X

Zihninizdeki hikaye anlatıcıları susturun: Siz o değilsiniz

Hayatımızda doğduğumuz andan itibaren bir şeyler yaşamaya ve deneyim oluşturmaya başlıyoruz. Bebeklik çağında farkında olmasak da (bu yaşlarda yaşadıklarımız da bizi şekillendiriyor), özellikle belli bir yaşa geldikten sonra etrafımızı taklit ederek, bir kişilik yaratıp onu oynuyoruz. Tüm öğrendiklerimizi ve deyimlerimizi, kendi kimliğimiz adı altında kocaman bir BENLİK algısı ile var ederek, her gün yaşamaya devam ediyoruz. Peki sana çok basit bir soru sorsam cevaplayabilir misin acaba?

Tüm o yaşadığın deneyimlerini ve sıfatlarını bıraksan şu anda SEN kim olurdun?

Hikayelerimiz ve bunlar üzerinden tariflerimiz bizi biz yapan en önemli öğeler. Ne yazık ki birçok hikayemiz işe yaramayan cinsten. En azından bu hayat deneyiminde ilerlememiz için pek de kullanışlı değil. Neden mi? Şöyle bir basit örnekle açıklamaya çalışayım. Misal sen daha küçük bir çocukken (farkındalık denen kavramdan bile haberin olmayıp her yaşananı doğru olarak kabul ettiğin ve her şeyin sana gerçek olarak geldiği dönemde) sana bir öğretmenin yaptığın ödevin yetersiz olduğunu söylüyor, sınıfta seni azarlayarak küçük düşürüyor. Sen de bu deneyimden o kadar çok etkileniyor ve bunu o kadar içselleştiriyorsun ki, işe yaramaz, yetersiz biri olduğun yargısını otomatik olarak DOĞRU kabul ediyorsun.

Bu kabul üzerinden bir sonraki ufacık bir yetersizlik deneyiminde hemen bir önceki deneyimi hatırlayarak bu durumu perçinliyorsun. Ve defalarca bu durumu tekrar ettiğin için, bu senin için o kadar büyük bir DOĞRU hikaye haline geliyor ki artık bir şeyi yapmadan önce “YETERSİZ” olduğunu bildiğin için, onu yapmaya bile uğraşmadan, otomatik olarak yenilgiyi ve başarısızlığı kabul ediyorsun.

Bu küçük örnekte olduğu gibi çok basit bir olayla başlamış bir hikaye, devamında tüm hayatını etkileyen kocaman bir DOĞRU halini alıp senin kişilik özelliğin olabiliyor. Ve düşün ki deneyimlerimiz sonucu kendi kendimize doğru kabul edip, yarattığımız ne kadar çok hikaye mevcut. Ben “SEVİLEMEM”, “DEĞERSİZİM”, “ÖNEMSİZİM”, “KUSURLUYUM”, “ÖZGÜR DEĞİLİM” ve bunun gibi DOĞRU kabul ettiğimiz birçok hikaye…

Peki hikayeyi anlatan kim? ZİHİN.

Ya hikayeyi dinleyen kim? KENDİN.

O zaman burada bir gariplik yok mu? Aslında zihnin de sana ait bir yapı değil mi? Onu da rahatça kontrol edebilmen gerekmiyor mu?

Ne yazık ki süreç böyle işlemiyor. Hepimize küçüklüğümüzden beri ne yapmamız, ya da ne yapmamamız gerektiği o kadar güzel öğretildi ki. Fakat kafamızın içinde konuşan hikaye anlatıcıyı nasıl yönetebileceğimiz öğretilmedi. Bunun için kimseye kızamayız, çünkü bilmedikleri bir şeyi bize öğretmelerini bekleyemeyiz. Sadece bunun farkına varıp anlayabilmiş ve bu süreçten geçmiş birisi size bunları anlatabilir ve öğretebilir. Tabi eğer şanslıysanız böyle birisiyle tanışmışsınızdır. Yok eğer tanımıyorsanız da üzülmeyin çünkü bu yazıyı okuyorsunuz!

Kendi hikaye anlatıcınızı ve size anlattığı hikayeleri anlamak istiyorsanız sadece bunun için FARKINDALIK sahibi olabilecek bir şeyler yapmalısınız. Ben kendi adıma bunun için YOGA pratiği yapıyorum. Özellikle düzenli meditasyon sayesinde, zihnimde bana hikayeler anlatan hikaye anlatıcının anlattıklarına inanmamaya ve daha çok işime yarayan yeni hikayeler oluşturmaya başladım.

İlk adımda eski hikayeleri bırakıyorsun, ikinci aşamada ise seni yolunda ilerletecek yeni kullanışlı hikayeler yazıyorsun ve onları oynuyorsun. Evet, yanlış okumadın; yine bir hikaye oluşturuyorsun, ta ki hiçbir hikayeye ihtiyacın olmadığını ve kendini tanımlamak için hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını idrak ettiğin o aşamaya gelene kadar.

Eski yazıtlardan birisi olan Şiva Sutralar’da da belirtildiği üzere “Bilgi esarettir” (Jnanam Bandaha). BENLİK bilgisi ya da diğer bir değişle BENLİK hikayesinden özgürleştiğin o noktada, bütün bu esaret ortadan kalkacak. Senin için ortada ne bir hikaye anlatıcı kalacak, ne de onun tatlı ve acı hikayeleri…

Tüm hikayelerden ve konseptlerden özgür olabildiğin o noktada, ÖZ’de buluşuncaya kadar sevgiyle kalman dileğiyle…

İlginizi çekebilir: Zihnini sustur: Sen hiç sessizlikteki saadeti yaşadın mı?

Burak Ayhan: 1987 yılında, Akdeniz'in sıcakkanlı şehri Mersinde gözlerini dünyaya açan Burak, kendi kişisel öyküsüne başlamış. Herkes gibi kendi öyküsünün kahramanı olan bu şahıs, üniversitede tıp okumayı seçerek etrafındaki kişilere şifa vermeye niyetlenmiş. Sonrasında Radyoloji dalında uzmanlaşarak yolculuğuna devam etmiş. Fakat bu süreçlerde içinde hep bir şeylerin eksik olduğu duygusunu taşıyan kahramanımız, çeşitli kişisel gelişim seminerlerine, ruhsal öğreti danışmanlıklarına katılmış ve bu alanlarda bilgi sahibi olabileceği araştırmalar yapmış. Ta ki bir gün bütün öğretilerin dediği gibi "KENDİNİ BİL, KENDİNİ TANI" ifadesini uygulamaya ve gerçekten sadece kendi içine yönelmeye karar verip, meditasyon yapmaya başlayana kadar. Meditasyon yapmaya başlayıp kendini anlamaya ve tanımaya başladıkça, onun için süreç hızlanmış, işinin onu ifade etmediğine karar vererek işini bırakmış ve bir süre sonra da yolunu aydınlatan öğretmeni ile tanışıp YOGA yapmaya başlamış. Artık kendisi Yoga yolunda kendine giden bir yolcu. Bu yolda bir yandan öğretmeye devam ederken kendisi de bir yandan öğrenmeye, kendini keşfetmeye devam ediyor. İnsanlara artık bu yolla şifa vermeye ve aslında insanların kendi şifalarını bulmalarına destek oluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™’ya geçmek için 5 geçerli sebep

Sabah aynanın karşısında saçlarla geçirilen birkaç dakika, aslında günün enerjisini ve ruh halini belirliyor. Günün keyifli anlarından biri olan saç şekillendirme ritüeli, doğru araçlarla birleştiğinde tüm günün enerjisini pozitif yönde değiştirebilir. 



Dyson saç şekillendirme ürünleri hayatımıza girdiğinden beri saçlarımızı istediğimiz şekle sokmamıza yardımcı oluyor hem de bunu yaparken ısı hasarından koruyor. Şimdi ise saç şekillendirmenin bir adım ötesine geçerek bambaşka bir deneyim sunuyor. Dyson Airwrap Co-anda2x™ iki kat daha fazla hava basıncı yaratıyor. Böylece saç kurutma ve şekillendirme süresi neredeyse yarıya düşüyor.               

1. Farklı başlık seçenekleriyle hem günlük kullanımda hem özel günlerde kullanım imkanı

Saç şekillendirme artık tek bir forma sığdırılmıyor. Yeni Airwrap, sahip olduğu başlık çeşitliliği ile güzellik anlayışına farklı bir boyut getiriyor. İster hacimli bukleler, ister pürüzsüz düz fönler, ister doğal dalgalar olsun; her saç tipi ve ruh hali için bir çözüm sunuluyor.

Dyson Airwrap Co-anda2x™  modeliyle, sadece başlık değiştirerek, kuaför kalitesinde sonuçları ev konforuna taşıyarak herkesin kendi stilini özgürce yansıtması hedefleniyor.

2. Düz-dalgalı saçlar ve bukleli saçlar için farklı setler

Dyson, yeni  Airwrap Co-anda2x™   imodeliyle kullanıcı deneyimini bir adım daha ileri taşıyor. Artık herkesin saç şekline göre tasarlanmış bir başlık setine sahip olması mümkün.

  • Kıvırcık ve Bukleli Saçlar için farklı  bir set ve Düz veya Dalgalı Saçlar için farklı bir set sunuluyor.
  • Bu sayede, farklı saç şekillerine sahip insanların farklı ihtiyaçları karşılanırken hiçbir zaman kullanmayacak başlıklar elinize dolanmıyor.      



3. Kullanım alışkanlıklarınızı hatırlıyor

Dyson’ın teknolojik üstünlüğü, ürünün kullanım alışkanlıklarını hatırlama yeteneği ile pekişiyor. Bluetooth bağlantısı sayesinde kullanıcılar, saç şeklini, uzunluğunu ve şekillendirme tercihlerini uygulamaya kaydedebiliyor.

Bu özellik, Airwrap’ın sıcaklık ve hava akışını, kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlamasını sağlıyor. Başlık değiştirildiğinde ise o başlıkla ilgili yapılan ayarı hatırlıyor. Bu kişiselleştirme, cihazın çok daha pratik bir şekilde kullanılmasının önünü açıyor.

4. Yeni nesil motor,daha hızlı sonuçlar

Modern yaşamın temposunda her dakika değerli. Dyson Airwrap Co-anda2x™ , yenilenen motor teknolojisiyle bu zamanı size geri kazandırıyor. Artık saç kurutmak ya da şekillendirmek uzun bir hazırlık süreci olmaktan çıkıyor; güçlü hava akışı sayesinde saçlar daha kısa sürede kuruyor, daha hızlı şekilleniyor. İster belirgin bukleler, ister dalgalı ve düz modeller elde etmek daha kolay. 

5. Teknoloji ve güzelliğin buluşma noktası

Dyson Airwrap Co-anda2x™  sadece bir saç şekillendirici değil; teknolojinin zarafetle buluştuğu yeni bir güzellik anlayışı sunuyor. Her detayı, kendinizi en iyi hissettiğiniz anlara eşlik etmek için tasarlandı. Hızlı, kişisel ve etkili… Çünkü Dyson’a göre güzellik; bir kalıba sığmak değil, kendi en iyi halinizi bulmakla başlıyor.

*Bu yazı Dyson’ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

İlgili Makale