X

Akıllardan kolayca çıkmayan düşünce: Kaybetme korkusu

Kaybetme korkusu hepimizin zaman zaman içine düşen bir korkudur. Sevdiklerimizin hasta olması, başına bir şey gelmesi, onları bir daha görememe düşüncesi kimi zaman bir taş gibi yüreğimize oturur. İçimizi kasvet kaplar, kendimizi kötü hissederiz. Bu herkeste az ya da çok görülen bir durumdur.

Sevdiklerimizi kaybetme korkusu büyüdüğünde ve günlük yaşamı etkiler hale geldiğinde bu durum psikiyatrik yönden önem kazanır. Özellikle kaygı bozuklukları hatta takıntılar bu düşüncenin günün her saatini bu endişe ile geçirdiğimiz zamanlar haline getirir. Öyle ki sabah gözümüzü açtığımızda başlayan, akşam uyuyacağımız zamana kadar devam eden kaygı nedeniyle sürekli içimizde bir huzursuzluk duyar, zaman zaman ağlama isteği hissederiz. Burnumun direği sızladı denilecek kadar kötü olabiliriz. Hatta sanki onlara bir şey olmuş ve onları kaybetmişiz gibi derin bir keder duygusu yaşarız. Bu durum kişilerin başlarına herhangi bir kaza ya da hastalık geldiğinde depreştiği gibi kimi zaman hiçbir şey yokken bile aklımıza gelebilir ve aklımızdan atmakta zorlanabiliriz. Takıntı bozukluğu denen bu durumun en önemli özelliği bu düşünceyi aklımızdan atamayışımız ve sürekli olarak gün içinde aklımıza gelmesidir. Bu yüzden takıntı durumu atılmadıkça giderek bu korku artar ve yaşantımızı zindana çevirebilir.

Kaybetme korkusunun çok olduğu bir diğer hastalık da depresyondur. Gerek çocukluk çağı depresyonu olsun gerekse erişkin yaşlarda ortaya çıkan depresyon olsun her ikisinde de yakınlarınızı kaybetme korkusu çok fazladır. Depresyondaki kaybetme korkusunun takıntı bozukluğundan farkı, depresyonun diğer bulgularının eşlik etmesi yanında takıntı kadar sürekli aklımızı işgal etmemesidir. Depresyonda enerji kaybı, isteksizlik, uykusuzluk ya da aşırı uyku hali, iştahsızlık ya da aşırı iştah durumu ortaya çıkabilmektedir. Depresyonda da kişinin aklına yakınlarını kaybedeceği düşüncesi gelir ama burada takıntıdan farklı olarak sevdiklerinin kendisini terk edeceği, kendisini artık sevmeyeceği, kendisinin sevilmeye layık bir insan olmadığı düşünceleri de gelmektedir.

Kaybetme korkusu aşırı olmadığı sürece çok fazla tedaviye gerek yoktur. Sevdiklerimizle daha çok zaman geçirmek, onları sevdiğimizi sık sık söylemek bu kaygıları aşmada faydalı olacaktır. Korkunun biraz daha arttığı durumlarda psikoterapilerin faydası vardır. Psikolojik yardım almak, korkunun sebeplerini araştırmak ve korkunun üzerine gitmek bu durumda faydalı olacaktır. Ancak daha ileri boyutlara vardığında, günümüzü hep bu korkuyla geçirdiğimizde, onlarsız yaşamın ne kadar kötü olduğunu düşünmekten iş yapamaz hale geldiğimizde kısa dönem de olsa psikiyatrik ilaç kullamakta fayda vardır. Sevdiklerinizle mutlu bir hayat sürmeniz dileğiyle.

 

İlginizi çekebilir: Duyguların tetiklediği psikolojik bayılma hakkında bilinmesi gerekenler

Psikiyatrist/Psikoterapist Sabri Yurdakul: Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu, 1992 yılında ise Ankara Numune Hastanesi'nden "Psikiyatri Uzmanlığı" diplomasını aldı. Uzmanlık eğitimi sırasında Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma Rehberlik Bölümü'nde özel öğrenci olarak eğitim aldı. 1992 yılında Adana Ruh Sağlığı hastanesinde çalışmaya başlayan Yurdakul aynı tarihlerde “Yaprak Psikiyatrik ve Psikolojik Danışma Merkezi”ni kurdu. Adana'daki çalışmaları sırasında psikodrama eğitimleri yanı sıra kognitif terapiler ve gestalt terapisi eğitimlerine devam etti. 2008 yılında İstanbul Nişantaşı'nda Yaprak Psikiyatri'nin ikinci şubesini açan Yurdakul, katıldığı pek çok Tv programının yanı sıra iki sezon boyunca Cine 5 TV'de "Yaşamdan Bir Yaprak" adlı programı gerçekleştirdi. Halen düzenli olarak hürriyetaile.com ve mynetkadın sitelerinde köşe yazıları yayınlanan Yurdakul’un şimdiye kadar yayınlanmış 10 kitabı bulunmaktadır.

Akıllı bir dokunuşla birbirine bağlanan yıkama ve kurutma teknolojisi

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak için var, ancak bazen karmaşık ayarlar ve sonsuz seçenekler arasında kaybolabiliyoruz. Özellikle evdeki temizlik rutinlerinde en vakit alan işlerden biri olan çamaşır ve kurutma süreci, doğru programı seçmekten kıyafetleri yerlerine yerleştirmeye kadar pek çok küçük ama süreklilikte yorucu karar anı içeriyor. Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi ise bu karar mekanizmasını tamamen üzerinizden alarak, teknolojinin keyfini sürmek isteyenlere gerçek bir dijital asistan deneyimi sunuyor.



Birbirini anlayan teknolojiler: intelligentDry

Siemens iQ700 serisinin en konforlu yanlarından biri, çamaşır ve kurutma makinesinin birbiriyle konuşabilmesi. intelligentDry teknolojisi sayesinde çamaşır makinesi, son programdaki çamaşır miktarı ve nem seviyesi gibi verileri analiz ediyor ve bu bilgileri doğrudan kurutma makinesine aktarıyor. Sonrasında en uygun kurutma programı otomatik olarak seçiliyor, süre ve sıcaklık en ideal seviyede ayarlanıyor.

Siz sadece çamaşırları makineye yerleştiriyorsunuz. Spor kıyafetleri, pamuklu tişörtler ya da hassas gömlekler… Hangi programın daha doğru olduğunu düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü teknoloji, yıkama verilerine göre karar veriyor. Bu da her seferinde aynı temiz sonuçlar anlamına geliyor. Ne fazla kurutulmuş sert kumaşlar ne de nemli kalmış çamaşırlar. Size sadece tertemiz ve tam kurumuş kıyafetlerinizi dolaba yerleştirmek kalıyor.



i-Dos ile her yıkamada doğru miktar, maksimum verim

Çoğu kişi çamaşır makinesine deterjan koyarken “Bir kapak daha eklesem mi?” diye düşünmüştür. Deterjanı az koyduğunuzda lekeler çıkmıyor, fazla koyduğumuzda ise hem çevreye zarar veriyor hem de kıyafetlerde durulama problemi yaşanabiliyor. i-Dos teknolojisi bu ikilemi tamamen ortadan kaldırıyor.

Akıllı sensörler, çamaşır miktarını, kirlilik derecesini ve suyun sertlik seviyesini analiz ederek gereken su ve deterjan miktarını otomatik olarak hesaplıyor. Üstelik Siemens Home Connect uygulaması üzerinden deterjan şişesinin barkodunu tarayarak kullandığınız deterjana göre optimize edebiliyorsunuz. Böylece her yıkamada maksimum performans elde ediliyor.

Günlük hayatın temposunda küçük gibi görünen bu detaylar, aslında büyük bir konfor alanı yaratıyor.



Kontrol her zaman cebinizde

Evden çıktınız ve makineyi çalıştırıp çalıştırmadığınızdan emin olamadınız. Ya da işten dönmeden önce çamaşırların yıkanıp kurutma için hazır olmasını istiyorsunuz. Siemens Home Connect uygulaması sayesinde makinenizle her an bağlantıda kalabiliyorsunuz.

Programları uzaktan başlatabilir, süreci anlık olarak takip edebilir ve ihtiyacınıza uygun yeni programları indirebilirsiniz. Sürekli güncellenen 20’den fazla akıllı programa birkaç adımda ulaşabilir, kıyafetlerinize en uygun seçeneği zahmetsizce belirleyebilirsiniz. Siemens Home Connect, teknolojiyi karmaşık bir yapı olmaktan çıkarıp günlük hayatınızın doğal bir parçası haline getiriyor.

Siemens iQ700 çamaşır ve kurutma makinesi, sadece bir beyaz eşya değil; evdeki rutininizi hafifleten bir çözüm ortağı gibi çalışıyor. Sizin yerinize düşünen, analiz eden ve karar veren bir sistemle çamaşır yıkamak artık ekstra efor gerektiren bir iş olmaktan çıkıyor.

Tek dokunuşla birbirine bağlanan bu akıllı ikili, program seçme stresini ortadan kaldırırken her seferinde dengeli, özenli ve güvenilir sonuçlar sunuyor. Çünkü bazen gerçek konfor, hiçbir şeyi ikinci kez düşünmek zorunda kalmadığınız anlarda saklıdır.

*Bu yazı Siemens’in katkılarıyla hazırlanmıştır.





İlgili Makale