Tek başınalık ve mücadele: Biri başlı başına zorken ikisiyle nasıl hayatta kalacağız?

Her şeyin yoluna gireceğini bildiğin ama o yolun neresinde olduğunu, hangi yoldan gitmen gerektiğini bilmediğin anlar vardır. Bu anlar bazen günlerini bazen haftalarını alır. Günlük hayat akışın devam etse de kafandaki senaryolar oradan oraya çekiştirir durur seni. Mücadele etmekten yoruldum dersin yine de her şeye rağmen kendin için devam etmen gerektiğini bilirsin. Peki hayatta yaşadıkça, tecrübe ettikçe var oluyorsak, bu dayanma gücünü nasıl bulacağız?

Her çıkmaza girdiğimde kaderin önüme iki yol çizdiğini düşünürüm. Yollardan biri gücümün tükendiğini hissettiğim ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmayıp hatta her şeyin daha kötüye gideceğine dair düşüncelerle doludur. Her şeyden vazgeçmeye sadece bir adım uzakta iken içimdeki ses diğer yolu karşıma çıkarır; “Evet hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ama en azından bir daha bu kadar kötü olmayacak”. Haydi devam deyip önümde zorlu gördüğüm çıkmazlarla savaşmak yerine kendim için mücadele etmeye başlarım. Bilirim ki bu yolda yalnız değilim ama tek başımayım.

Şansını da şanssızlığını da kendin yaratıyorsun.

Tek başına mücadele ediyorsan;

Birinci kural asla kendini başkalarıyla kıyaslama.

“Bende bu fırsat, şans olsaydı nasıl başarılı olurdum.” düşüncesinden uzak dur, bu seni sadece öfkeye sürükler. Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve inan kimse o mükemmel hayatı yaşamıyor. Oysa sen değerlisin, yeterlisin ve kendi kendine başarmaya  gayret ediyorsun. Fırsatlar ayağına kadar geliyor seçimini sen yapıyorsun. O yüzden şansını da şanssızlığını da kendin yaratıyorsun.

İkinci kural; kişilerden beklentini en alt seviyede tut.

Çünkü sen, ertesi sabah uyanmak, her daim ayakta kalmak, aklına sığmayanları kalbine doldurmak, kalbinin yükü artsa da nefes almaya devam etmek zorundasın. Etrafındaki herkesin önceliği farklıdır ve herkes kendi yaşamın gereklerini yerine getirebilmekten sorumludur. Normal olan da zaten kendi temel becerilerini kullanabiliyor olman değil mi?

Hayalin belki tam sana göre belki de yalnızca bir heves bilemezsin, ancak işin işine biraz da olsa girersen görünür gerçekler.
Üçüncü kural; kendini tanı.

Doğru karar vermek önce kendini tanımakla başlıyor. Kendini tanımadan attığın her adım anlamsız yere yıpranmana sebep olur. Yapmak istediğin şey ya da kendini gördüğün yer, fikir olarak imkansız ise o yönde araştırma, çalışma yapmak kendi potansiyelini daha iyi görmene yardımcı olur. Hayalin belki tam sana göre belki de yalnızca bir heves bilemezsin, ancak işin işine biraz da olsa girersen görünür gerçekler.

“Unutma savaşı kazananlar değil, mücadelesinden vazgeçmeyenler başarılı olur.”

İlginizi çekebilir: Yalnızlığın anatomisi ve yalnızlık duygusuyla başa çıkabilmenin yolları

Yazarın diğer yazıları için tıklayın.

Eğitim Danışmanı Burçak Çakmak
Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde yüksek lisansını tamamladı. Öğrencilerinin eğitim öğretim yaşamlarında düzenli ders çalışmalarına, verimli ders çalışarak başarıyı sağlamalarına, motivasyonlarını ... Devam