlığı izleyici koltuğuna oturtup ilk ikisini yaşamış olanların durumunu masaya yatırmak istiyorum bugün…

Öncelikle aldatma nedir? Birlikte olduğunuz kişinin fiziken başka biriyle birlikte olması mıdır yalnızca aldatma? Ben buna kesinlikle katılmıyorum. Bana göre, insanların birbirlerine söyledikleri yalanlar, kalben başkasını arzuluyor olması, hatta gerçekleşmeyeceğini bildiği sözler söylemesi en büyük aldatmalardandır.

Aldatmayı, yalanlarıyla en yakın dostlarınız, en sevdikleriniz de yapabilir, hayatınızı paylaştığınız insanın ağzından çıkan “Oksijeni bilmem ama ben sensiz yaşayamam.” cümleleri de…

Burada çok sevdiğim birinin yaşadığı bir örneği ele aldığım için kendisinin affına sığınıyorum. Kendisini ne çok sevdiğimi zaten o çok iyi biliyor…

Ama hepimiz bu gibi cümleleri kim bilir kaç kez duyduk. Bazıları elbette ki sadece laftaydı ama bazılarını yüreğimizin en derininde hissetmedik mi? Sanki gerçekten birlikte yaşlanacağımıza inanmadık mı? Sizi bilmem ama en azından ben inandım.

“Bunları söyleme bana, gerçekleşmeyebilir, zaman ne gösterir bilemeyiz, ayrıladabiliriz…” ve bunun gibi birçok şey söylemiş de olsam, beni hiç ayrılmayacağımıza ısrarla inandırmaya çalışmaktan bir gün bile vazgeçmeyen biriydi çünkü geçen haftaki yazımda da bahsettiğim kişi. Peki ben şimdi inanır mıyım bir daha bunun gibi ‘palavralara’? Bilemiyorum. Neden olmasın ki? Sonuçta hayat hayaller olmadan da çekilir mi be?

Birçok insan tanıdım hayatım boyunca, şanslıyım ki hepsi de içten insanlardı. Kalbimi kıranlar ve kalbini kırdıklarım da olsa aralarında, inanın hepsi hayatıma, karakterime, bugünkü Gizem’e bir şeyler kattı da gitti. İyi veya kötü. Birçoğu da iyi…

Hiçbiriyle hayatlarımdan çıktıkları ana kadar kötü anım olmadı diyebilirim sanırım, elbette tartışmalarımız, kalp kırmalarımız olmuştur ama geriye baktığımda, ya güldürdüler, ya eğlendirdiler, ya içimi ısıttılar, ya da derdime ortak oldular.

Ama aldattılar da aynı zamanda. Dedim ya sadece bedenen başkasıyla birlikte olmak değildi sonuçta aldatma, yalan da bir aldatma…

Birisini arzulamak, onunla flörtleşmek, saatlerce mesajlaşmak ya da pembe (sizin deyiminizle beyaz, ama ben bu şekilde kullanmışımdır hep) de olsa yalanları ardı ardına sıralamak? Değil midir bunların tümü de aldatma?

Siz aldattınız mı peki hiç sevdiklerinizi? Bu soruyu her iki şekilde de soruyorum ama. Önce bilinen tabiriyle bir düşünün, sonra da Gizem’in tabiriyle? Benim dediğim gibi olanını hepimiz yaptık, yapmadık mı? E ben de aldattım demek ki sevdiklerimi, ne ayıp bana da…

O zaman niye acı çekiyoruz ki aldatılınca? Hepimizin bir şekilde yaptığı şey değil mi sonuçta?

Hadi bunu bir düşünün ve hayatınızdan çıkanlara üzülmeyi oracıkta bırakın artık.

P.S.: Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla yaptım bugün kendi kendime resmen 🙂

Özellikle şarkılarını asla ama asla unutamadığımız o 90’lardan belki de ilk 10’umda yer alan bir şarkıyı bırakıp el sallıyorum bugün sizlere.

Sağlıkla, neşeyle ve de kahkahayla geçireceğiniz günleriniz olsun…

Rengin – Aldatıldık

İlginizi çekebilir: ‘Bu yıl kendimi seçiyorum’: Hayal varsa, umut vardır

Gizem Okut
1986 yılında İstanbul’da doğdum ve Kıbrıslıyım. 2010 yılında DAÜ’de Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümünü bitirdikten sonra Londra'da moda yazarlığı da dahil olmak üzere moda ... Devam